İsrail kural ve kaide tanımadan Filistin’de yeni başlattığı katliamı sürdürürken Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta AKP grubunda konuştu:
“İsrail devlet gibi değil, terör örgütü gibi davranırsa öyle muamele görür.”
Peki İsrail ne zamandan beri terör örgütü gibi davranıyor?
Elbette yaklaşık 100 yıldır. Kurulmadan önce de terör estiriyordu, 1948’de kurulduktan sonra da karakterlerini hiç değiştirmedi.
Alın listeyi elinize, İsrail’de üst düzeyde görev yapmış kişiler ve geçmişlerini inceleyin, 1948 sonrası yaptıklarına bakın, bu cümlemizi siz de doğrulayacaksınız. Ve şu kanaat sizde de oluşacak:
“Evet İsrail hiç değişmedi. Hep terör örgütü gibi davrandı. Kurulmadan önce de, kurulduktan sonra da, bugüne kadar.” Bu gerçeği en iyi bilenlerden birisi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Böyle olduğunun en yakın şahidi de onlarca yıl beraber çalıştığımız için elbette biziz.
Şaşıyoruz; İsrail’in bir terör devleti olduğu gerçeğini çok iyi bildiği halde Erdoğan AKP’yi kurduğu günlerde Amerika’ya şu sözü nasıl verdi: “İsrail’in yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye asla razı olmayacak.”
Bu söz ile T.C. Başbakanı olarak İsrail’in yaşamasına ve menfaatlerine garanti vermiştir. Rücu da edemez çünkü bu “beraber yürüdüğü fillere” dirsek atması demektir. Bu asla mümkün olmaz. Elleri ve ayakları bağlı duruma düşmüştür.
Peki “van minüt” olayı nasıl gerçekleşti?
Nasıl olacak, elleri ayakları bağlıdır ama dili bağlı değildir. Van minüt de dil ile söylenmiş ama el-ayak bağlı olduğu için İsrail’in menfaati doğrultusunda icraat yapmaya devama mecbur olmuştur.
Mavi Marmara olayında keza dil ile neler söylenmiş ama o sözler havada kalmış, üstelik tutulan uzlaşma zaptında dolaylı olarak Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu kabul edilmiştir.
İsrail’in devlet gibi değil, terör örgütü gibi davranması karşısında “Kudüs’ün Filistin’in başkenti” olduğu kararını almak için İslam İşbirliği Teşkilatı’nı olağanüstü toplamış, yazık ki karar resmi vesikalara geçirilirken “Doğu Kudüs” olarak kaydedilmiştir. Yani Batı Kudüs’ün İsrail’e ait olduğu kabul ettirilmiştir. Aksi olamazdı, çünkü eller ayaklar en başından bağlanmıştı.
Erdoğan yine, “İsrail normal bir devlet değil, terör devletidir!” çıkışını serbest olan diliyle ifade etmiş, kendisinin görevde olduğu sürece ilişkilerde asla normalleşme olamayacağını defalarca haykırmıştı.
Dedik ya, eller ayaklar bağlı olduğu için bu defa Filistin’den gasbedilen “İsrail doğal gazının” pazarlanması için iş birliği yapmak üzere, söylenen bütün sözlerin aksine, bir terör örgütü gibi değil, başka ülkelerin devlet veya hükümet başkanlarına uygulanmayan görkemli karşılama törenleri eşliğinde ilişkiler normale döndürülmüştür. Çünkü eller, ayaklar bağlıdır, filler böyle istemektedir.
Şimdi bir avuç silahsız ve teçhizatsız Filistinli karşısında “ Aksa Tufanı” harekâtıyla bütün dünyaya rezil olan İsrail’in, terör örgütü gibi kitle imha silahları ile Filistin’de katliama başlaması karşısında Erdoğan, “Gayrı Resmi Sözcüsü” Arınç ile Filistinlileri azarlatmış, kendisi de Genel Başkanı sıfatıyla AKP grup konuşmasında, “İsrail devlet gibi değil, terör örgütü gibi davranırsa öyle muamele görür” sözünü söylemiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail konusunda baş döndürücü tezatlarından bir iki tanesini yazdık.
Baş döndürücü ve mide bulandırıcı.
Peki bu sefer İsrail’e karşı “terör örgütü” muamelesi yapar mı? Asla yapamaz eller ayaklar en başta verdiği sözlerle sımsıkı bağlıdır.
Milli Görüş lideri ve Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Karamollaoğlu’nun cümlesi ile noktalayalım:
“Bütün bunlar BOP yani Büyük İsrail Projesi’nin hayata geçirilmekte olduğunun göstergeleridir.”
BOP’UN PLANLARI
Unutma BOP’un icaplarıdır,
Bu zamana kadar yapılanlar.
Yutturulanlar BOP haplarıdır,
Yapılanlar yıkım, ya planlar?