BAŞBAKAN NE DEMEK İSTEDİ?

Abone Ol

“Abdullah Bey (Abdullah Gül) AK Parti’nin önemli kurucularından birisi, bu hareketin kurucularından, dolayısıyla şu anda da eski Cumhurbaşkanı olarak hiçbir zaman AK Parti tabanından ya da kadrolarından uzaklaşmış, kopmuş değil. Ama siyasetin o kendi doğası var, milletvekilliği adaylığını onun içinde değerlendirmek lazım.”

Ahmet Bey kelimeleri seçerek ve son derece dikkatli bir üslup kullanarak bu cümleleri sarf ediyor.

Şimdi buradan şunları mı anlamak lazım

* Tamam, Abdullah beyi Kayseri’den milletvekili adayı gösterelim ama; o ilimizde de dengeler tamamen değişti

* Şimdi Abdullah beyi Kayseri’den milletvekili adayı gösterelim ama; söz verdiğimiz isimler var, Büyükşehir Belediye Başkanı Özhaseki’yi istifa ettirdik bunun için… Hay Allah nasıl yapsak acaba

* Hay hay, Abdullah beyi Kayseri’den milletvekili aday gösterelim ama; acaba Beştepe bu işe nasıl bakar, ne der

* Elbette Abdullah beyi Kayseri’den milletvekili adayı gösterelim ama; belki kendisi başka bir büyükşehirden aday olmak ister Kaldı ki, Cumhurbaşkanlığı görev süresi bittikten sonra Abdullah bey Kayseri’ye değil, İstanbul’a yerleşme kararı aldı.

* Ama bir de şöyle bir durum var; Abdullah beyi İstanbul’dan milletvekili adayı göstermek istesek bile İstanbul’a karışan çok. Ben bile İstanbul’a ne kadar nüfuz edeceğim; o bile belli değil! İstanbul’un kendi doğası var, başka illere hiç ama hiç benzemez!

* Netice olarak, Abdullah bey arkadaşımız. Ama “Yeni Türkiye”de Abdullah beye ne kadar yer var inanın ben de tam olarak kestiremiyorum!

 

 

BU İŞLER BİRAZ BÖYLEDİR!

Hangi işler, diyeceksiniz!..

Anlatayım.

1989 yılında Kenan Evren’in Köşk’te Cumhurbaşkanlığı süresini tamamladıktan sonra Turgut Özal Cumhurbaşkanı seçildi.

Sonrasında sürpriz bir isim Başbakanlık ve ANAP Genel Başkanlığı koltuklarına oturdu: Yıldırım Akbulut.

Akbulut’un çok geçmeden ANAP Genel Başkanlığı koltuğundan edilmesini de hatırlayacaksınız.

Yıldırım bey, “Başbakan iken Kongre kaybeden” nadir isimlerden!

Her neyse…

Yıldırım Akbulut Genel Başkanlıktan düştükten sonra “göz”den de düştü…

Milletvekili seçimlerinde, Yıldırım Akbulut’un Ankara’dan milletvekili adaylığı gündeme geldiğinde -daha doğrusu Yıldırım Akbulut kendisi böyle bir talebi ilettiğinde- dönemin ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın şu sözü kulislerde yankılandı;

- Yıllarca milletvekilliği yaptı, memleketi Erzincan’dan gitsin aday olsun, seçilsin gelsin!

O konjoktürde bunun “çok zor olduğunu” hatta imkânsız olduğunu en iyi Mesut Yılmaz biliyordu.

Ona rağmen, İçişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış bir ismi biraz da Türkiye genelinde zor duruma sokmak için böyle bir karar almıştı.

O süreçten sonra Yıldırım Bey ANAP’tan koptu. DYP’ye gitti, ama DYP’de 2002 seçimlerinde seçim barajına takıldı…

***

Peki, bu anekdotu neden anlattım

Bir kaset darbesiyle Genel Başkanlık koltuğundan edilen eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, memleketi Antalya’dan milletvekili aday adaylığı için başvurdu.

Ne var bunda, diyeceksiniz… Adam zaten milletvekili, yeniden milletvekili seçilmek istiyor.

Ama öyle değil…

Baykal, Antalya’dan önseçime girecek.

Yani ilk kez milletvekili aday adayı olan isimlerle aynı kulvarda yarışacak.

Oysa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi kontenjanı var; isterse, “Sayın Baykal bunca yıl bu partide Genel Başkanlık yaptı. Kontenjanımı kullanıp milletvekilliğine aday yapıyorum…” diyebilirdi. Ama demedi.

***

Yazının başında da ifade ettim ya;

Bu işler biraz böyledir!

 

RIFKI KAYMAZ’A RAHMETLE…

İmam Hatip Lisesi’nde edebiyat öğretmenimdi...

Üniversite yıllarımda Ankara’da ve sonrasında tutunduğum biricik daldı…

Bulunduğu her alan benim için adeta bir mektep oldu...

Gazeteciliğe başlamamda etken olan en önemli isimdi…

Çantasında bir yığın proje olurdu, her an…

Yıllarca ter döktü...

Hep ama hep iyiden, güzelden, doğrudan yana tavır koydu.

Gözümde ‘Son Derviş’ti O…

***

Rıfkı Kaymaz’ın Rahmet-i Rahman’a kavuşmasının yıldönümü, bugünler…

Rıfkı beyi 22 Şubat 2010 tarihinde ebediyete uğurladık.

Bu vesileyle sevgili edebiyat hocama bir kez daha rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.(Âmin.)

CHP’NİN KUŞU!

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağındaki “altı ok” şunları temsil eder;

•Cumhuriyetçiyiz, •Milliyetçiyiz,  •Halkçıyız, •Devletçiyiz, •Laikiz, •İnkılâpçıyız.

Geçenlerde Kemal Kılıçdaroğlu çarpıcı bir açıklama yaptı;

“DSP’nin bir parti olarak yoluna devam etmesini doğru bulmuyorum. Gelmeliler CHP’ye artık! Bizim altı okumuz var, altında şöyle kırmızı bir boşluğumuz var. Gerekirse güvercini de oraya yerleştiririz, amblemimizi de değiştiririz.”

Yanlış duymadınız; Kemal Bey, yılların CHP amblemini değiştirmekten bahsediyor. Ve altı okun hemen altına da bir kuşun, güvercinin resmini koyabileceğinden dem vuruyor.

Peki, yapabilir mi

Bence, “biraz sıkar!”.

Peki, ya sizce!..

NOT: Bugün, 20 Şubat 2015, Cuma 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!