"Başkan değişse de değişmese de, asıl [MB] başkan[ı] IMF olur" - 2

Abone Ol

Oysa, Merkez Bankası nın görevleri vardır, olmalıdır. MB nın bu görevler nelerdir

1) Merkez Bankası nın birinci görevi, ülkedeki işsizliği enflasyona sebebiyet vermeden ortadan kaldırmaktır. Bunun için bankanın yapması gereken şudur: İşsizlik artarsa piyasaya para sürmelidir, enflasyon olursa çekmelidir.

Merkez Bankası nın bunu yapmak için elinde araçlar vardır. a) Merkez bankası mevduat faizini yüksek, kredi faizini düşük tutarsa piyasaya para sürer, aksini yaparsa çeker. b) Merkez Bankası nın bankalara uyguladığı mevduat reeskontları düşük tutarsa parayı sürer, yükseltirse çeker. c) Alacaklarını çoğaltır, borçlarını azaltırsa piyasaya para sürer, aksini yaparsa piyasadan para çeker. d) Yatırım kredilerini artırırsa parayı piyasaya sürer, azaltırsa piyasadan çeker. e) Hazineye faizsiz borç verir; artırırsa parayı piyasaya sürer, azaltırsa piyasadan parayı çeker. Bu araçları kullanarak parayı o miktarda piyasaya sürer ki, işsizlik ortadan kalkar ama enflasyon olmaz.

Bu nasıl bir başarıdır ki, işsizlik ve enflasyon devam ediyor Birileri çıksın da bize izah etsin...

2) Merkez Bankası nın ikinci görevi, ülkedeki açlığı işsizliğe sebebiyet vermeden ortadan kaldırmaktır.

Kredileri sadece "çalışanlara" verirseniz üretim çoğalır, çalışanlar refah içinde yüzerler, çalışmayanlar yokluk çekerler. Buna karşılık eğer kredileri "tüketicilere" yani halka verirseniz, bu sefer de halk mevcut stokları tüketir, kimse çalışmaz, ekonomik kriz olur.

Merkez Bankası nın bunu yapmak için elinde imkanlar vardır. a) Eğer ülkede stoklar fazla piyasa bulamıyor yani mallar satılamıyorsa, halka "tüketim kredisi" verirsiniz, stoklar erir, ekonomi krizden çıkar. Eğer stoklar erimiş, halk mal bulamıyor, alamıyor, pahalılık varsa, bu sefer "üreticiye kredi" verirsiniz, üretim artar, stoklar oluşur. Demek ki Merkez Bankası "iyi ve dengeli kredi politikası" uygulayarak ülkede ne pazar sorunu ne de mal bulamama sorunu bırakır. b) Yatırım kredilerini çoğaltırsanız üretim olmaz, pahalılık olur. Tüketim kredilerini çoğaltırsanız elinizde mal olur, ama para olmaz, ucuzluk olur, işsizlik olur. Demek ki tüketim ve yatırım kredisini dengede tutarsanız ne işsizlik olur, ne de pahalılık olur.

-Giden Merkez Bankası Başkanı ülkede açlık ve işsizlik sorununu mu çözdü ..

-Sanki giden başarılı para politikası uyguladı da, gelen de uygulamaya devam ediyor ..

3) Merkez Bankası nın başka bir işi de, paranın kısa devre yapmaması yani üretim dışı dolaşmamasıdır.

İktisatçı Keynes bunu nakıs istihdamda denge ile açıklamıştır. Türkiye de bir taraftan işsizlik ve açlık ayyuka çıkarken, diğer taraftan borsa tavana vuruyor! Yani, reel ekonomi yerinde sayıyor, ama finans ekonomisi hopluyor! Merkez Bankası nın görevi reel ekonomi ile finans ekonomisi arasında paralellik kurmaktır. Yani, üretim arttığında borsa yükselmeli, üretim düştüğünde borsa düşmelidir. Merkez Bankası Başkanı bu sorunu mu çözmüştür de başarılı olmuştur Yeni gelen de onu izleyerek madalya alacaktır

Bunu başarmak için Merkez Bankası nın elinde kozlar vardır. a) Faizi sıfırlarsınız ve negatif hâle getirirsiniz. O zaman para kısa devre dolaşmaktan vazgeçer. Faizi yasaklayarak düşürmezsiniz, Merkez Bankası krediyi faizsiz olarak verir, devlet alacaklarına faiz uygulanmaz. Devlet kendi parasını zaten istediği kadar basıyor. Halktan faiz almaya ihtiyacı yoktur. b) "Ticari kredi" yerine "üretici kredisi" verirsiniz. İşçi çalıştırana kredi verirsiniz, mal stoku yapana kredi verirsiniz, böylece reel ekonomi ile finans ekonomisini beraberleştirirsiniz. Tüketiciye "sipariş kredisi" vererek de bunu sağlarsınız.

Giden Merkez Bankası Başkanı böyle mi yaptı ..

Tam tersine, reel ekonomi ile finans ekonomisi arasındaki bağı kopardı.

Evet, giden MB Başkanı başarılı başkan oldu, çünkü IMF nin dediklerini tam yaptı!..

Yeni gelen de aynen [IMF nin dediği gibi] devam edeceğim diyerek yerini sağlamlaştırıyor...

4) Merkez Bankası nın başka bir işi de, devleti dış borçlardan kurtarmaktır.

Merkez Bankası nın elinde bunu gerçekleştirmek için şu imkanlar vardır. a) Dolar borcunu YTL borcuna çevirir. Doları piyasadan Türk Lirası ile alır ve borcunu faizi ile birlikte kapatır. b) Dış borcu iç borca çevirir. Dolar olarak halktan borç alır, altın olarak borçlanır. Sonunda faizli dış borç iç borca çevrilmiş olur. Hazine değerlerini satarak iç borcunu öder. c) Para borcunu mal borcuna çevirir. Dış borç verenlerle pazarlık yaparak borcu malla ödemeyi taahhüt eder, halktan Türk Lirası ile aldığı malları teslim ederek borcu kapatmış olur. Bunu kendisi yapmaz, devlete faizsiz TL borcu vererek yaptırtır; özel sektöre yaptırtır. d) Borcu iştirake çevirir. Ülkedeki fabrikaların hisse senetlerini TL ile alır, dış alacaklılara dolar karşılığı hisse senedini pazarlar.

Giden Merkez Bankası Başkanı bu dediklerimizi mi yaptı da başarılı bir başkan oldu; yoksa IMF in dediklerini mi yaptı .. Yenisi de IMF in dediklerini yapacağı için mi başarılı olacaktır !.