'Barışın' demedim ama kardeş yaptım - 2

Abone Ol

12 Eylül darbesinde tutuklanan, içerde iki yıl kaldıktan

sonra berat kararıyla tahliye olunan Ülkücü delikanlılardan biri, bir hafta

evinde dinlendikten sonra eski arkadaşlarını toplamak, onlarla Kur an ı anlama

çalışmaları yapmak ister.

Şehrin en büyük camisine gider ve cami hocasına durumu

açar.

Biz, dokuz ışığı öğrendik ama tek ışık Kur an ı öğrenmedik.

Sen bize öğretir misin der.

Hoca efendi de onu alır ve Sizin dilinizden bu hoca

anlar diyerek bana getirir.

Ben zaten Milli Gençlik Vakfı nın (MGV) öğrencilerine

sohbetlere devam ediyordum.

Bir ders de onlarla başlattık.

Bu iki gençlik teşkilatı birbirine hoş gözle

bakmıyorlardı, hor bakıyorlardı.

Ben onlara, Hoş bakın, hor bakmayın demedim.

Ülkücülerin dersine giderken MGV li birinin arabasıyla

gitmeyi tercih edip onların dersini dinlemesini sağladım.

MGV lilerin dersine giderken Ülkücü birinin arabasıyla

gitmeyi tercih edip bunların kaynaşmasını sağladım.

Bunlar birbirlerini yakından tanıyınca aralarında slogan

farkından başka bir şey olmadığını anladılar.

O günlerde derslere katılanların birçoğu bu günlerde ülke

yönetiminde en etkili yerlerde birlikte hareket ediyorlar.

İstanbul dışında yaşayan ve çok sevdiğim iki arkadaşım

basit bir sebepten 25 yıllık arkadaşlıktan sonra küsmüşler.

Bu durumu düzeltemeye benim gücümün yeteceğine inanan çok

değerli bir arkadaş bana geldi ve bunların durumunu anlattıktan sonra şehre

gelip aralarını bulmamı istedi.

Ben de ona, Sen bunları barıştırma çalışması yapma.

Sizi barıştırayım deme. Sen yaptığın derslere birini davet et, öbürünün de

arabasıyla derse gitmiş ol. Eve varınca tokalaşma kendiliğinden olur. Onlar o

kadar insanın arasında el vermezlik yapamazlar. Sohbet esnasında onların

gözlerine dahi bakma. Taraflardan birinin adamı olduğun imajını verme. Bunun

bir taktik olduğunu anlamasınlar. Bir başka gün birini davet et, öbürüyle

beraber git. Birkaç gün yalnız tokalaşma ve aynı havayı soluma onları tekrar birleştirir

dedim, o da yaptı ve başarılı oldu.

Çözümde geçmiş konuşulmaz, gelecek konuşulur.

Geçmişe dalıp da içinde boğulmadan ölmeyen olmamış bu

güne kadar.

Herkes kendini haklı görmese kavga çıkmazdı.

Sen haksızsın, ben haklıyım diyerek çözüm olmaz.

Geçen geçmiştir cümlesi Kur an da çokça tekrarlanır.

Kendisini yok etmek için kör kuyuya atan kardeşlerini

Mısır da karşısında boyun bükmüş olarak gören Yusuf aleyhisselam, Bugün sizi

kınamak yok. Allah sizi affetsin. O merhamet edenlerin en merhametlisidir

demiş ve bağrına basmıştır. (Yusuf Suresi, ayet: 92)