AVM ler, avama hizmet vermiyor sadece. Havas hazzını
tatmin eden merkezler aynı zamanda. Birbirine benzemek için kıyasıya yarışılan
bu çağda, sıradanlaşmaya doğru bir akım var. Toplumu aydınlatma görevine haiz
olsun olmasın herkes bu çarkın içinde. Popüler kültürün nabzının attığı bu
ortamlarına uğramak artık kaçınılmaz. Bugün sıradan olan bu duruma, geçmişte
bazı zevat dikkat ederdi. Mesela ilim erbabına çarşı pazarda çok
rastlanmazdı.
Yığın kültürü insanlar arasında konumu sıfırlayan bir
düzenek. İnsanı sayısal değere dönüştürüyor. Önce kendisine bir numara veriyor.
Bugün dünyada her insan aynı zamanda bir rakamdır. Afrikalılar gibi hâlâ
numarasız insanların varlığı devam etse de onlarda bir numaraya sahip olma
tutkusundalar.
Küresel sektörler marifetiyle insanın kullandığı her şey
artık bir numaraya sahip. Barkod denilen numara sayesinde onaylanmış ve test
edilmiş ürünleri kullanıyoruz. Barkodlu her ürün güvenle tüketiliyor. Günümüz
insanının dıt dıt öten seramoni ile barkod okuyucular önünde tebessüm ederek
geçiyor. Yüzyılın insanının alışiveriş kültürü bu deyip geçebiliriz, ancak
insan üzerindeki etkisine baktığımızda sadece bir alışveriş olmadığını
görmekteyiz.
Sektör medeniyetinin insanlara hediye ettiği bir kültür
var. Onları mutsuz ettikten sonra, mutlu olabileceği alanlar açıyor. Bunların
başında alış veriş merkezleri var. Tüketim kültürü birçok şeyi ihtiyaç olarak
insan önüne yığıyor. Modern çarşılar,
giderek insanın sosyalleştiği alanlara dönüşüyor. AVM ler can sıkıntısı
yaşayanların uğrak yerleri artık. Bu ortamlar terapötik bir etki amacıyla
dizayn edildiği gözden kaçmıyor.
Alışveriş, kredi kartı, taksit derken, AVM kelimesi de
güncel dile eklendi. Batılı kafanın kurduğu bu düzende hedefler belirlenmiş
durumda. Tüketim kültürünün yaygınlaştığı, her grup insanın doluştuğu merkezler
artık. Sokak çarşılarımızı AVM ler karşısında oldukça garip durumda. Fakat
arada ki fark herkesin anlayabileceği türden. Bizim çarşılarımız ihtiyaca
binaen tertip edilirken, AVM ler bir algı ile tüketimi dizginliyor.
Geçmişin çarşıları hilafına bu merkezler bir çok yönünüze
hitap ediyor. Çarşıda sadece ihtiyacınızı karşılarken, AVM ler duygulara da
hitap ediyor. Bir bakıma insanının ruhsal ihtiyaçlarını da karşılıyor. Çarşıda
esnafla alışveriş sırasında bir iki kelam ile geçiştirilen sohbetler geçmişte
kaldı. Hatta bu yerlere girerken selam verilmediği gibi çıkarken
Allahaısmarladık demek tarihe karıştı.
AVM lerde ilgili eleştiriler çok yazıldı çizildi. Bugün
tartışacağımız şey; barkodlanan ürünlerin giderek daha çok duygularımızla
bütünleştiğidir. Arzulanan şey duyguları onarıcı bir etki bırakmaları. Olumsuz
duyguları olumluya çeviren bir etki gücüne sahip olmaları. Ruhun yarasına uzun
süreli çözümler sunmaları.
HER DERDE DEVA
PAKET ÇÖZÜMLER
Geçenlerde bir dostumla eski tarz bir çarşıda ayaküstü
konuşurken, renkli minik topların yer aldığı bir makine dikkatimi çekti.
Makineye madeni para atınca top şeklinde bir sakız düşüyor. Topun rengine bakıp
şansınıza neyin çıktığına camekan üzerindeki etiketten öğrenebiliyorsunuz.
