Başıörtülülere Etnik Temizlik

Abone Ol

Mızıkçı bir çocuk, canı sıkıldığında, mahalleden arkadaşlarına "git bizim bahçeden" diye oyun bozarsa, Demirel de öyle davranıyor. Ne ki çocuğun haksız da olsa tutarlı bir gerekçesi vardır. Mahalledeki yaşıtları apartmanlarda mahbusturlar, bir yeşil vaha gibi, semtin ortasında kendi bahçeleri parlamaktadır. Yine de eğer çocuğun ailesi ezelden görgülü ise, evlâtlarına sitem edip, bahçe sahibi de olsa, bencilce arkadaşlarını kovmanın kabalığını anlatacaklardır. Gelin görün ki, Süleyman Demirel; mal sahibi bile değil. Kimi, kimin bağından kovmakta farkında mı acaba. Bu vatan hepimizin bahçesi. Kovulacak birileri varsa, onlar da şehidlerin kızkardeşleri değil, devleti dolandırıp, memleketin evlâdını mağdur edenlerdir. "Ailede çanak ortaktır" diyenDemirel, yeğenlerinin dolandırıcılığı yüzünden, milletin yüzüne bakmaya cesaret bulamaması gerekirken, vatandaşı kovacak kadar cüretkâr olması çok şaşırtıcı. Çalanın yanına kâr kaldığı bir ülkede; hırsızlar baş, masumlar ayak olmuş nicedir.

Kovma eyleminin neresinden baksanız berbat gözükmekte. Demirel, bahçe sahibi çocuğun yaşını geçeli tam üç çeyrek asır olmuştur. Torunları yaşındaki kuşak bile; düğün gibi ölüm hazırlığı görüp, kimseleri kırıp-incitmemeye özen gösterirken, Demirel seksen yıllık yaşına bir seksen yıl daha katacakmış gibi, cumhurbaşkanlığı seçimlerine malzeme taşıyıp, ipi göğüslemeye çalışmakta. İnsanların yaşlarının sekseni göstermesi, bir meziyettir, tecrübe birikimidir. Fakat memleketin evlâdına savaş açarak makam elde etme hırsı çirkindir. El kadar çocuklar olan başörtülü kızlar üzerinden rant sağlama düşüncesi; onur çizgisini hallaç pamuğu gibi sarsar gerçeği hesab edilmeden, "başörtülüler Arabistan a gitsin" sözü, herhalde cehaletin son kertesi olarak kayıtlara geçti.

Cumhurbaşkanlığı yapmış bir zatın, ülkesini, halkını, dünya konjonktürünü hiç tanımadığı da ortaya çıkmakta. Senin ülkeden kovduğun çocukları, Arabistan hiç kabul eder mi Bir hac mevsiminde bile, insanların yüreği ağzına gelmekte. Vahhabi anlayışına göre herşey şirk. E, bu kızlar da boş durmayacaklar. Türk Müslümanlığı gereği, Osmanlı dan gelen gelenekle, gidip mezarlıkta, İslâm büyüklerinin kabrini arayacaklar, Ravza-ı Mutahhara dan çıkmayacaklar, mü minlerin annelerinin yaşadıkları evlerin yerlerini, planlarını kütüphanelerde araştırıp Suud rejiminin asabını bozacaklar. Sizin kovduğunuz çocukları Arabistan, hiç istemiyor ki, onların başına atıp, kurtulmak istiyorsunuz.

Herhalde başörtülüleri bekleyen son aşama, "etnik temizlik" olacak. Onlardan tamamen kurtulmak için kimbilir hangi projeler hayata geçirilecek. Okuma hakları ellerinden alındı. Bir kızılderili ya da zencilerin, yüzyıl önce uğradıkları ayrım gibi; pek çok sosyal tesise alınmamaktalar. Onlara uygulanan "ekonomik ambargo" had safhada. İstanbul da lüks siteler, asla başıörtülü hizmetçi çalıştırmıyormuş. Hangi ailenin boynunda haçı olan yabancı yardımcı kadını varsa, bu statü artırımı kabul görüyormuş. Orduevlerinde, askerî lojmanlarda başlayan başörtüsü yasağı bile, özel kesimin yasağı yanında daha insaflı. Nizamiyedeki asker, milletin örtüsüne yine de saygılı. Ona öğretildiği gibi, başınızda iğne varsa onları çıkarttırıyor, çene altından bir düğüm attırıp, "geçin" diyor. E, buna da şükür. Kovulmaktan hallice. Sabancı fabrikasına, ziyaret için bile alınmıyor başörtülüler. Biz Müslümanlar Amerikan ürünlerini boykot ediyoruz da, içeride de boykot edilecek çok marka var.

Sivil kesim ne yapsın Yıllardır baktılar ki, devlet adamları başörtülülere karşı amansız bir mücadeleye girişmiş. Bu kavgada bizim de tuzumuz olsun deyip, çıkardılar satırları. Gazete köşeleri, devlet erkânından çok daha ateşli başörtü düşmanları ile doldu. Turhan Selçuk, asla unutulamayacak, torunlarına miras kalacak büyük jestini yaptı. Tarihî karikatür, "başıörtülü domuz" arşivlerde yerini aldı.Bence millet, kimin ne olduğunu iyice tanıdığından, "kovma" sözleri iyi de oldu. Fakat memleket evlâdını ayırma, bölme suçunu; bütün okyanusların suyu toplansa, arıtabilir mi, orası meçhul işte. Bu arıtma işlemine sadece karşıt kalemler muhtaç değil. Yıllardır Demirel i "İslâmköy ün nurlu güneşi" diye muhafazakâr oylara pazarlayan kalem sahipleri; kandırdığınız halkın vebalinden sizi kim kurtaracak