Hıristiyan dünyası tarihin hiçbir döneminde Müslümanlara
karşı hoşgörü ile yaklaşmamış, onların farklılığını kabul etmemiş ama
Müslümanlardan kendilerine karşı hoşgörü beklemiştir. Hıristiyan dünyasına göre
Müslümanlar barbardır, onların katledilmesi, yeryüzünden yok edilmesi gerekir.
Hatta bir Hıristiyan tarafından yazılmış olan Haçlı Seferleri kitabında
acıkan askerlerine bir Haçlı komutanın Canlı Müslüman bulamazsanız ölülerini
pişirip yiyin emri verdiği, bu seferlere katılmış Haçlı ordusundaki askerlerin
hatıralarına dayanılarak yazıyor oluşu dikkat çekicidir. Ama bu hatırayı
aktaran kitapta Müslümanlardan Barbar Türkler şeklinde bahsediliyor. Yani,
kendi askerlerine Müslümanların ölülerini yiyebilecekleri emrini verenler
barbar olmuyor da Müslümanlar barbar olarak nitelendiriliyordu. Bu arada
Avrupa da genel olarak Türk kelimesinin Müslüman karşılığı olarak
kullanıldığını hatırlatmakta yarar var.
Bunları tarihin derinliklerinde kalmış bazı olayları
gündeme taşımak adına hatırlatıyor değilim. Yüzyıllar boyu dünyaya her alanda
örnek olmuş, bugün var olan Batı medeniyetinin temellerini atmış Müslümanları
barbar ilan edenlerin ülkemiz insanına ulaşılması gereken hedef olarak takdim
edilmiş olmasına, yani, medeniyetin temelini atmış bir medeniyetin mensupları
için barbarların ulaşılması gereken ideal hedef olarak sunulmuş olmasındaki
çelişkiye dikkat çekmek istiyorum. Artık barbarları örnek kabul eden bir
anlayışa nasıl sürüklendiğimizin muhasebesini yapma zamanının geldiğini
düşünüyorum. Bu muhasebeyi yapmadığımız sürece beyinlerimize kazınmış olan
birtakım yanlışlardan kurtulmamız, kendi özümüze dönme yönünde harekete
geçmemiz mümkün olmayacaktır. İslamiyet i gerileme sebebi olarak takdim
edenlerin İslam dünyasında birtakım zayıf karakterliler üzerinde etkili olması
sonucu kendi medeniyet değerlerinden utanan bir kesim oluşturulmuş olduğunu
görmek durumundayız. Bunu görmeliyiz ki, hâlâ İslam dünyasında adaletin
teessüsü için Batı yı örnek almak gibi çarpık anlayıştan kurtulalım. Bunu görüp
yeni bir değerlendirmeye yönelemediğimiz sürece dünyanın her köşesinde
katledilen, evleri başlarına yıkılan ve doğup büyüdükleri yurtlarından
sürülenlerin neden Müslümanlar oluşunun gerçek sebebini göremeyiz. Mısır da
seçilmiş bir yönetime yönelik darbecilere ABD ve yandaşlarının neden destek
verdiğini anlayalım. Bununda ötesinde darbeciler tarafından bin 200 ün
üzerindeki İhvan mensubunu idam cezasına çarptırılmış olması karşısında
Hıristiyan dünyasının sessiz kalışının sebebini de doğru olarak görebilelim.
Görelim ki artık Batılılar Müslümanların kökünü ya doğrudan kendileri kazımaya
çalışıyorlar ya da Müslüman ülkelerdeki yandaşları eliyle bu işi yaptıklarını
bütün çıplaklığı ile anlayalım. Yani barbar Batılıların Müslüman kanına
doymadıkları/doymayacaklarını tespit edelim.
Batı Afrika da yaşananları, Myanmmar da Budistlerin
Müslümanlara yönelik katliamlarını, Libya da, Irak ta, Suriye de, Pakistan da,
Bangladeş te yaşananların gerçek sebebini görelim. Artık, barbarların İslam ın
adaleti esas alan medeniyetine tahammülleri olmadığını, bunu yok etmekten
vazgeçmeyeceklerini anlayalım. Filistin de Müslümanların kendi yurtlarında
nasıl hapishane hayatı yaşadıklarının farkına varalım, bu katliam ve zulme
barbar Batı nın kayıtsızlığını doğru değerlendirelim. Yeryüzünde Hakk ın karşısında
tüm renkleri ile batılın tek cephe oluşturduğunu, bu cephe karşısında da
Müslümanların vakit geçirmeden tek cephede toplanması gerektiğini idrak edelim.
Edelim ki, batıl cephesi kendisini karşı konulamaz bir güç olarak görme
sevdasından vazgeçsin. Bunun için hakka tabi olanların batıl cephesi
karşısındaki psikolojik eziklikten kurtulması, gerçek barbarların batıl
cephesinde toplandığının görülmesi yeterlidir.
Kısacası, artık barbar Batı dünyasının katliamları
karşısında üzüntü duymak, gözyaşı dökmekten kurtuluşun yolunun İslam dünyasının
birliğinden geçtiğini idrak etmek durumundayız. Yoksa gözyaşı dökmeye devam
ederiz. Elimizden de başka bir şey gelmiyor ezikliğini yaşamaya devam ederiz.