Başarıyı kendinden, başarısızlığı başkasından bilmek

Abone Ol

Seçimler öncesi girdiği bilmem kaç seçimden başarılı çıktığı ve bu başarının sahibi olarak birileri takdim edilirken seçimlerden istediği sonucu alamayarak tek başına iktidar olma imkânını AK Parti’nin yitirmesinin sorumlusu nedense bu defa dışarıda aranıyor. Genellikle de Saadet Partisi’nin aldığı oylara birileri kafayı takmış, bu oyları Saadet Partisi almamış olsaymış AK Parti’nin yine tek başına iktidar olabileceğine vurgu yapılarak AK Parti’nin seçim mağlubiyetinin sorumlusu Saadet Partisi ilan ediliyor. Bununla da kalınmıyor HDP’nin barajı aşmasının sorumlusu da ilan ediliyor. Çözüm süreci adı altında İmralı ve Kandil arasında HDP’yi arabulucu tayin ederek bu partiyi barış havarisi gösterenler sanki AK Parti değilmiş gibi… Utanmazlığın dik alası, tam bir akıl tutulması, aklın ve mantığın bir yerlere kiraya verilmişlik görüntüsü sergileniyor. Benzer değerlendirmeler seçim kampanyası sırasında da sanal âlemde sıkça dile getirildi. Saadet Partisi’ni devre dışı bırakabilmek için bir takım uydurma haberler ve değerlendirmeler servis edildi. Böylece Saadet’e oy vermek niyetinde olan pek çok seçmeninin kafası karıştırıldı. Buna rağmen seçimler yapılmış kesin sonuçlar ilan edilmiş olmasına rağmen hangi illerde Saadet Partisi’nin kaç oy aldığı, AK Parti’nin hangi illerde milletvekilliğini kaç oyla kaybettiği hatırlatılıyor. Utanmasalar Saadet Partisi niçin seçimlere girdi diyecekler, Çünkü bunlarda taraftarlık sadece gözlerini kör etmemiş, akıl tutulmasına yol açmış. Çünkü yaklaşık 13 yıldır girilen her seçimden Saadet Partisi seçime girmiş olmasına rağmen başarı ile çıkanlar şartlarda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen tek başına iktidar olma imkânını kaybetmişlerse bunun sorumlusunu geçmişte başarılarını överek göklere çıkardıklarında aramaları doğru olabilir mi

Unutulmamalıdır ki Saadet Partisi bir bölen değil, AK Parti’yi kuranlar bir bölen durumundadırlar ve AK Parti’yi kuranların hemen hepsi siyaset sahnesinde Milli Nizam, Milli Selamet Partisi ile başlayan ve Saadet Partisi ile devam eden Milli Görüş hareketinin içinde yer almışlardır. Zaman içinde elbette fikir değişikliği olabilir, bazıları kendilerine yeni yol çizebilirler ama eski çizgilerinde yürüyenlere karşıda haksızlık etmemek gerekir. Geçmişte birlikte yolculuk etmiş olmanın da bir gereğidir.

Kaldı ki, zaman içinde AK Parti içinde ortaya çıkan bir takım ayrışmaların ve gelinen noktada medyada da günlerden beri dile getirilen Gül-Erdoğan ikilisi arasındaki görüş ayrılığının sorumlusu da Saadet Partisi midir Kısacası, herkes kendi işine bakmalı, dünün başarılı siyasilerinin bugün yaşadığı başarısızlığın sebebini önce kendilerinde aramaları gerekir. Aksi halde başarıyı kendilerinde başarısızlığı başkalarında aramak seçim sonuçlarının sağlıklı bir şekilde değerlendiremeye mani olur.

Kaldı ki, seçimler öncesi Saadet Partisi ile AK Parti arasında oluşturulmak için başlatılmış görüşmeleri AK Parti tarafından seçim zaferine olan inancın bir sonucu ortada bırakıldığı da biliniyor, hâlâ AK Parti’nin seçimlerden istediği sonucu alamamasının sorumlusu olarak Saadet Partisi’nin ilan edilmesi en hafif ifadesiyle haksızlık olur. Saadet Partisi 40 yılı aşkın bir süredir siyaset sahnesinde mücadele veren bir görüşün partisidir ve seçimlere girip girmemesi, girecekse kimlerle gireceğini kendisi belirleme hakkına sahiptir. Aksi bir yaklaşım bir takım kimselerin güç sarhoşluğundan hala kurtulamadıkları anlamına gelir. Böyle olunca da son seçim yenilgisinin sebebini de doğru tespit edemezler. Ortaya çıkan seçim sonuçları bu kendilerine duydukları güven ve bir takım yandaşların güce tapınma hallerinin ifadesidir. Kısacası, AK Parti’nin seçim başarısızlığının sorumluları geçmişin başarılarının sahipleridir.