Başımızı bir yere çarpmadan İslam’ı her yönüyle uygulayalım!

Abone Ol

İslam bir bütündür, onu bütünüyle yaşamadan baş ağrısından, anarşiden, krizlerden, pürüzlerden kurtulamayız. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde uyarı vardır. Hafızlığımı tamamen unutmamak için bu günlerde namazda zam eylediğim Rum Suresi son ayetlerinden bir tanesi (43. ayeti) beni bu yazıyı yazmaya zorladı. Orada yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Allah’tan gelecek olan ve dönüşü olmayan gün gelmeden yönünü kıvamını bulmuş olan dine çevir; aksi halde o gün onların başı zonklar.”

Ayet-i kerimede müfret (tekil) olan muhataptan cemi’ (çoğul) olan ğaibe iltifat vardır. Kur’an-ı Kerim’deki bu tür edebi sanatlarda büyük manalar saklıdır, onları açıklamaya çalışacağım.

Dikkat edilecek olursa emir Peygamberimize veriliyor; sonra da onların başının zonklayacağı ifade edilerek yönetici veya örnek durumunda olanların her davranışlarını dine uygun yapmamaları, yönetimlerinde bulunanların veya örnek alacak durumda olanların kötü örnek almaları onların başını ağrıtacağı vurgulanıyor.

Ayet-i kerimedeki emrin tekil olması tek olarak sadece Peygamberimizi değil aynı zamanda tüm yönetici durumunda olanları ilgilendirir; yani herhangi bir amir yahut yönetici davranışlarını dine (İslam’a) uydurmazsa yönetiminde olanların yanlış yollara sapacağı ve sonunda başlarını taşa vuracak duruma gelecekleri ve onların bu krizinden yöneticilerin de huzurunun kalmayacağı ve uykularının kaçacağına işaret ediyor.

Ayet-i kerimenin başında emir yöneticilere yönelik iken sonucun yönetilenleri huzursuz edeceğinin ifade edilmesi yanlış idarelerden daha çok yönetilenlerin zarar göreceğini vurgulamak için olsa gerek. Bu durumda ileri gelenler yahut zenginler fazla zarar görmeyebilir ama alt tabaka özellikle fakirler büyük zarar görür. “Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir ise düz ovada yolunu şaşırır” atasözünü burada hatırlatmakta fayda var. Ama iyi bilinsin ki alt tabakası yolunu şaşıranların üst tabakası da uzun süre emniyette olamayacaktır.

İmam (lider) Gazzali’nin İhyau-l’ulum adlı eserinde belirtildiğine göre, “Kur’an, okuyana hitap eder.” Öyleyse her Müslüman bu ayet-i kerimenin muhatabıdır ve ona göre hareket etmelidir. Herkes ailesine çekidüzen vermeli, eşinin ve çocuklarının İslam’a uygun bir şekilde yaşamaları için çalışmalıdır. Aksi halde evlerde huzur olmaz. Evlerde huzur olmayınca toplumda olmaz. Toplumda huzur olmayınca da ülkede ve devlette huzur kalmaz.

Şunu da unutmayalım ki bu ayet-i kerime başta devletini başına seslenmektedir. Eğer devleti yönetenler zinayı suç olmaktan çıkarmışsa, domuz etini kasaplık et sınıfına sokmuşsa, aile reisliğini kaldırarak aileyi başsız bırakmışsa, homoseksüel derneğinin kurulmasına izin vermişse, Milli Piyango’yu özelleştirirken yeni kumar çeşitlerinin icat edilmesine müsaade etmişse ve ilgililer piyangoyu cazip hale getirmek için piyangonun ikramiyesini artırabileceklerini söylüyorlarsa bu kötülüklerin önünü açmış oldukları ve daha da açacakları anlamına geliyor ki millet olarak başımızın ağrısı durmayacak daha da artacak demektir. Bu nedenle devletin ileri gelenlerine sesleniyoruz: Yapılan bu yanlışlardan dönsünler ve yeni yanlışlar işlemesinler. Onlar bu yanlışlardan dönmezse millet onlardan dönecektir, bunu bilsinler.