Başarılı diyaloglar

Abone Ol

Ateşperest İran İmparatorluğu na son veren Kadisiye harbi öncesi Medayine elçi olarak giden Muğira b. Zürâra ile İran Yezdecürd arasında geçen şahsiyetli diyalogdur:

Sonra Yezdecürd tercüman aracılığıyla Muğiraya: "Sizi buraya getiren sebep ne, bizimle harbe kalkmanız, ülkemizin içine kadar gelmeniz ne için Yoksa bizim, sizinle ilgilenmeyip kendi işlerimizle uğraşmamız sizi bize karşı cesaretlendirdi mi " deyince, Nu man b. Mukarrin: "Allah bize acıyıp, bize hayrı gösterip, hayır işlemeyi emreden, şerri belletip ondan bizi men eden, kendi davetine katılmayı kabul edenlere dünya ve ahiretin en iyi yönlerinin bizim olacağını bize söz veren bir Peygamber yolladı. Bunun üzerine bütün arap kabileleri ikiye ayrılıp bir kısmı ona yaklaşırken bir kısmı ondan uzaklaştı.

Daha sonra gönüllü gönülsüz herkes ona katıldı. Daha sonra biz, onun getirip bize tebliğ ettiği gerçeklerin, bizim bizzat yaşamakta olduğumuz düşmanlığa dar hayattan çok üstün olduğunu hepimiz anladık. Sonra o Peygamber bize: "bize en yakın olan ümmetlere tebliğe başlamamızı emretti de biz de onları insafa çağırmaya başladık. Şimdi biz sizi bizim dinimize davet ediyoruz. Bu öyle bir dindir ki, güzele güzel, çirkine de çirkin der. Eğer bunu kabul etmezseniz sizi cizye vermeye çağırıyoruz. Onu da kabul etmezseniz aramızda harp olacaktır. Eğer dinimize girmeyi kabul ederseniz biz size Allah ın kitabını bırakıp onunla hükmetmek üzere size birini bırakıp geri döneceğiz. Yok cizyeye razı iseniz ki bu kötü olanın hafif olanıdır, biz onu kabul eder sizi de kendi azınlığımız olarak kabul eder ve koruruz. O da olmuyorsa sizinle savaşacağız." dedi.

Bunu dinleyen Yezdecürd söze başlayıp şöyle dedi:

Ben yeryüzünde sizden daha bedbaht, sayıca daha az, kendi aralarındaki geçimde sizden daha kötü bir millet tanımıyorum. Biz eskiden beri sizin idari işlerinizi tanzim etmek için Hire civarındaki köylülere havale ederdik, onlar bize yettiği için İranlılar size saldırma, siz de onlara baş kaldırmaya tamah etmezdiniz. Eğer şimdi size bir miktar kuvvet gelip katılmış ise, sakın bu sizi bize karşı gelmeye kalkıştırmasın. Yok, bu değil de sizi bu duruma yoksulluk getirdi ise, sizin durumunuz düzelip, bolluğa ulaşıncaya kadar size yiyecek ayarlayalım, ileri gelenlerinize ikramda bulunup giyeceğinizi tedarik edelim ve başınıza size yumuşak davranacak bir de kral koyalım.

Bunun üzerine Muğira b. Zürâra b. En-nebbâş el-Esedî kalkıp:

Ey Kral! Şu karşında duran kimseler, Arapların eşrafı ve ileri gelenleridir. Onlar eşraftan hayâ eden bir eşraftır. Eşrafa ancak gerçek eşraf olanlar ikram eder, eşrafın hakkının kıymetini eşraf bilir. Eşrafı, eşraf ulular. Ben sana söyleyeyim sen cevap ver, onlar da buna şahit olsun. Demin sen bizi birtakım sıfatlarla andın ama biz onu bilmiyorduk. Ama bahsettiğin vaziyetimizin kötülüğü ise -dediğinden- daha da beterdi. Açlığımız ise açlığa benzemezdi. Biz kokarca böceği, bok böceği, akrep ve yılanı bile yerdik, bunları yiyecek sayardık. Toprak evimiz sayılırdı. Devetüyü ve koyunyünü giyeceğimizdi. Birbirimizi öldürmek, birbirimizi soyup yağmalamak adeta dinimiz olmuştu. Durum öylesine kötüye gitmişti ki, içimizde yiyeceğimize ortak olacak korkusuyla kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bile vardı.

İşte halimiz daha önce sana anlattığım gibiydi. Sonra Allah bize soyunu sopunu bildiğimiz, hasepçe en iyimiz, yerce en hayırlımız, evi  -misafirce- en geniş, kabilesi kabilelerimizin en iyisi, kendisi öncede hal ve vaziyeti içimizde en iyi olan, en doğru sözlümüz, en yumuşak huylumuz olan birini Peygamber olarak gönderdi. O bizi bir dine davet etti. Ona ilk katılan, ondan sonra da ilk halife olan zat oldu. O bir şey söyledi biz başka şey... O tasdik ederken biz yalanladık, O artırırken biz eksilttik. Sonra Allah kalplerimizi yumuşattı da O na uyduk. Böylece Allah la aramızda elçi olmuştu. O nun dediği Allah ın sözü, emrettiği Allah ın emri idi.

O Peygamber bize: Rabbiniz,

"Ben tek olarak Allah ım, ortağım yoktur. Hiçbir şey yok iken ben vardım. Benden başka her şey yok olacaktır. Her şeyi yaratan benim, her şey bana dönecektir. Rahmetim kesinlikle size yetişecektir. Ölümden sonra benim azabımdan sizi kurtarmam için, koyduğum yolu size gösterip, selam diyarına sizleri konuk etmem için şu zatı size Peygamber olarak yolladım" buyuruyor, dedi. Biz de onun Hak katından hakkı getirdiğine şahitlik ettik. Rabbimizin yine "İşte bu söz üzerine kim size tâbi olacak olursa sizin lehinize olan onun da lehine, sizin aleyhinize olan onun da aleyhine olur. Kim bunu kabul etmezse ona cizye teklif edin, kabul ederlerse onları da, kendinizi koruduğunuz şeylerle korumanız altına alın. Bunu da kabul etmezlerse onlarla savaşın, aranızda hakem benim, sizden öldürüleni cennetime koyacağım. Sizden geri kalana da kendilerine karşı düşmanlık edenlere zafer nasip edeceğim" buyuruyor diye haber verdi.

(Bak Zehebi, Tarih-ül İslâm, Terceme Muzaffer Can, Cantaş yayınaları sayfa 936)