Vatandaş, Son zamanlarda bankacılık sektörünün hukuk dışı
uygulamalarıyla karşılaşırken, yaşanan hak ihlalleri göz göre göre soyguna
işaret ediyor. Bankalar şeytanı tuzaklarına her gün yenisini eklerken, bankayı
hayatından çıkarma ihtimali neredeyse imkânsız olan vatandaş büyük mağduriyet
yaşıyor. Sistem tek taraflı mağdur üretmektedir. Tüketiciyi sadece bankalar
mağdur etmiyor. Bankaların dışında kredi kartı ile ticaret yapan üye
işyerlerinin de, kredi kartı puanlarında usulsüzlük yaptığı tespit edildi. Puan
farkı olarak bankalara ek komisyon ödemek istemeyen üye işyerleri,
tüketicilerin kredi kartlarını rakip bankaların pos cihazından geçirdiği
saptandı. Bu yöntemle, tüketicilerin milyonlarca liralık para puanının
işverenlerin cebinde kaldığı ortaya çıktı. Ülkemizde bir banka kurulurken ne
gibi bir yol izleyeceğini belirleyen bir kanun mevcuttur. Fakat bankalarla
müşterisi arasındaki ilişkileri düzenleyecek bir kanun söz konusu değildir. Bu
ilişkiyi bankalar birliğinin almış olduğu kararlar doğrultusunda bankalar
hayata geçirir. Bu birlikten şimdiye kadar tüketici lehine bir karar
çıkmamıştır.
Bir ülke düşünün bankacılık sektörü ile tüketici
arasındaki, bütün bankacılık düzenlemeleri tüketicinin aleyhine yapılmış, bir
ülke düşünün bankadan gelen ödeme emrine itiraz etmeniz için önce ödemeniz
sonra yargı makamına müracaat etme hakkınız var! Paranız yoksa yandınız!
Ödemeden, itiraz edemezsiniz! Bir ülke düşünün bankaları katrilyonlarca kâr yaparken,
özel sektör yok oluyor! Var mı böyle tatlı, ballı ticaret. Sistem bu hukuk dışı uygulamalardan; 250 bin
kredi kartı mağduru meydana getirmiştir. Bunlardan 20 bini taahhüdü ihlal
cezasından hapis yatmaktadır. 2500 icra dosyası da işlem yapılmak üzere
beklemektedir. Giresun un Görele, Eynesil ve Çanakçı İlçeleri nde ödenemeyip
icralık olan borç miktarı 3 milyon 597 bin 842 lira oldu. Başta esnaf olmak
üzere halkın her kesiminden borçlunun bulunduğu belirtildi. Üç ilçenin ortak
adliyesi olan Görele Adliyesi İcra Müdürlüğü nde 3 bin 278 açık dosya işlem
görmek için bekliyor. 2001 krizinde Türkiye ciddi şekilde olumsuz etkilenirken
Zonguldak ın Ereğli ilçesi bu krizi neredeyse hissetmedi. Ama bu sefer durum
çok farklı. Ereğli de yaşanan kriz Türkiye de yaşanan krizin kat kat üzerinde
olup, gelinen durum vahim ve ciddi boyuttadır. 100 bin nüfuslu ilçemizde icra
dosyası sayısı 35 bine, icraya düşen insan sayısı 43 bine ulaştı. 20 binin
üzerinde insan ise göç etti. (http://finans.mynet.com/haber/detay/ekonomi/bu-ilce-borc-bataginda/83876)
On iki bankanın,
2007 ve 2011 yılları arasında, mevduat hizmetlerinde uygulanacak azami faiz
oranlarının, kredi hizmetlerine ilişkin faiz oranlarında yapılacak artışların
ve kredi kartı hizmetlerine ilişkin olarak ücret ve komisyonların birlikte
belirlenmesi konusunda uzlaştıkları Rekabet Kurumu tarafından tespit
edildiğinden; sözlü savunmaları alındı. Soruşturma heyeti, elde edilen
delillere ek olarak bankaların faiz oranlarından daha yüksek oranlarda kredi
kullandırıldığı ve kredi kartı hizmetlerinde yüksek oranlarda ücret ve
komisyonların uygulandığının tespit edildiğini bildirdi. Bu olay bankaların güç
birliği yaparak tekelleşmesinin adımından başka bir şey değildir. Tek bir
amaçları vardı. Daha fazla kâr etmek! Bankalar kanunların boşluklarından
faydalanarak her gecen gün, yeni bir kâr kapısı buluyorlar. Örneğin: kredi
taksitini en fazla bir hafta geciktiren vatandaşın banka hesabına bloke
konulmaya başlandı. Bazı bankalar gecikme faizinin yanı sıra hesabın açılması için
40-50 TL ye varan bloke ücreti alıyor. Hakkınızı aradığınızda; Mahkemeye ver!
diyorlar
Ülkemizdeki banka
sistemi, küresel finans sisteminde yer bulabilmesi için batı tarzıdır. Batı
tarzı finansal sisteme biz Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) diyoruz. Bankaların
yüksek kârlarını esas itibariyle üç grupta toplayabiliriz. Birincisi Borca
Dayalı Para Sistemi ile kısmi Rezerv Sistemi İkiz Mekanizmasıdır. İkincisi,
dünya para piyasaları arasındaki oransal farklardır. Bankalar dünya
piyasalarından yıllık yüzde 2-3 oranlarında borç para bulup onu ülkemizde
yıllık yüzde 30-40 oranlarında satabiliyor. Dünyanın her yerinde para var ve bu
paralar ülkemiz gibi yüksek faiz ödeyen finans pazarlarına akın eder. Bu durum
Ülkemizdeki sıcak paranın girişini kısmen de olsa izah eder. Üçüncüsü ise,
vatandaşın tepkisizliği ya da bilinçsizliğinden kaynaklanan yüksek kazançlar.
Bankaların uyguladığı; hesap işletim ücretleri, havale/EFT ücretleri, dosya
ücretleri, kart ücretler gibi. (Aksiyon Dergisi s.57) Ayrıca bilinçsizce kullanılan
kredi kartından doğan kârlar var. Vatandaşımızın bankalara olan borcu 8 Şubat
itibariyle 270 Milyar TL. Bankaları bu kadar eleştirirken, çuvaldızı biraz da
kendimize batırmamız gerekiyor. Bankalar bunları yaparken, bankalarla muhatap
olan tüketiciler bilinçli hareket ettiği söylenemez. Kredi ve kredi kullanımı
konusunda yeteri kadar dikkatli olmaması, kredi kartından nakit çekilmesi gibi
konular, bir yandan bankaların kârlarını artırırken, diğer yandan toplumsal
hayatta ciddi aile dramlara sebep oluyor. Bir Müslüman olarak ne zaman
uyanacağız Yetmedi mi soyulduğumuz Yeter! Bilinçlenelim artık!