Bardak taştı, dengeler bozuldu!..

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta içinde açıklanan Ekim ayı enflasyon rakamları, yaklaşık iki yıldır belirginleşen ekonomideki durgunlaşma eğiliminin güçlenerek kırılganlığı arttıracağına işaret ediyor. Durum böyle iken ülkeyi yönetenler yapay gündemlerle milleti uyutarak çaresizliklerini gizleyebileceklerini sanma gafletine düşmekten kurtulamıyor. Başka bir deyişle Cumhuriyet tarihinin en ağır krizi olabilecek bir tehlike kapıyı çalarken sahne alan örgütlenmiş sorumsuzluk örnekleri olumlu düşünmeye izin vermiyor...

Hem ekonominin kademeli bir şekilde durgunlaşıyor, hem de enflasyon baskısının artıyor olması muhtemelen güvensizliği arttırarak olumsuzluğun kendi kendini besler hale gelmesinde etkili oluyor. Siyasi irade ise eski yanlışlarını yenileri ile düzeltmeye çalışırken sanki yangına körükle gidenleri anımsatıyor. Yaklaşan seçimler öncesinde ekonominin durgunlaşmasını istemiyor; kamu harcamalarını arttırıyor, faizlerin yükselmesini önlemeye çalışıyor ama olmuyor. Enflasyonun ve işsizliğin yükselmesini istemiyor, fakat beceremiyor: Güven kaybı Türk Lirası’nın değer kaybetmesine ve geleceğe yönelik beklentilerin bozulmasına, gelişmelerin kontrolden çıkmasına sebep oluyor. Döviz kurunun daha fazla yükselmesini istemiyor fakat gücü bu olumsuz eğilimin yönünü değiştirmeye yetmiyor. Bu işler kanun çıkararak düzeltilemiyor, ekonomideki eğilimler Meclis’teki çoğunluğu dinlemiyor... Kendi insanına değil yabancı sermayeye güvenerek hesap yapanlar ortada kalınca, halkı uyutmanın veya aralarına nifak sokarak farkındalığın artmasını önlemenin telaşına düşüyorlar. Sormak gerekiyor: Allah’ın bildiğini kulundan saklayarak şahsi menfaat sağlamaya çalışmak inançlı olduğunu söyleyenlere yakışan bir davranış mıdır ..

Küresel düzeyde belirsizlik artar iken Türkiye yaşanacak olumsuzluklardan en fazla etkilenecek beş ekonomi arasında yer alıyor. Bu durum mirasyedi hovardalığı ile ülkeyi yönetip bunu başarılı olarak pazarlamaya çalışanların eseridir... Bu saatten sonra bir mucize olmasını ve her şeyin düzelmesini de beklememek gerekiyor: Enflasyon karakterli yıkıcı bir durgunluk bizi bekliyor. Enflasyonun kontrol altına alınabilmesi de durgunluğun canlanmaya dönüştürülebilmesi de bu aşamadan sonra pek mümkün görünmüyor. Para ve maliye politikalarını olabildiğince gevşek tutuyorlar: Ekonomi canlanmıyor fakat ateşi yükselen enflasyon nedeniyle durgunlaşma eğilimi güçleniyor; seçim hesapları da tehlikeye girmeye başlıyor. Bir yandan da yaşanacak sıkıntılar için suçlu yaratma arayışı hızlanıyor... İktidar ve sermaye kesimleri arasındaki gerginlik büyüyor, geniş kesimler hem onlara hem de kendilerine güveni sarsılıyor, ülkenin ufkunu kara bulutlar kaplıyor. İftira, yalan ve keyfiyet her tarafa yayılırken hukuk arasan da bulunamıyor... Daha önce susanların bugün konuşmaya başlaması, bir şeylerin iyiye gitmesinden değil kaybedecek pek bir şeyleri kalmamış olmasından kaynaklanıyor...

Evet Ekim ayı enflasyon rakamları genelde mevsimlik nedenler ile yüksek çıkar; gıda ve giyecek fiyatlarındaki mevsimlik artışlar etkili olur. Bu kez de öyle oldu, beklentilerin de üzerinde gerçekleşti. Fakat başka bir şey daha oldu: Bu son damla ile bardak taştı!.. Türk Lirası yeniden değer kaybetmeye başladı. Birileri tehlikeyi görüp başının çaresine bakmak üzere beklemekten vazgeçip risklerini azaltma derdine düştü. Siyasi iradeye güvenerek bekleyen veya risk alanların sayısı hızla azalırken, riskten kaçınanlar piyasalarda daha belirleyici olmaya başladı. Dengeler değişti!..

Bu saatten sonra korkunun ecele faydası olmayacak, istikrarsızlık kendi kendini besleyerek büyüyecek. Ekonomi daralır iken enflasyon ve işsizlik kademeli olarak artacak. Rakamlarla oynayarak durumu olduğundan iyi gösterme çabası veya bu süreci biraz yavaşlatarak zaman kazanma girişimleri pek bir işe yaramayacak. Yanlışlar yeni yanlışlarla düzelemeyecek. Evde yapılan kazanmaya veya krizi fırsata dönüştürmeye yönelik hesapların hiçbiri tutmayacak. Aklı kötüye kullanma ustaları, kendi eylem ve söylemlerinin kurbanı olmaktan kutulamayacak...