Başbakanlıkta akşam yemeği!

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde yolumuz Başbakanlık konutuna düştü. Hani derler ya, “Yediğin- içtiğin senin olsun gördüklerini anlat” diye, ama ben tersini yapacağım. Gördüklerimi kendime saklayıp, yediklerimi anlatacağım.

Mihmandarlığını yaptığım, ülkemize misafir olarak gelen bir grup yabancı ile birlikte Başbakanlık konutuna gittik. Adı geçen heyetin, ülkemize ziyaretlerine ilişkin bilgiler ve kimlikleri basında yer aldı. Tekrardan sakınmak için ve tabi bu konuda konuşma haddimiz/hakkımız olmadığı düşüncesiyle es geçiyorum. 

Başbakanlık konutu görevlilerine önceden telefonla yazdırdığımız katılımcı kimlik bilgileri, araç markası, rengi ve plakası sayesinde hiç bekletilmeden konuta giriş yaptık.

Yoğun güvenlik önlemlerinin olduğu her halinden belli olan, iyi bakımlı çiçek bahçesini andıran konut çevresinde kuş uçurtmayan koruma ordusunun arasından aranmadan içeri giriş yapmanın ne anlama geldiğini, makam kapılarında kötü muamele görenler/bekletilenler çok iyi anlar.

Sayın Başbakanımız misafirleri kapıda karşıladı. Mezkûr ziyareti ilginizi çekeceği düşüncesiyle röntgenci gözüyle değil; gözlemci gözüyle paylaşıyorum. Gördüğüm insani güzellikleri paylaşacağım.

Başbakan’ın yakın ekibi içinde yer alan danışman kadronun çok genç olduklarını duyardım, bizzat şahit oldum. Kendisinin sadece protokol gereği kullandığını basından bildiğimiz gül bahçesini andıran başbakanın resmi ikametgâhı “Başbakanlık konutunda” görüştüğümüz ilk kişi olan özel kalem müdürü, sempatik bir insandı. Laf dönüp dolaşıp ortak dostlara gelince, muhabbet koyulaştı, derin bir sohbete daldık. Lisans eğitimlerimiz farklı yerlerde olsa da lisansüstü eğitimlerimizi aynı fakültede yapmışız. Bir farkla, o doktorayı tamamlamış bizimki henüz değil. Konu mu, hocalarımızı çekiştirdik pek tabi. “Mülkiyelilik” muhabbeti gibi bir şey yani anlayacağınız.

Başbakanlık konutunda koşuşturmaca beklediğimden azdı, ortamda sükûnet hâkimdi, telaş yoktu ya da öyle görünmeleri gerekiyordu. Konutta akşam yemeği vaktini bilmiyorum ama plansız olmasına rağmen, özel kalem müdürünün misafirlere nazik teklifi ve görevli personele kaş göz işareti ile henüz erken saatte gelen misafirlere direk yemek servisi yapılması hoş bir davranış oldu. Esasen bu yazıya ilham kaynağı olan da bu davranış oldu.

Birazdan gerçekleşecek başka bir yabancı ile görüşme nedeniyle koridor hareketli idi. Koltuk altında dosya olan bazı ekranlardan tanıdık simalar sabırsızlıkla “görüşme bitsin, biz girelim” havasıyla volta atıyordu.

Menüde dana biftek, kereviz, haşlanmış sebze, mevsim salata vardı. Kepek ekmeğin kullanıldığı yemek, ayva tatlısı ile tamamlandı. Deyim yerinde ise tam bir sağlıklı besin ve diyet yemeği idi. Erkan-ı devletin sağlıklı beslenmesi güven verici. Büyükelçilikler ve valiliklerde görmeye alışık olduğumuz TC amblemli, bayraklı beyaz porselen tabak ve bardaklarda yapılan servis, gayet zarif bir şekilde gerçekleşti. Masada tuz yoktu. Yerli çayla birlikte orijinal pancardan mamul, siyah şekerle yudumladığımız çay, yemeğin taçlandırılması oldu. Unutmadan şunu da ekleyeyim, konutta dikkatimi çeken hususlardan biri de çaycının grand tuvalet şık giyimi oldu.

Konuttan ayrılırken ana kapıda, güvenlik görevlileriyle birlikte ilginç bir görüntü oluşturan canlı yayın araçları ve basın ordusu, içerden sızacak/çıkacak herhangi bir haber bekliyordu. Hızla Kızılay’ın akşam trafiğine doğru yol aldık.

Özetlemek gerekirse, devletimizin mekanizması kurumlarıyla sağlam yerinde duruyor, çark dönüyor.

Bütün bunları niye mi anlattım. Gazetemizde yer alan bilgi yüklü, yoğun ve ağır yazıların arasında biraz kafa dinleyesiniz diye. En çok reytingi de böyle yazılar alıyor zaten. Ne de olsa bu konular da genel kültüre girer.

Mısır mı O da haftaya Perşembe’ye inşallah.