Daha önce de belirttiğim gibi görünen o ki, önümüzdeki aylarda seçimlere kadar tartışılacak ve konuşulacak esas konu yeni bir anayasa hazırlanması. Her ne kadar Başkanlık sistemi de öne çıkartılıyor ve esas konu imiş gibi takdim ediliyor olsa da Başkanlık sisteminin hayata geçirilmesi öncelikli olarak düşünülen sisteme uygun yeni bir anayasa hazırlanması ile mümkün. Bu bakımdan Başkanlık sistemini ikide bir gündeme taşıyıp durmak yerine düşünülen yeni anayasanın esaslarının gerekirse bir metin haline getirilerek topluma sunulması, tartışmaların bu düşünülen yeni anayasa etrafında yapılması gerekiyor. Kısacası, seçimlerde milletin gerçekten yeni bir anayasa ve bununla birlikte başkanlık sistemini istiyorsa ona göre oy kullanması sağlanmalıdır. Çünkü genellikle çerçevesi belirlenmeden dile getirilen istekler toplum tarafından benimsenmiş olsa bile içeriği tam olarak belirlenmeden yapılan tartışmaların ardından toplumun karşısında hiç düşünmediği ve gündeminde olmayan uygulamalar çıkabiliyor.
Bu bakımdan iktidar ve muhalefet partileri yazılı hale getirilmiş yeni anayasa isteklerini açıkladıktan sonra oy istemelidirler. Ayını zamanda toplumun, farklı anayasa taslakları arasında tercih yapabilme imkânı oluşturulmalıdır. Bu yapılmadığı sürece çerçevesi ve içeriği çizilmemiş ve topluma sunulmamış konularda yuvarlak bir takım nitelendirmelerle toplumdan oy alıp arkasından hiç hesapta olmayan bir sonucun ortaya çıkması toplumda ciddi sıkıntılara ve tartışmalara yol açabilir.
Bu ülkenin tek sorunu Başkanlık sistemine geçmek değildir. İnsan haklarını esas alan, farklılıkları bünyesinde barındıran ve koruyan, insan hak ve özgürlüklerini esas alan sivil bir anayasaya ihtiyaç vardır. Ancak, farklı anlayışlara sahip partiler insan ve hak ve özgürlükleri kavramlarına farklı anlamlar yükleyebilmektedirler. Bunun yadırganacak bir tarafı da yoktur. Her konuda tüm partiler ortak düşüncelere sahip olsalar zaten bu kadar partiye ihtiyaç olmazdı. Kaldı ki, özgürlükçü anayasa demek farklılıklara hukuki bir zemin hazırlamak demektir. Bu bakımdan tüm partilerin anayasa taslaklarını ana hatları ile topluma sunmaları şarttır. Yok eğer mevcut anayasa yeterlidir, bundan ötesini istemiyoruz ya da bu ülke insanının fazlaca özgürlüğe ihtiyacı yoktur, tepesinden sopayı eksik etmemek gerekir diyen partiler varsa onlar da düşüncelerini açıklamalıdırlar. Böyle bir sunuş gerçekleşmeden ne yeni anayasa ne de Başkanlık sistemi tartışmalarının fazla bir anlamı olmaz. Bu arada yeni bir anayasa isteği sadece iktidar partisinin arzusu imiş gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Böyle bir görüntünün ortaya çıkmasında medyanın önemli rolü var. Farklı sesleri topluma sunmayan, bir tarafta CHP-MHP diğer tarafta iktidar yanlısı medya ülkeyi sadece bu üç partiden ibaretmiş gibi bir görüntü sergiliyor. Hâlbuki yeni bir anayasa söz konusu olduğunda tüm farklı görüşlerin topluma sunulması gerekiyor ki toplum istediğini tercih edebilsin. Kısacası Başkanlık sistemi tartışmalarının gölgesinde kalmış bir anayasa tartışmasından istenen sonucun alınması zordur.