Başbakandan fırça!

Abone Ol

Dikkatinizi çekmiştir;

2012 yılı boyunca her yazımın sonuna şu notu ekledim;

“Bugün 5 Aralık 2012 Çarşamba... Uyan da balığa gidelim... İktidarın `2012 yılında yeni Anayasa vaadi’ni sıcak tutmak adına... 2012’den 11 ay 5 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlanalı çok oldu, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama sene sonuna geldik, sonuç yok. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, `Umutlar tükenmek üzere...’ demeye başladı. Siviller, bu kez başarabilecek mi Takipçisiyiz...”

2012 yılı bitti, 2013’ten de bir ay hitam bulmak üzere…

Ama yeni ve sivil anayasa yolunda bir adım bile atılamadı…

Bu durumu da yine yazılarımın sonunda işlemeye ve hatırlatmaya devam edeceğim…

Ta ki 12 Eylül askeri darbesini yapanların öncülüğünde hazırlanan 1982 Anayasası yerine sivil bir anayasa hazırlanana dek…

Tam da bu aşamada;

Önceki gün ilginç bir gelişme yaşandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni ve sivil anayasa hazırlıkları ve Komisyon çalışmalarını bizzat uhdesine aldı.

Yeni anayasa çalışmaları artık Başbakan Erdoğan’ın kontrolünde…

Erdoğan baktı ki çalışmalar arzu ettiği hızla gitmiyor…

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda görevli AKP’li başkan ve üyelerle acil bir araya geldi, önceki gece…

Başbakan, ilk olarak parti içerisinde hukukçulardan oluşturulan komisyonla yeni anayasa sürecindeki gidişatı masaya yatırdı.

Başbakan Yardımcıları Bekir Bozdağ ve Beşir Atalay; Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Ali Şahin, Ömer Çelik, Ahmet İyimaya, Mustafa Şentop ile Grup Başkanvekili Mahir Ünal Başbakan’dan son talimatı aldı.

Nedir o talimat

Başbakan, “Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını yetersiz buluyorum.  Ama yine de şimdilik masadan kalkan taraf biz olmayacağız” dedi.

Bir nokta daha…

Kulislere sızan bilgilere göre; Başbakan Erdoğan TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerini de fırçaladı ve ellerini çabuk tutmaları yönünde uyardı.

Biliyorsunuz;

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndan bir netice alınamazsa AKP kendi hazırladığı sivil anayasayı kamuoyunun ve TBMM’nin önüne getirecek, ardından da referanduma götürecek.

Plan bu.

Ama unutmamak lazım…

Köprülerin altından daha çok sular akar…

Millî Anayasa Şurası

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM), Ekim 2011’de `Milli Anayasa Şurası’ düzenledi.

Bu Şura’da yeni anayasaya yönelik çok önemli mesajlar verildi, dikkat çeken konuşmalar yapıldı.

ESAM bunu kitaplaştırarak önemli bir hizmete imzasını attı.

Bu konuşmalardan birkaçını burada vermek istiyorum;

Cemil Çiçek (TBMM Başkanı): Toplum olarak burada bir mecburiyetimizin olduğunu düşünüyorum. 1950’den bu tarafa geçen sürenin 30 yılında şikâyet ettiğimiz bu anayasa var. Bir ülke için üzerinde durulması gereken bir husus. Eğer hepimizin katkısıyla öncelikleri, dengeleri, çerçevesi, Türkçesi ve felsefesiyle yeni bir anayasayı yapamadığımız takdirde kimsenin şikâyet etmeye hakkı olmaz.

Prof. Dr. Mustafa Kamalak (Saadet Partisi Genel Başkanı): Milletimiz, yeni bir anayasa beklentisi içindedir. Niçin yeni bir anayasa gereklidir sorusuna dört önemli gerekçe gösterebilirim. Birincisi, mevcut anayasa, darbe ürünüdür. İkincisi, mevcut anayasa vesayet anayasasıdır.

İnsanları küçük gören, avam sayan, kendisini onun üzerinde mürebbi telakki eden bir zihniyet tarafından hazırlanmış bir anayasadır. Üçüncüsü, mevcut anayasa tam 17 defa değişmiş. Yüzden fazla maddesi değişikliğe uğramış. Adeta yamalı bohça haline gelmiştir.

Dördüncüsü, bütün bu değişikliklere rağmen anayasa ceberut ruhunu ve dayatmacı zihniyetini olduğu gibi muhafaza ediyor. Bu münasebetle yüce milletimiz bu despotik ve   yamalı bohça anayasadan kurtulmalıdır.

Recai Kutan (ESAM Genel Başkanı): Bu anayasa, halk tarafından seçilmiş bir organ tarafından değil, asker tarafından nasbedilmiş bir kurul tarafından hazırlanmıştır. Bunun için bu anayasa tamamen yürürlükten kaldırılmalı ve baştan aşağıya bir anayasa hazırlanıp yürürlüğe konulmalıdır.

Cızlavet’ten Togo’ya

Cızlavet’ten Togo’ya, eski Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin siyasi hayatını anlatan kitap.

Editörlüğünü Siyami Akyel’in yaptığı kitap Toprak Yayınları’ndan çıktı.

Cızlavet’ten Togo’ya sadece öğretmenlikten milletvekilliğine giden bir sürecin adı değil.

Aynı zamanda yakın tarihimizdeki değişim ve dönüşümün de adı.

Orta yaşı aşmış olanlar Cızlavet’in yakın zamanlara kadar Anadolu’da yaygın olarak kullanılan lastikten yapılmış bir ayakkabı markası olduğunu bilir.

Yoksul insanların, köylülerin giydikleri bir üründür. Togo ise Ankara’nın en lüks ayakkabı markası ve mağazasının adı.

Eskisi kadar olmasa da bu gün bile bir sosyal statü ve sınıf farkının sembolü olarak değerlendirilir. Yakın tarihimiz, hayata Cızlavet giyerek başlayıp Togo giyerek devam eden, bunu bir doğal değişim olarak yaşamaktan öte kendisini var eden çevreden kopup halkına yabancılaşan insan örnekleriyle dolu.

Bir zamanlar Cızlavet ayakkabıdan Togo’ya kavuşan niceleri, geldikleri yeri unutmuş ve halka tepeden bakmışlardır.

Naci Terzi, hayata Cızlavetli bir ortamda başlayıp Togolu bir ortamda devam etmiş olmasına rağmen değişmeden, değerlerini değiştirmeden devam etmiş olmasıyla da örnek bir kişilik…

Okumakta yarar var…

(Cızlavet’ten Togo’ya. Toprak Kitap, Ankara Cad. No:21 34112 Cağaloğlu / İstanbul)

NOT: Bugün 23 Ocak 2013 Çarşamba. İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…