Öğrencilik yıllarımda, yaşantısı, düşünceleri, bilgi ve
birikimi ile hepimize örnek olan bir hocamızın her dönem matematikten
bütünlemeye kaldığını o yüzden eğitim hayatına sözel bir bölümde devam ettiğini
anlattığında büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. Çünkü bizlere başarının sadece
yarışın ön saflarındaki kişilerin hakkı olduğunu öğretmişlerdi. O zamanlar,
bilim, sanat, edebiyat ve ilmi sahada topluma hizmet etmiş kişilerin sadece
okul birincileri arasından çıkabileceğine inanırdım. Bu düşünce sadece benim değil
büyüklerimizin de içine düştüğü bir yanılgıydı.
Zihnimdeki başarı kavramının sarsıldığı bir dönemde,
insanlığa meşale olmuş kişilerin hayatlarını anlamaya çalışmış ve bu kimselerin
insanlarla rekabet eden savaşan muhteris kimseler olmadığını fakat düzenli bir
çalışma ile faydalı işler yaptıklarını görmüştüm. Onların yaşama verdikleri
anlam ve zamanı kullanma bilinci benim başarı kavramına yüklediğim anlamı
değiştirmeye yetmişti. Zira başarı sadece zeka ile ya da okulda aldığınız
yüksek not ile elde edilebilecek bir kazanç değildi. Aksine yeteneklerinizi
değerlendirme zamanı iyi kullanma ve programlı çalışma ile gerçekleşebilecek
bir dinamikti. Fakat bugün bunu anne babalara anlatmak pek kolay olmuyor. Anne
babaların başarı konusundaki algıları hep aynı. Onlar çocuğun yeteneğini tespit
edip bu alanda desteklemek yerine onu sonu gelmez bir yarışın içine sokuyor ve
bu tavırlarını savunmaya devam ediyorlar. Onlar başarıyı sadece rakamlarla kaim
zannediyorlar. Nitekim geçtiğimiz günlerde çocuklarımız karne aldılar fakat
tatile burukluk içinde giren onlarca çocuk vardı. Çünkü onlar anne babanın
istediği gibi sınıfın birincisi olamamışlardı ve bu durum anne baba için büyük
bir suçtu. Anne babalar çocuklarına mutlaka en yüksek başarıyı elde etmeleri
noktasında dolaylı ya da dolaysız baskı uyguluyor. Oysa bu durum çocuğun anne
babayı mutlu edebilmek için gücünün üstünde bir enerji sarf ederek yorgun
düşmesine sebep oluyor.
Anne babalar çocukları bu yarışın içinden çekmeli ve
düzenli çalışma alışkanlığı kazandırıp zaman bilinci vermelidirler. Aksi
takdirde bu çocuklar bir süre sonra yarıştan yorulup pes edeceklerdir.