Başbakanın halefi Hakan Fidan mı?

Abone Ol

Başbakanın halefi Hakan Fidan mı

Erdoğan’ın Başbakan adayı kimdir diye bir soru sorulsa, Bu soruya çoğunluğun vereceği cevap belli: Abdullah Gül. Türkiye’de oluşan/oluşturulan algı bu. Sayın Abdullah Gül’ün dışında kimler var diye bakıldığında, örtü hafifçe kaldırıldığında görülecektir ki; farklı isimler de var. Ve içeride durum çok karışık.

Bir zamanlar Prof. Dr. Ahmet Davutoğlunun ismi geçiyordu. Tayyip Erdoğan’dan sonra bu ismin Başbakanlık koltuğuna oturacağı konuşuluyordu. Sonra, partiye yeni transfer edilen Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un ismi bu makamla anılmaya başladı. Şimdi, bu iki isimle ilgili konuşulan pek bir şey yok gibi.

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül birbirlerine mecbur, hatta mahkum gibi duruyorlar. Hatırlanacağı üzere bu ikili, ilk beraberliklerini parti içi muhalefetle oluşturdular ve bu birliktelik zamanla iyice pekişti. Bu zorunlu bir beraberlikti. Çünkü o dönemde, Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Abdullah Gül ise Partinin Genel Başkan Yardımcısı görevini yürütüyordu. Ankara ayağını oluşturmadan işleri idare etmek kolay olmazdı. Bu nedenle ikili bir araya geldi/getirildi ve adına “Yenilikçi Hareket” denilen bir grup oluşturuldu. Yenilikçi hareket, Fazilet Partisi’nde doğdu. Milli Görüşçüler ikiye bölünmüştü; yenilikçiler ve gelenekçiler olarak. Yenilikçiler ilk önemli çıkışlarını 14 Mayıs 2000’de yapmışlardı. Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan yasaklı olduğu için, ona vekaleten aday olmuştu. Bu tarihte yapılan Fazilet Partisi büyük kongresinde Abdullah Gül, Genel Başkan Recai Kutan’a karşı liste çıkarmış, fakat yapılan oylamada Gül’ün listesi kaybetmişti.

Kongre sonrası safların ayrışması devam etti. Fazilet Partisi’nin 2001 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması, adeta yenilikçilere uzatılan bir can simidi oldu. Partinin kapatılması daha önce farklılaşan yolları iyice ayırdı. Taraflar arasında gerilmiş olan ipler koptu. Yollarını ayıran yenilikçi ekip Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu. Bu partinin başına yasaklı bir isim, Recep Tayyip Erdoğan getirildi. Hiçbir yetkili merci bu durum karşısında bir açıklama dahi yapmadı. Ne zaman ki, 2002 genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na verdi, işte o zaman işin rengi belli oldu. Askı süresi dolunca dönemin YSK Başkanı Tufan Algan kameraların karşısına geçti; R. Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının devam ettiğini ve Milletvekili olamayacağını açıkladı. Aynı açıklamada Erdoğan’ın parti genel başkanlığının devam edebilmesinin yolunu da tarif etti. Seçimlere Erdoğansız giren AK Parti, yüzde 34 oyla birinci parti oldu ve tek başına iktidara geldi. İşte dedik ya, bu ikili birbirine mecburdur, hatta mahkumdur diye. Bu defa Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan’a vekaleten bakanlar kurulu listesini Çankaya’ya sundu, listenin onaylanmasıyla kendisi de  58. Hükumetin başbakanı oldu...

Aradan 12 yıl geçti. Sayın Başbakanın Sayın Cumhurbaşkanıyla arasının iyi olmadığı söyleniyor. Yaşanan gelişmelere ve söylenenlere bakılacak olursa ikilinin arası fena halde bozuk. Başbakan, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığını koyacak. Ama bu defa yerine vekaleten Gül’ün dışında bir ismi Başbakanlığa getireceğe benziyor. Bu ismin Hakan Fidan olma ihtimali bugünlerde ağırlık kazanıyor.

Gene herkesin kabul ettiği bir gerçek de şudur ki: “Tayyip Erdoğan varsa AK Parti vardır, o yoksa parti de yoktur.” Yani, AK Parti bir Recep Tayyip Erdoğan partisidir. Bu ve benzer tespitler şu gerçeği açık seçik ortaya koyuyor: 12 yıl önce dikilen fidan dal budak saldı; doğal olmayan yollarla aşırı büyütüldü, erken yaşlandı. Artık kendisini taşıyamıyor. Bu cesameti ne eski köklerin ne de yeni “Fidan”ın taşıması mümkün değildir. Bundan sonra konuşulması gereken konu Başbakanın halefinin kimin olacağı değil, AK Parti’nin siyasal ömrünün ne kadar kaldığıdır.