Bugün esasen yazı günüm değildi.
Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Kurdaş, Bu olayı bir
yorumlayabilir misin deyince oturdum klavyenin başına.
Şu satırlar çıktı, ortaya
***
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, acılı hadisenin hemen
ardından Soma ya gitti...
Elbette gidecek, bu ülkenin Başbakanı böylesine yürekleri
dağlayan olaya elbette kayıtsız kalamazdı.
Erdoğan da kalabalık bir heyetle, Soma ya gitti...
Gitti ama acaba oradaki konuşmaları, üslubu, hareket
tarzı ne kadar doğru
Öncelikle Başbakan Erdoğan ın Soma yı ziyaretinde neler
yaşandığını kısaca hatırlatmam gerekirse;
* Sosyal medyada dün en çok konuşulan konu şu oldu;
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Soma da protestocu vatandaşlarla konuşmak
isterken, protestoların artması üzerine bir markete girerek bir süre orada
kalmak zorunda kaldı. Orada bir de yumruklaşma yaşandı. Korumalar Başbakan ın
makam aracındaki 0002 numaralı plakayı alarak aracın içine verdiler.
* Başka neler yaşandı Erdoğan, Soma Belediyesi çıkışında, kendisini bekleyen vatandaşlara
seslendi. İşte konunun bamteli tam da burası Yaklaşık 100 metre uzaktan bir
genç protesto sloganları attı. Başbakan ın korumaları bu gence müdahale edip
gözaltına aldı. Bunu gören başka bir genç de polislere tepki gösterince,
belediyeye yaklaşık 200 metre uzaklıktaki grup da protestolara katıldı. Polisin
sert tepkisine bazı vatandaşlar da tepki gösterince, olayın boyutu daha da
büyüdü.
* Başbakan Erdoğan konuşmasını bitirip aracına bindikten
sonra da protestolar devam etti. Erdoğan, protestocuların bulunduğu yerde durup
aracından indi. Ancak bu sırada protestoculardan bazıları `Başbakan istifa
diye bağırdı. Bu sırada Erdoğan ın yakın korumalarıyla Özel Harekat polisleri
protestoculara ve olayları görüntüleyen gazetecilere müdahale etti, tartakladı.
* Protesto gösterilerinden İçişleri Bakanı Efkan Ala da
nasibini aldı. Göstericilerden bazıları Ala nın üzerine doğru yürüdü.
* Başbakanlık müşavirlerinden Yusuf Yerkel in bir olaya
karışması ve bir genci tekmelemesi de başlı başına mercek altına alınması
gereken fotoğraftı
Önceki gün Başbakanın ziyareti esnasında Soma da yaşananlar
özetle böyleydi.
Şimdi
Başbakan Erdoğan elbette deneyimli bir politikacı.
Nerede, ne zaman, nasıl konuşması gerektiğini bilir elbette.
Ama önceki günkü Soma deneyimi gösterdi ki bazı
şeyler in eksikliği çok açık ve net olarak gözüküyor.
Peki, nedir bunlar
1) Bir kere Başbakan Erdoğan toplanan kalabalığın
karşısında miting yapar gibi konuşmamalıydı. O platform siyasi bir platform
değil, daha ziyade acıların paylaşıldığı, kederlerin giderildiği bir mekan
olarak değerlendirilmeliydi.
2) Başbakan ın daha ilk cümlelerinde Halkımız bunlara 30 Mart ta cevabını verdi
ifadeleri en azından bölgedeki hassasiyet ve kırılganlık göz önüne alındığında
şık olmadı. Erdoğan, Soma ya bir siyasi parti lideri gibi değil, evladını
kaybetmiş bir anne-baba, eşini yitirmiş bir kadın, babasını artık hiç
göremeyecek olan bir çocuğun kalb-i hassasiyetiyle gitmeliydi, bu duygularla
Soma ziyaretini gerçekleştirmeliydi.
