Konferanstan sonra işçilerimizden birinin evinde can
sohbeti olur genelde.
Avrupa ya ilk gelenlerden birine sordum, Torosların
eteğindeki o kuş uçmaz, kervan geçmez, elektrik gelmez, para uğramaz köyünden
Avrupa ya gelirken buralarda camiler açacağınız, Kur an kursları yapacağınız
hiç aklınızdan geçti mi Dediğimde,
Ne diyorsun sen hocam, bir sene çalışacağım gözüme kestirdiğim
tarlayı ve bir çift de öküz parasını aldım mı bir gün bile durmam diyerek
gelmiştim ama dönemedim.
Ekmek ihtiyacı gibi önce Cuma namazı ihtiyacımız, sonra
cami ihtiyacımız derken bugünlerde Avrupa nın tamamında beş binin üzerinde cami
yapılıvermiş diyor.
Neye niyet neye kısmet denilen şey işte budur.
Televizyonlarda İslam aleyhinde yapılan yayınlara bakarak
ümitsizliğe düşmenin anlamı yok.
Müslüman Türklerin sicili Avrupa da temizdir.
Avrupa basınının Türklerle ilgili haberlerinde sicilleri
temiz değil ama Avrupalılar da geri zekâlılar grubu değiller.
Yirmi yıldır komşusu olan Türk ten hiç bir zarar
görmediği gibi hiç bir Avrupalıdan görmediği yardımı da görmüştür.
Devleti yönetenler, Müslüman Türklerin suç oranının diğer
Avrupa ülkelerinin suç oranının altında olduğunu bilirler.
Avrupa nın her şehrinde otuz yıldır yaşayan ve suça
karışmayan insanımızın sayısı dikkat çekecek kadar fazladır.
İlk nesilde suç oranı sıfıra yakınken ikinci nesilde
biraz artmasına rağmen, Avrupa da doğup Avrupa da büyüyüp Avrupa eğitiminden
geçen üçüncü neslin suçlarından dedeler utanmaya başladı ama yine de onların
suç dosyası Avrupalı yaşıtlarına göre yine azdır.
Onun için gazete ve televizyon bombardımanının fazla
etkisi yoktur.
Camilerimize ve bazı derneklere karşı yapılan
saldırıların arkasında Avrupa halkının değil, Avrupa dan intikam almaya çalışan
Siyonistlerin parmağı vardır.
Kirli oyunlar peşinde koşanların da iki bin yıldır
başarılı olmadığı meydandadır.
Onun için fazla karamsarlığa meydan vermeyin.
Türkiye de iken Kur an okumasına izin verilmeyenler,
Avrupa da açtıkları camilerde Kur an okumasını öğrendiler.
Umutsuzluğa kapı açmayın.
Kenya nın bir köyünden fakir ve hakir görülen bir zenci
Amerika ya gidiyor.
Okumaya başlıyor. Beyaz tenli okul arkadaşıyla evleniyor,
oğlu oluyor, adını Barak Hüseyin koyuyor ve Hüseyin, Amerika Devletinin
Cumhurbaşkanı oluyor.
Durumunuzu ve konumunuzu hiç bir zaman küçümsemeyin.
Yedi milyarın ötesinde yaratılmışların hepsine iyilikler
düşünün ve gücünüzle orantılı olarak bir şeyler yapmaya başlayın.
İlk rüzgârı siz estirmeye başlayın.
İlk adımı siz atın.
İlk işaret fişeğini sizi parlatın.
Göreceksiniz, hatırınıza ve hayalinize gelmeyen
başarıların öncüsü siz olacaksınız ve o güzel hareket devam ettiği sürece siz
ölseniz bile amel defteriniz kapanmayacak.