Kültür-Sanat

Başkalarının krizleri, bizim krizlerimiz

Başkalarının krizleri, bizim krizlerimiz

Abone Ol

Şimdiki şiddette, yaygınlıkta ve uzunlukta olmasa da o sırada da bir küresel hareket var. Şimdikinin yanında çok ‘masum‘ kalıyor, ama tetikleyen faktör bir tarafa bizim gibi ülkeleri etkileme biçimi şu anda yaşadıklarımıza benziyor. Finansal piyasalarda alınan yüksek riskler azaltılmak isteniyor, panik satışlar gerçekleşiyor.

Tahmin edeceğiniz gibi, şu anda yaşadığımıza benzer biçimde Türkiye‘den hızla yabancı sermaye çıkışı oluyor. 1997‘de toplam 6.9 milyar dolar sermaye gelmişken Türkiye‘ye, 1998‘de 1 milyar dolar çıkıyor. Ama asıl 1998‘in üçüncü çeyreğinde, yani krizin en şiddetli olduğu dönemde o zamana göre müthiş bir çıkış yaşanıyor:  Tam 11 milyar dolar. Sonuçta Türkiye ekonomisi küçülüyor. Tıpkı 1994‘te, 2001‘de olduğu gibi ve 2009‘da olacağı gibi.  1995-1997 arasında yüzde 7.2 gibi çok yüksek bir ortalama büyüme hızı tutturan ekonomimiz, 1998‘de sadece yüzde 3.1 oranında büyüyor. İzleyen yıl ise büyümüyoruz, aksine yüzde 3.4 oranında küçülüyoruz. Çeyrekler itibarıyla bakarsanız da, 1998‘in son çeyreği ile tüm 1999‘da, yani beş çeyreklik bir dönem büyüme hızımız ekside kalıyor...

Bugün çok ama çok daha şiddetli, yaygın ve uzun süreli bir küresel kriz yaşanıyor. Ekonomimiz 1998-1999 yıllarındaki kadar kırılgan olsaydı, şimdi tam bir felaket yaşıyor olacaktık. Şu anda yüzde 6 dolaylarında küçüleceğini düşünüyoruz ekonomimizin. O günlerdeki kırılganlıklar şimdi olsaydı iki haneli küçülme rakamlarını görmemiz işten bile olmayacaktı. İşsizlik kim bilir nerelere ulaşacaktı. Kısacası, 2001 krizinden sonra gerçekleştirdiklerimizin kıymetini bilelim. İstikrar ortamını özenle korumaya çalışalım. Ama 2007‘den bu yana uygulaman ekonomi politikasına baktıkça, bu özeni gösterdiğimizi söylemek pek de mümkün değil.