Barışa daha çok yol var

Abone Ol

Öcalan’ın silah bırakma ve bunun için PKK’nın baharda kongre toplaması çağrısı genellikle olumlu karşılandı. Ancak, çağrıdan daha çok silah bırakmanın ne zaman ve nasıl başlayacağı sorusu cevap beklemektedir. Bir adım daha ileri gidersek terör örgütünün arkasındaki dış güçlerin böyle bir süreci isteyip istemeyecekleridir. Bu köşede daha önce de dile getirdiğim gibi terör ülkemizde Kürt’ü ve Türk’ü ile insanların birlikte yaşamayı beceremedikleri için ortaya çıkmadı. Demokrasi bakımından ülke olarak eksiklerimizin olduğunda kuşku yok. Ancak, bu eksiklik sadece Kürtler için geçerli değil. Geçmişte yaşanan olaylar ve özellikle de inançlı insanların başta eğitim ve öğretim olmak üzere toplum hayatının dışına itilme çabaları başlı başına insan hakları ihlali idi. Kısacası ülkemizde demokrasi ve insan haklarının yetersizliği hususunda şüphe yoktur. Bunun sebebi ise mevcut anayasadan ziyade bir takım asker-sivil bürokratların sistem üzerindeki vesayet arzuları ve bu arzularını seçilmişlere karşı bir dayatma olarak hayata geçirme istek ve uygulamalarıdır. Bu bakımdan demokratikleşmeye, bunun için de vesayet rejimine son vermek küçük bir azınlık dışında toplumun tüm kesimlerinin arzusudur. Bu bakımdan terörün son bulması için başlatılmış olan çözüm sürecinin ana hedefi silahların susması, insanların birbirlerini öldürmemesidir. Çünkü demokratikleşme ve insan haklarının teminat altına alınması toplumun genelinin arzusu olduğu için bu hususların hayata geçirilmesi noktasında farklı bir görüş yoktur.

Böyle olunca çözüm sürecinin esas hedefini saptırmak anlamına gelebilecek davranış ve açıklamalardan vazgeçmek gerekiyor. Terörün son bulması, bir başka ifade ile silahların bırakılması pazarlık konusu haline getirilirse Öcalan’ın silah bırakma çağrısına fazla bel bağlamamak gerekir. Zaten Demirtaş’ın açıklamaları da bu hususun sadece Öcalan’ın isteği ile hayata geçemeyeceğini gösteriyor. Kısacası, daha önce iki defa gündeme gelen silah bırakma çağrısı sonuç vermemişti. Silah bırakma eğer bir pazarlık konusu haline getirilir, adeta iktidarın ev ödevlerini yapmaya davet edilmesi anlamına gelebilecek açıklama ve tutumlarla bir yere varılması zordur. Elbette önemli olan bu zorluğun aşılmasıdır. Özellikle de 30 yılı aşkın silahlı mücadelenin içinde, dağda yaşamayı yaşam tarzı haline getirmiş olanların barış sürecine intibakları sanıldığı kadar kolay değildir. Bu bakımdan tüm taraflar iyi niyetli olarak barışın tesisi için gayret gösterse bile özellikle ülkemiz ve bölgemiz üzerinde bir takım hesapları olan ülkelerin istihbarat örgütleri bölgemizde istikrar ve kalıcı barışın sağlanmasını istemeyeceklerdir.

Bunun için Kandil ve HDP, Öcalan’ın çağrısına samimi olarak sahip çıkmak durumundadırlar. Farklı açıklamalar ister istemez güven kaybına yol açacaktır. Özellikle de çözüm sürecinin taraflarca siyasi malzeme olarak kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle de seçim ortamına girildiği bir noktada seçime kadar çözüm süreci malzeme olarak kullanılacak olursa toplum sadece kandırılmış olur ve hayal kırıklığına sebep yaşanır ki buna kimsenin hakkı olmamalıdır.