Başbakan?ın dili ve eli

Abone Ol

Başbakan a hayret ediyorum.

Söylediği birçok sözü gözlerim kapalı onaylıyorum. Hatta

alkışlıyorum.

Ama iş icraata gelince taban tabana zıt şeyler yapıyor.

Son ABD ziyareti sırasında da aynı şeyi yaptı. Söz

söyledi, ama taban tabana zıt adımlar attı.

Neler söyledi

Birleşmiş Milletler teşkilatına veryansın etti:

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi beş ülkenin

tekelinde. İstedikleri kararları istedikleri gibi alıyorlar. İstemedikleri

kararları veto ve diğer engelleme metotlarını kullanarak geçirmiyorlar. BM bu

yapısıyla barışı sağlayamaz adalet dağıtamaz. Çünkü hep kendi menfaatlerini ön

planda tutuyorlar

Bu sözleri kim tasvip etmez

Gerçekten de BM bu yapısıyla haçlı zihniyetine hizmet

etsin diye kurulmuştur. 2. Dünya savaşı galiplerinin, yani ABD, Rusya, Çin,

İngiltere ve Fransa nın dünyayı paylaşma emellerine ve İsrail in kurulup hayata

geçirilme gayelerine hizmet etsin diye bu yapıda kurulmuştur. BM Genel Kurulu

istedikleri kararı alsalar bile, Güvenlik Konseyi nin yürütme kararı olmaksızın

hiçbir adım atılamaz. Nitekim yaptıkları icraata bakarsanız Haçlı ve Siyonist

amaçlarına hizmet etmekten başka bir gaye için asla adım atmadıklarını

görürsünüz. Bilhassa İslam dünyasının lehine hiç bir icraatları yoktur bu

BM in... Olması da asla mümkün değildir. Halkı Müslüman bir ülke işgale uğrasa,

kılları bile kıpırdamaz. Aylarca yıllarca karar almak şöyle dursun

toplanamazlar bile. Ama Haçlı ya da Siyonist bir ülkenin çıkarları söz konusu

olduğunda akşamdan sabaha beklemeleri söz konusu olmaz. Hemen harekete geçer ve

en etkili yaptırımları devreye sokarlar. Bu yapının değişmesi söz konusu

değildir, Değişmedikçe de asla adalet ve barışı sağlayamazlar.

İşte Başbakan Sayın Erdoğan bu yapıyı biliyor ve dile

getiriyor. Daha önce bizzat BM nin platformlarında bunu ifade etmişti.

Hayret edersiniz, bunu bilen ve sık sık dile getiren

Başbakan, bu yapıyı deştirmek ve BM yi adalet dağıtır ve barışı sağlar hale

getirmek için hiç bir teşebbüste bulunmamıştır. Bunu yapmak Türkiye nin gücünü

elbette aşar bunu biliyorum ama insan bu konuda bir şeyler yapar, girişimlerde

bulunur, ikili görüşmelerde dile getirir, uluslararası platformlarda gündem

konusu yapar, belgelere geçirir. Şikâyetten öte adım atmak isteğini gösterir.

Hiç bir ilerleme sağlayamıyorsa bunu fiilen göstermiş olur. BM ye alternatif

arayışlarına girer. Her platformda Türkiye nin gücünü ifade ederken bu konuda

hiç bir adım atmaması anlaşılır gibi değildir. Milli Görüş Lideri Rahmetli

Erbakan Hocam BM nin bu çarpık yapısını her fırsatta ifade eder ve Müslüman

ülkelerin bu BM ye asla güvenemeyeceğini söyledikten sonra, İslam Birliğini

(İslam Birleşmiş Milletleri) nin kurulması zaruretini ifade ederdi. Nitekim

D-8 lerin kuruluş esprisi buna dayanmaktadır.

Başbakan ın bu konuda hiç bir adımı yoktur. Dili ile

söylediğini eliyle asla yapmamaktadır.

