8 Temmuz 2015 tarihli her bakımdan güvenilir Milli Gazete’nin sürmanşetinin spotunda bankaların: “Ramazan krediniz hazır”, “Bayram krediniz bizden”, “kurbanda en düşük faiz” sloganlı reklamlar yaptıkları tepkili bir şekilde haber veriliyordu. Gerçekten gazetemiz tepki göstermekte son derece haklıydı. Gerçekten Ramazan’ın adı kullanılarak bir bankanın reklam yapması Müslümanlara hakaret olduğu gibi onları enayi saymaktır da. Hele de “bayram krediniz bizden” şeklindeki reklam bütün Müslümanları aptal yerine koyarak bayramda yapacakları masrafın faizle para çekilerek yapılmasını istemektir ki akıllı hiçbir müslüman faizle para çekerek bayramda alışveriş yapmaz. Kendi parası varsa alır, yoksa olanla yetinir.
Bankaların “kurbanda en düşük faiz” sloganıyla reklam yapmaları çok daha abestir. Çünkü faizin düşüğü de yükseği gibi aynen haramdır. Peygamberimizin: “Faizin en hafifi annesiyle zina yapmak gibi haramdır” hadis-i şeriflerini bankacılar duymamış olabilir; ama aklı başında Müslümanların tümü Peygamberimizin bu uyarısından haberdardırlar. Düşük faizin helal olduğunu kabul etmenin küfür olduğunu da bilirler. Eğer bankaların bu reklamlarına kapılıp kredi alanlar varsa onların bir inanç problemi vardır. Allah korusun giderek faizi helal sayarak dinden çıkabilirler. Bankaların hedefi “İslam’ın yeniden yorumlanması ihanetine” yol açmak olabilir; fakat aklı başında hiçbir Müslüman buna alet olmaz, olmamalıdır.
Kur’an-ı Kerim bir sayfasını faizin kötülüğüne ve ondan vazgeçilmesine ayırmıştır. Bakara suresinin 275. ayetinde “faiz yiyenlerin ancak şeytanın çarptığı kişiler gibi ayakta duracaklarını, yani felçli biçimde sendeleyerek ayakta durabilecekleri” uyarısında bulunuyor. Nitekim faizli ekonomi yürüten Avrupa Birliği (AB) büyük sarsıntı geçirmektedir. Faizli ekonomiye bulaşan Türkiye ekonomisi de SOS vermektedir. Milli Eğitim’in “Din Kültürü ve Ahlak Dersleri” adlı kitapta Veda Hutbesini kırparak “Peygamberimizin “Faizin tüm çeşitleri kaldırılmıştır, ayağımın altındadır, ilk kaldırdığım faiz amcam Abdülmuttalip oğlu Abbas’ın faizidir” paragrafını hutbe metninden çıkarmakla ekonomiyi kurtarmak mümkün değildir. Adı geçen surenin 278 ve 279. ayetlerinde Yüce Mevla: “Ey inananlar Allah’a sığının (paraya değil), eğer inanıyorsanız faizden geriye kalanı bırakın. Eğer yapmazsanız (bırakmazsanız) Allah ve Resulünden gelecek tahribe hazır olunuz” uyarısı yapılmaktadır. Ayet-i kerimeye göre Allah’ın ve Peygamberin faiz yiyenlerle harb etmesi söz konusudur. Şimdi peygamberimiz hayatta değilse de din âlimleri, hocalar Peygamber vekili olduğuna göre Peygamberimizin faizle yaptığı savaşı ona vekaleten adı geçen savaşı din âlimleri ve hocalar devam ettireceklerdir. Allah’ın savaşı ise ekonomiyi tahrip edecek sebepleri yaratmak şeklinde cereyan edeceği hiç unutulmamalıdır.
Faizi yasaklayan ayetlerin arasında Yüce Allah’ın: “İman eden ve iyi icraatta bulunanların, namaz kılan ve zekât verenlerin Allah katında mükâfatları olacağı ve onların korku ve üzüntü görmeyecekleri” müjdesi verilerek Müslümanların zekât görevini yerine getirmeleri halinde kimsenin meşru olmayan (şeraite uymayan) yollara tevessül etmesine gerek kalmayacağı vurgulanmaktadır. Eğer bir müslüman bayramda uzakta olan akrabaların görmeye gidecek parası yoksa ona zekât vermek suretiyle bu ziyareti gerçekleştirmesi sağlanabilir.
Müslüman komşularımızı Ramazan ve bayram ihtiyaçları bakımında desteklemek de bir komşuluk görevidir.