Camekan üzerindeki etikette şunlar yazılmış: Mutluluk, aşk, para, başarı,
macera ve sağlık. Dostuma işaret ettim ve şunu paylaştık; bu şans makinesi
kadar günümüzün benlik algısını anlatan bir şey var mı
Bu sakız makinesi üzerinde küresel medeniyetin amentüsü
vardı. Aydınlanma ile başlayan insanlığın gözlenebilir hedefleriydi bunlar.
Mutluluk, ama bedel ödemeden ve sadece istediğiniz için; ayarlanmış,
paketlenmiş ve ulaşılabilir. Etkisi kısa sürse de yüzde bir tebessüm bırakıyor
sonuçta!
Küçükler bir sakız üzerinden bu duyguları tadımlık olarak
yaşarken büyükler daha makul icatlar peşinde. Mutluluk için çikolata yemeyi
tavsiye eden uzmanlar. Mutluluk hormonlarını damak üzerinden harekete geçirdiği
için bunu tavsiye ediyorlar. Bir sorun var sadece. Kandaki etkisi kısa sürede
geçtikten sonra ne olacak Daha derin bir boşluk doğabilir ihtimali sarsıcı
olmasına ne demeli
Mesela AVM ler devasa bir şans mekanizması değil mi Buna
göre kural şöyledir. X-Ray donanımlı giriş kapısından manyetik dalga ile
tütsülenerek gireceksiniz. Cüzdanınız da birkaç kredi kartı olacak. Dopamin
hormonunu aktive eden bir müzik kulağınızda hissedeceksiniz; ne iyi ettim de
geldim dedirten albenili mağazalar arasından süzülerek günün stresini atma
imkânı bulacaksınız. Kesenizle arzunuz arasında sarkaç gibi gidip geldiğiniz en
yeni ürünlerle sınanacaksınız. Göz duyusunun iradeyi zorladığı her bocalama
sonunda afili çantalarla eve döneceksiniz. Cüzdanda istifli olan size ait
olmayan sanal parayla yapılan alışverişlerle yaşayıp gideceksiniz.
Günümüz insanının üstesinden gelemediği bir durum var. Bu
nedenle güncel, ulaşılabilir, paket çözümler kısa vadede işe yaramaktadır.
Olumsuz duyguları giderip yerine olumlu olanlarını koymak; tıpkı marketten alır
gibi. Boşluk, yalnızlık, umutsuzluk Merak etmeyin bunları gidermek için
çalışan üreten dünya çapında sektörler var.
OBEZİTE İÇİN ÇOCUK
EĞİTİMİ
İbn Miskeveyh, yüzyıllar öncesinden çocukları obeziteden
sakındırmaya yönelik tavsiyelerde bulunuyor. Çocuğa yemeğin zevk için değil
sağlık için gerekli olduğu anlatılmalıdır. Bütün yiyecekler ancak bizim beden
sağlığımız ve hayatımızı sürdürmek için yaratılmıştır. Onlar açlık ve açlıktan
ileri gelen açlığımızı tedavi etmek için kullandığımız ilaç durumundadır. Nasıl
ki ilaç zevk için alınmaz ve iştahla çokça kullanılmazsa yiyeceklerde böyledir.
Onlar da beden sağlığımızın acısını giderecek, hastalıktan koyacak kadar alınmalıdır. Çocuğun yanında obur kimselerin
çok yemek yemeleri küçümsenmemeli. Onların vücut ihtiyaçlarından fazla ve
uygunsuz biçimde yemek yemeleri kötülenmeli ki, o bir tür yemekle yetinsin,
türlü türlü yemekler yemeye özenmesin.
Başkasıyla sofraya oturduğu zaman yemeğe önce kendisi
başlamasın, sürekli olarak yemek çeşitlerini bakmazsın, onları gözünü dikip durmasın.
Kendi önündeki ile yetinsin, çabuk çabuk yemesin lokmaları art arda
sıralamasın. Büyük lokma almasın ve onu iyice çiğnemeden yutmasın. Kendisi ile
birlikte yemek yiyen kimseyi gözetlemesin. Kimi zaman kuru ve katıksız ekmek
yesin. Öğle yemeğini bolca yerse tembelleşir, uykusu gelir ve bununla birlikte
anlayışı azalır. Eğitimle ilgili ödevleri bitirmeden ve yeteri kadar yorulmadan
yemek yemesin.*
İbn Miskeveyh, Tehzibu l Ahlak, Büyüyen Ay Yayınları,
2013,İstanbul.