Barzani'ye "Karış da gör" diyen çıkmayacak mı?

Abone Ol

Artık Irak ve özellikle de Kuzey Iraktaki gelişmeler hakkında olayları akıl ve mantık süzgecinden geçirerek gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutmamız gerekiyor. Kuzey Iraktaki oluşumun başı Barzani ile Irakın tümünü işgal edip kuzeyini Barzaniye bırakan ABDnin niyetini ve ne yapmak istediğini görmek durdumundayız. Görmeliyiz ki, biz de geleceğe dönük planlarımızı ona göre yapalım. Yıllarca Irakın toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu söyledik, bugün gelinen noktada Irakın toprak bütünlüğü kalmadığını görüyoruz. Kuzey Irakta yeni bir oluşuma karşı olduğumuz söylendi. Irakta tüm kurum ve kuruluşları ile bir yeni oluşum meydana geldi. Bunun da ötesinde bu yeni oluşumun başında bulanan kişi Türkiyeye yönelik hedeflerini dile getiriyor. Demek istediğim o ki, olaylar hep Türkiyenin tezleri ve savunduklarının aksine gelişiyor.

Olay artık sadece Irakta yeni bir oluşumun gerçekleşmesinin de ötesine geçmiştir. ABD, Kuzey Iraktaki yeni oluşumun hem mimarı hem de bundan sonrası için en azından Iraktan çekip gitmeye mecbur kalana kadar koruyucusu durumundadır ve bu konumunu Türkiye hatırına falan değiştirmeye niyetli görünmüyor. Böyle olmasaydı Barzani, "Kerküke karışırsanız biz de 30 milyon Kürt için Türkiyenin güneydoğusundtaki şehirlere karışırız" sözleri ile Amerikan eski GenelkurmayBaşkanı Richard Myersin "Iraka girerseniz yeni bir çuval olayı yaşanabilir" sözleri aynı güne rastlar mıydı

Kesin olan husus şudur ki, artık Türkiyede hiç kimse Amerikadan söz ederken "Stratejik müttefik", "Dost ve kardeş" gibi sıfatları kullanmamalıdır. Amerika Türkiyenin stratejik müttefiki olmadığı gibi dost ve kardeş olmadığı da açıkça görülmektedir. Ayrıca Myersin yeni bir çuval olayının yaşanabileceğini söylemiş olması, bundan önceki çuval olayının münferid bir olay olmadığı Amerikalıların Türkiye ve Türklere bakışının bir sonucu olarak ortaya çıktığını gösteriyor.

Görülen bir başka husus ise Barzaninin küstahlığı ve kabadayılığının sebebi kendi gücüne olan güveni değil, Amerikanın desteği ve iteklemesidir. Saddamı Kuveyti işgale sürükleyen Amerika şimdilerde de Barzaniyi Türkiye üzerine kışkırtıyor.

Ülke savunmasından sorumlu olanlar birtakım iç tehditler oluşturup bunlara takılıp kalmak yerine ülkemize laflar eden, ülkemiz insanlarına sahip çıkmaya kalkanlara haddini bildirmek durumundadırlar. Dünyanın en güçlü ve disiplinli ordusuna sahip olmakla övünürüz. Övünmek elbette hakkımızdır.

Birtakım çevreler Cumhurbaşkanı seçimi konusunda ortalığı toz duman bulutu ile kaplamayı vatanseverlik gibi takdim ederlerken sıra Amerikanın ve Barzani gibi uşaklarının ülkemize hakaretleri gündeme geldiğinde niçin aynı hassasiyeti göstermediklerini, niçin bunun bir haysiyet meselesi yapılmadığını düşünmek durumundayız.

Barzani denen adamın kendisini ülkemiz vatandaşlarının bile hamisi ilan etmesi, buna karşılık ülkemizin etkili  çevreleri ile zinde güçlerinin hala olmayan bir tehdidin peşine düşmelerini anlamakta zorluk çekiyorum.

Gerek Amerikanın tutumu gerek Kuzey Iraktaki gelişmeler ve Barzaninin açıklamaları şahsen kanıma dokunuyor. Bundan rahatsızlık duyuyorum. Gelinen noktada artık herkesin tavrını çok net bir şekilde belirlemesi gerekiyor. Özellikle de bu ülkede Barzaninin himayesine sığınmayı düşünen kaç tane Kürt olduğunu da bu milletin bilme hakkı vardır. Yüzyıllardan beri birarada yaşayan, birlikte yaşadıkları Türklerin kardeşliğini istemeyip buna karşılık ABD desteğine güvenerek horozlanan Barzaninin dostluğunu tercih edenler varsa bunu da bilmekte yarar vardır. Bu ülkede yüzyıllar boyu Kürt, Türk düşmanlığı hiç olmamışken, birden bire böyle bir tavır ortaya çıkmışsa buna karşı bizim de gelişmeleri doğru görmek ve değerlendirmek hakkımız olmalıdır.