Bankamatik Memuru

Abone Ol

Ülkemizde çok güzel memurluklar var! Bankamatik memurluğu

bunlardan biridir. Hiçbir iş yapmıyorsun ama ayın onbeşinde gidip bankamatikten

maaşını (devletin ödediği haracını mı desem) çekiyorsun. Öyle az uz miktar da

değil ha bu maaş! Miktarı hemen belirtelim; on bin lira. Memurluğun adı mı; bu

memur arkadaşlara danışman deniliyor. Kimlerin danışmanları; cumhurbaşkanının,

başbakanın, bakanların, milletvekillerinin vs. Peki  bu  memur arkadaşlara herhangi bir şey

danışılıyor mu, öyle ya danışman nedir danışılan kişidir değil mi, bu

arkadaşlara kimsenin bir şey danıştığı yok. Ama nasıl olur demeyin, oluyor

işte. Ülkemizde her işin başı torpil olunca, adalet  de sadece  bir partimizin ön adından

başka herhangi bir şey ifade etmeyince, ha bir de bir kadın yazarımızın ön

adıdır adalet, komik ama aklıma gelmişken onu da söylemeden geçmek olmaz

ülkemizde bir kısım sarayların da ön adıdır adalet, yani durum böyle olunca

kâğıt üzerinde danışman oluyorsun indiriyorsun cukkaları! Oh ne âlâ memleket.

İşler keko. Harammış helalmiş kimsenin umurunda mı! Siz ülkemin sevgili

gençleri; onca eğitimi alıp üniversiteler bitirin yetmesin KPSS denilen pembe

hayaller ülkesi sınava hazırlanın, hazırlanın hazırlanın üçyüz sene sonra memur

olacaksınız! Danışmanlar KPSS ye girmiyor mu yani serzenişleriniz kulaklarıma

kadar geliyor ama ne çare ki torpilin olduğu zaman herhangi bir sınava girmek

gerekmiyor! Hani sınavla memur olunuyor ya, danışmanlıkta bunun tersi işliyor.

Memurluğa aday değil adaya memurluk beğendiriliyor. Kim danışman yapar değil

kimin danışmanı olsam seçenekleri var! Danışman olmak için notlarınızın iyi

olmasına gerek yok, KPSS ye çalışmanız da gerekmiyor. Tek bir şey gerekiyor;

yağcılık üniversitesi yalakalık fakültesi mezunu olmanız lazım. Başka

üniversiteler ve bölümleri kabul edilmiyor. Aramızda söz konusu fakülte

mezunları var mı

Konuyu dalgaya alırken bile insanın canı sıkılıyor. Bir

tarafta ömrünün yarısını okumakla geçirmiş yani dirsek çürütmüş, ailesi varını

yoğunu harcamış emek etmiş binlerce insan, diğer tarafta torpille danışman

olmuş haramzadeler. Kimse bir şey demiyor kimse sorup soruşturmuyor diye

aldıkları paraları helal mi sanıyor bu danışman arkadaşlar. Devlet veriyor sana

ne kardeşim mi diyorlar yani. Devletin verdiği parada tüyü bitmemiş yetimin

hakkı vardır; o parayı hak etmeden alanlar nasıl içlerine sindirebiliyorlar.

Bir insan hiç çalışmadan, emek harcamadan, emeği geçin kılını dahi

kıpırdatmadan aldığı parayı nasıl kendine yedirebiliyor. Nasıl bir vicdan

çürümesidir ki kimse kendi kendini sorgulamıyor. Alan razı satan razı sen de

kimsin diyen varsa ben insanlığın vicdanıyım, senin de vicdanınım

kaçabiliyorsan hadi kaç benden! Bu nasıl iştir ey ahali! Veren veriyor diye

insanlar nasıl oluyor da hak etmediği parayı alabiliyorlar. On bin, yirmi bin,

otuz bin, kırk bin, elli bin, altmış bin maaş alanlar aldıkları paraların helal

mi olduğunu sanıyorlar. Kimse kusura bakmasın; asgari ücretin binüçyüz lira

olduğu ülkemizde elli bin lira maaş almak haramdır. Nasıl haram olur kardeşim

patron veriyor ben de alıyorum diyemezsiniz. Veya da devlet veriyor ben de

alıyorum diyemezseniz. Elli bin lira maaş almanıza kimse bir şey demiyor diye

ilahi adaletin işlemeyeceğini mi sanıyorsunuz. Aldığınız elli bin liranın

hayrını göreceğinizi mi sanıyorsunuz. Sizden öncekiler nasıl görmediyse siz de

görmeyeceksiniz. Bu, böyledir.

Para konusunda  dinini  ve vicdanını rafa kaldırmış insanlar aciz insanlardır. Çünkü o insanlar

paranın esiri olmuşlardır. Ki geçmişte böyle büyük rakamlı maaş alan insanlar

şimdilerde evlerinin önündeki sokağa bile çıkamıyorlar. İşte görüldüğü gibi

paraya esaretin somut örneği.

Adalet, saraylarda yaşadığı için insan içine çıkamıyor!