3) Miting havasındaki konuşmasından sonra Belediyede
yaptığı konuşma da en azından yersiz di. 1900 lü yılların başından verdiği
maden kazaları örnekleri, oradaki konuşmanın tezi olmamalıydı. Bakın yıllar
önce bu ülkelerde bu kazalar olmuştu. Bu işin ruhunda var kazalar yaklaşımı
bölgenin atmosferine uygun düşmedi. Konuşma doğru değildi. Metni kim/kimler,
hangi, danışmanlar hazırlayıp Başbakan ın önüne koydu bilmiyorum ama
yaptıklarının doğru olmadığını biliyorum.
4) Peki, Eleştiriyorsun. Eleştiri çok kolay. Köşenden
sallayıp duruyorsun. Ne yapması lazımdı Başbakan diyenlere de söyleyeceğim şudur;
Başbakan orada siyasi bir tavırdan ziyade gönülleri alan, kalpleri fetheden,
acıları paylaşarak azaltan bir tutum sergilemeliydi. Ailelerle görüşmeliydi. Evlerine gitmeliydi.
***
Tam da bu satırları kaleme alırken, milligazete.com.tr ye
düşen bir yorum son derece anlamlıydı;
Başbakan, orada hangi yüzle konuşma yapıyor Ne yani
madende çalışan işçilerin illa ölmesi mi gerekiyor Madem öyle yurt dışında
madende çalışan kişilerin yıllık kazancı 200 bini aşıyor. Ve üstüne ne haklar
ne haklar veriliyor. Bir de ölen kaç kişi dışarda, ona bakın! Ben söyleyeyim,
10 yılda 3 kişi. Buna ne diyecek Başbakan Hala haklıymış gibi konuşuyor
Ben demedim, okurlar söylüyor
Kasisler
Özellikle okul, hastane (vb.) bölgelerinde cadde ve
sokaklarda kasisler var
Araçların hızını kesmek için
Güzel bir uygulama
Hele hele İstanbul söz konusu ise daha da güzel
Bilmem farkında mısınız; son zamanlarda İstanbul da
kasislerin sayısında artış var.
Fakat iki itirazım var;
* Allahaşkına, bu kasislerin bir standardı yok mu Hemen
her mahallede, her bölgede, her cadde ve sokakta farklı kasisler var.
Kimi geniş, kimi
dar Kimi sıfırdan başlıyor, kimi
kasisler yaydırılmış
* Daha da önemlisi şu; aracınızla hızla geliyorsunuz,
aaaa bir de bakıyorsunuz pattadanak karşınıza bir kasis çıkıyor! Ne bir iz ne
de bir işaret! Kasislerin üzeri beyaz ya da sarı renge boyanamaz mı acaba
Tarifi imkansız acınız bizim de acımızdır
Manisa, Soma da meydana gelen maden yangını sonucu son
resmi açıklamalara göre 282 emekçimizi, maden işçimizi ne yazık ki kaybettik.
Yüzlerce yaralı kardeşimiz var. Bu kardeşlerimiz
ailesine, çoluk çocuğuna ekmek götürebilmek için, memleketine yararlı birer
evlat olabilmek için her gün olduğu gibi o gün de, yerin 600 metre derinliğinde
çalışmaya gitmiş, alın terini bir kez daha oraya akıtmış ancak yaşanan elim bir
kaza sonucu tekrar eve dönmeleri nasip olmamış ve oracıkta hakkın rahmetine
kavuşmuşlardır. Bir çoğu da yaralı olarak kurtarılmıştır.
Biz de Saadet Partisi olarak maden ocağında hayatını kaybeden
ve yaralanan bu emekçi kardeşlerimize ve özellikle yürekleri acılı ailelerine
diyoruz ki: Tarifi imkansız acınız, bizim de acımızdır. (Özay İLHAN- Saadet
Partisi Van İl Başkanı)
NOT: Bugün 16 Mayıs2014, Cuma 1) Emekliler yılda 15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2)
An itibariyle asgari ücretli nasıl geçineceğim diye feryat ediyor. 3) Bu
parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni ve sivil
anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan,
yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci
Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!