Kapitalist ahlakın baskın geldiği bir çağda, insani
değerlere sahip çıkmak bir yiğitliktir. Yaşadığı toprak parçası, dili, ırkı ne
olursa olsun bu değerleri ayağa kaldıran birini gördüğümüzde gözlerimizin içi
parlıyor. Belki bir asır önce birine yapılan iyilik ve ihsan dikkatimizi bu
kadar çekmeyebilirdi. Fakat her şeyin maddiyatla ölçüldüğü günümüzde, küçük
iyilikler dahi karanlığın içindeki yıldızlar gibi parlıyor ve umutlarımızı
yeşertiyor. İyilik ve ihsanda bulunan kişi yaşadığımız mekândan çok ötelerde
dahi olsa onu yanımızda ve yakınımızda hissediyoruz. Gönlümüzden bir köprü
uzatıyor ve bu kişiye buradan ulaşabiliyoruz.
Kapitalist ahlâkın müntesipleri, insanları ben ve öteki
olarak ayrıştırıyor ve ötekileştirdikleri kimseler için ellerini dahi
kıpırdatmıyorlar. Onlar ben odaklı hücrelerde yalnızlaşıyor ve özlerinden
uzaklaşıyorlar. O yüzden bilinçsiz kitleler arasından bir ses yükseldiğinde
umutla doluyor ve yönümüzü bu sesten yana çeviriyoruz. Geçen hafta gözüme, buna
örnek olabilecek bir haber ilişti ve bu haberi sizinle paylaşmak istedim:
Yunanistan ın Makedonya sınırındaki bir bölgede 82
yaşındaki bir kadın evini sığınmacılara açıyor. Sığınmacılar kendilerine
yardımcı olan bu kadını o kadar seviyorlar ki artık kendisine anne diye hitap
ediyorlar. Yaşlı kadına bu konu hakkındaki düşünceleri sorulduğunda,
sığınmacılara destek vermekten çok hoşnut olduğunu söylüyor. Onlar için evinde
yemekler hazırlıyor ve onlarla birlikte vakit geçiriyor.
Üç çocuğuyla yola çıkıp, kendine güvenli bir yer arayan
Iraklı bir kadın da onun desteği ile ayakta kalmaya çalışıyor. Çünkü
Makedonya nın sınırlarını sığınmacılara kapatmasıyla Avrupa ya gitmek hayal
olmuş. Üç çocuğu ile zor şartlarda yaşamaya çalışırken Banyotta teyze kendisine
kucak açmış, onların temizlik ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaya başlamış.
Sığınmacılar hakkındaki düşünceleri sorulduğunda ise
yaşlı kadın; yoksunluk duygusunu çok iyi bildiğini ve sığınmacılara severek
kapılarını açtığını ifade ediyor. İfadelerine göre İkinci Dünya savaşında
evleri yanmış ve o zamanlar çok zor günler geçirmişler. O yüzden onları
anlamakta zorlanmadığını söylüyor.
Banyotte teyze işe, önce yoldan geçen sığınmacılara
kıyafet ve yemek dağıtarak başlamış. Daha sonra beş sığınmacıyı düzenli şekilde
evinde ağırlamaya karar vermiş. Emekli maaşı olarak aldığı 450 Euroya
çocuklarından gelen desteği de ekleyerek sığınmacılara yardımcı olmuş.
Duygularını anlatırken -sığınmacılara el uzatmanın bir sorumluluk olduğunu ve
bunun kendisine de katkılarının olduğunu- belirtiyor. Yaşlı kadın yardımcı
olduğu insanlarla sıcak ilişkiler kurduğunu ve artık yalnız olmadığını söylüyor.
Kendisine sığınmacıların dillerini bilmiyorsunuz onlarla nasıl iletişim
kurabiliyorsunuz diye sorulduğunda ise, aynı dili konuşmuyoruz fakat hal dili
sohbet edebiliyoruz diyor.