İşin daha garibi BM nin yapısındaki bu bozukluğu dile

getiren Başbakan, aynı anda ve bazen aynı platformda her fırsatta İslam

ülkeleri ile ilgili problemlerin çözümü için BM ve onun emrindeki Haçlı

zihniyetli NATO yu göreve çağırmaktadır. Buna hayret etmemek mümkün mü Adeta

barış sağlanmasın, adalet tecelli etmesin, Haçlı ve Siyonist zihniyet kazansın

diye teşebbüs etmektedir. Dili ile gerçekleri söylerken eli ile tam tersi

icraatlar yapmaktadır. Bunun bir izahı var mıdır Vardır elbet ama biz bunun

izahı ile varılacak kanaati Sayın Başbakan a asla yakıştıramayız. Yakışmıyor da

zaten. Haçlı ve Siyonist tahriklerle başlatılan Suriye katliamının çözümü ve

Müslümanları çift taraflı bu zulümden kurtarmak için ABD, BM veya NATO yu

göreve çağırması, adeta barış sağlanmasın, adalet tecelli etmesin, Haçlı ve

Siyonist zihniyet bu coğrafyaya gelsin, kendi menfaatlerine yarayacak işler

yapsın; anlamına gelmiyor mu Bu tezadı ve garabeti nasıl ve hangi sıfatı

kullanarak izah edebiliriz

Saadet Partisi olarak bu gerçekleri ve tezatları gündeme

getirdiğimizde hemen Eset zulmünden yanaymışız gibi damgayı vurmak isteyenler

var. Bizim söylemek istediğimiz pislik pislikle yıkanamaz, zulüm zalimlerce

önlenemez, çakalların zulmünün önlenmesi için sırtlanlar davet edilemez.

Suriye deki veya başka Müslüman coğrafyalardaki zulüm ve

adaletsizlikleri ancak İslam Birliği ve onun oluşturacağı organlar eliyle

çözebilirsiniz.

Sayın Başbakan adeta Haçlılarca büyülemiş gibi hareket

etmektedir. Tek adam icraatı yapmaktadır. Peki, ama AK Parti de bu gerçekleri

gören yok mudur Neden kimsenin gıkı çıkmaz Korkuyorlar mı Ya da bu ne

sinmişliktir O koltuklar milletin değil midir Ebedi oturacaklarını mı

sanıyorlar İslam dünyası yanıyor, Sayın Başbakan hâlâ yangını söndürmek için,

bu yangınları başlatan Haçlı ve Siyonistlerden medet umuyor.

Başbakan diliyle söylediklerini sanki oy almak için,

eliyle yaptıklarını da adeta Haçlı ve Siyonist menfaatlerinin bekçiliğini

yapmak için kullanmaktadır...

Görmüyor musunuz, biz bu gerçekleri dile getirmek için on

yıldır çırpınıyorken, hep bu sakat politikaları savunarak, AK Parti nin

güçlenmesi için uğraşan Hüseyin Gülerce gibi yazarlar bile artık, yandım

Allah, bu adam Türkiye yi ve İslam Dünyası nı felakete götürüyor! dercesine

feryada başladılar. Doğru tektir ve eninde sonunda herkes tarafından

anlaşılacaktır. Bu Haçlı âşıklığı konusunda AK Parti den hâlâ çıt çıkmaması çok

enteresan değil midir

Diliyle halkımızı ikna ediyor, fiiliyle de Haçlıyı memnun

ediyor. Bu böyle daha ne zamana kadar devam edecek Ortak akıl diye diye

gelmişlerdi. Şimdi ortak akıl tutulması mı yaşanıyor bilemiyorum

Şer İt

Şu Birleşmiş Milletler otobanı,

Haçlı çıkarına giden beş şerit!

Bizim kuzu da bu yolun kurbanı;

Kulağından tutmuş çeker, Baş Şer İt!