Peygamber Efendimiz (asm) bir hâdis-i şeriflerinde mealen ahir zamanda ihtiyar kadınların dinlerine tâbi olmamızı tavsiye ediyor. Neden? Onlardaki salâbet-i imaniyeden dolayı. Onlar, “Allah-u Teâlâ nasıl bir din göndermişse, Peygamber Efendimiz (asm) bize ne getirmişse baş göz üstüne!” derler. Dinden tâviz vermezler. Allah’ın hükümlerinin çiğnenmesine tahammül edemezler. Ninelerimiz, komşu ve akraba teyzelerimiz öyleydi. Allah’ın haram kıldığı bir hükmün işlendiğini gördüklerinde, buna tepki gösterir, “başımıza taş yağacak!” derlerdi.
O elleri öpülesi nineler, teyzeler, halalar, bir de bu zamanı görseler ne derlerdi? Bin yıllık İslâm yurdunda bütün münkerât alenen işleniyor. Kadınlar, kızlar GDO’lu ürünlere döndü. “Giyinik çıplaklar”ı mı istersiniz, “erkeğe benzemek isteyerek” lanetlik sınıfına dâhil olanları mı? Anadan üryan gezenlere, bırakınız söz söylemeyi, kaş çatmak bile yasak. Bir Müslüman erkeği olarak, “benim iffetli yaşama hakkımı kim koruyacak?” sorunuz muallakta kalır.
Gerçekte sözün bittiği yerde bulunuyoruz. Açınız Kur’an-ı Kerim’i okuyunuz: Nuh kavmi, Firavun kavmi, Âd kavmi, Semud kavmi, ŞuaybAleyhisselam’ın kavmi, LutAleyhisselam’ın kavmi niçin helak olmuştu? O helak olan kavmin işlediklerinin bin misli, milyon misli şimdi yeryüzünde işleniyor. Hem de anlı şanlı İslâm beldelerinde…
Lut kavminde o şeni’, iğrenç fiili işleyenler otuz küsur kişi idi. Geri kalanları ise geceleri teheccüd namazı kılan sofu kimselerdi. Ama ham sofu!.. Allah’ın haram kıldığı fiili işleyenleri tenkit ediyor, sonra da onlarla haşir neşir olmaya devam ediyorlardı. Allah-u Azimüşşân da, o iğrenç fiilin işlendiği beldenin tamamının altını üstüne getirdi. O kavmi helak etti.
Şimdi dünyada bir tâife türedi. O helak olan kavmin işlediği fiilî savunuyor. Bayrakları bile var. Dünyanın dört bir yanında gösteri yapıyorlar. Ülkemizde de yaptılar. “Lut kavminin çocuklarıyız” diye de pankart taşıdılar. Yani âdeta İlâhî hükme meydan okuyorlar. Onlar böyle yapıyor. Peki, bizim işbaşında olan muhterem zevata ne oluyor? Koca Boğaz köprüsünü, işte o Lut kavminin iğrenç fiilini savunanların bayrağının rengi ile ışıklandırdılar. Sorduğunuzda da herkes topu birbirine attı: Büyükşehir Belediyesi, “Biz karışmayız. Karayolları bilir!” dedi. Karayolları, topu Ulaştırma Bakanlığına attı. Bizim gibi saf Anadolu çocukları da bir kere daha oyalandı. Gerçekte, gidin o köprüde bir fener yakıp söndürün bakalım, ne oluyor? O koca koca lambaları o renkte yakmak sıradan bir iş midir?
Bazıları, “koca Amerikan Büyükelçiliği bile onların bayrağını astı” diyebilir. O ülkenin politikası onların fiili ile uyuşmuş olabilir. Yanardöner politika sebebiyle gökkuşağı bayrağına ve o bayrağı taşıyanlara sempati duyabilirler. Peki, bizimkilere ne oluyor. Haa serde laiklik var dediysek, bu iş, “Lut kavminin çocuklarıyız” diyenleri onore etmeye kadar vardı mı?
O Osmanlı kadınları hayatta olsaydı, inanın bu manzaralar karşısında, “eyvah, başımıza taş yağacak!” diye dövünürlerdi. Günümüzde iffet ve hayâ timsali hanımnineler yine aynı şeyi söylüyor. Ancak bir farkla bu defa, dinleyen yok. Avrupa Birliği (AB), “Kadın kadına, erkek erkeğe evliliği serbest bırakacaksınız. Yoksa sizi AB’ne almayız!” diyor. Bizimkiler ise, “Başınızı yesin Avrupa Birliğiniz!” demiyor. “Dersimize çalışacağız. Ne dediniz de yapmadık!” diyor. Almanya, o şeni’ fiilin işlenmesini serbest bıraktı. Sıra bin yıllık İslâm diyarı olan ülkemize geldi.
ABD’si, AB’si, İngiltere’si, bilmem ne teresi, el ele vermiş, “Ülkenizin kuzeyinde ve güneyinde yeni devletçikler kurduracağız. Sizi bölüp parçalayacağız!” diyor. Bizimkiler de hâlâ, “Bizi AB’ye alın, söz, dersimize iyi çalışacağız. Hangi hükümleri istiyorsanız, söyleyin, çıkaracağız!” diyor.
Koca 15 Temmuz size bu dersi mi verdi? 15 Temmuz şehitleri ve gâzi millet, onların dayattığı değerler (ya da değersizlikler) için mi canını ortaya koydu? İnanın sözün bittiği yerdeyiz. Söylenecek bir tek söz var. O ferasetli ninelerimiz gibi: “Başımıza taş yağacak!” diyoruz ve olup bitenleri dizlerimizi ve sinelerimizi döverek seyrediyoruz.