* Aslen Kıbrıslı. 1960’lı yıllarda gazete yazıları ve konferanslarla ün kazandı.
* 21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı.
* 1965’te mütesettir oldu.
* Yeni İstiklal gazetesindeki yazıları nedeniyle hakkında davalar açıldı.
* Anadolu’yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlattı.
* Onu taklit eden genç kızların başlarını aynı şekilde örtmeleriyle bu tarz örtü “şulebaşı” olarak anılmaya başlandı.
* Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a yazdığı bir mektup yüzünden cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı, sekiz ay cezaevinde kaldı. Cumhurbaşkanı’nın af talebini geri çevirdi.
* Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfası yaptı.
* Bugün gazetesinde 1967-71’de köşeyazarı idi. Seher Vakti dergisi başyazarı oldu. 1971’de hapis yattı.
* 1980 sonrası Zaman ve Milli Gazete’de yazılar kaleme aldı.
***
Anladığınız üzere Şule Yüksel Şenler’den söz ediyorum.
Bir kere şunu açık yüreklilikle itiraf etmek gerekir; ŞuleYüksel Şenler, bana okumayı sevdiren kadındır.
Henüz 12 Eylül askeri darbesinin olmadığı, ideolojik ortamın koyu ve kavi olduğu dönemlerdi.
Erzincan İmam Hatip Lisesi, ortaokul 1. sınıfta üst sınıf ağabeylerden birinden aldığım, sayfaları yıpranmış ve kapak rengi solgun (kim bilir kaç öğrencinin elinden geçen) bir “Huzur Sokağı” sayesinde kitabı ve okumayı sevdim ben.
Şule hanım bu andan itibaren hep yolumun üzerinde olan yazarlardan biri oldu.
Geçenlerde öğrendim; aktif yazarlık yaptığı dönemlerde aileler Şule hanımın yazılarını okumadan güne başlamazlarmış. Ne güzel.
Bir ilginç not daha; kimileri Huzur Sokağı’nı yayınlayan yayınevinin kapısını yıllarca aşındırmış; “Lütfen şu sokağın adresini bize de verin. O sokaktan zevce bulmak istiyoruz. Ailemizin bir süre de olsa o sokakta ikamet etmesini istiyoruz…” gerekçesiyle…
***
Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı adlı romanı filme de alındı. Yücel Çakmaklı’nın yönettiği “Birleşen Yollar” adlı filmin başrollerinde İzzet Günay ve Türkân Şoray oynadı.
Aynı roman daha sonra aynı adla “Huzur Sokağı” dizisi oldu, ATV’de.
Açık yüreklilikle ifade etmem gerekirse, her iki çalışma da beni “kitap” kadar etkilemedi. Hele hele dizi tamamen popüler kaygılarla ekrana taşınan bir çalışma gibi geldi bana.
Şule hanım, ilerlemiş yaşına ve rahatsızlığına rağmen ara ara gazete ve dergilerde çeşitli yazılar yayınlamaya devam ediyor.
***
Şule Yüksel Şenler adına düzenlenen panele bu duygular içinde koştura koştura gittim. Sürpriz yaptı, rahatsızlığına rağmen Şule hanım da toplantıya iştirak etti. “Bana okumayı sevdiren kadın”ı da böylece dünya gözüyle görmüş oldum.
***
Hoş bir iklimdi. Ama, gecenin ilerleyen saatlerinde toplantıdan ayrılırken aklım hep o tevafuktaydı; paneli moderatör olarak bir şiir gibi sunan bizim Bilal’le, Huzur Sokağı’nın başrolündeki Bilal arasında bir bağ/bağlantı var mıydı, yok muydu!
NEDEN NİÇİN NASIL YANİ!
Önce olayı kısaca anlatıp sonrasında bir soru sormak istiyorum;
Konya merkez Karatay ilçesi Büyüksinan Mahallesi’nde yaşayan Fatma Nur Aytin’i (43) kendisini savcı olarak tanıtan bir kişi telefonla aradı.
Teröristler tarafından yapılan kuyumcu soygununda adının geçtiği, olayın aydınlatılacağını söyleyen bu kişi, Aytin’den Hocacihan Anadolu İmam Hatip Lisesi’ndeki öğretmen eşi Faruk Aytin (45) ile ilgili bilgi aldı.
Sonra da Aytin çiftinin seslerini birbirine dinlettiler. Ve 35 bin 500 TL’yi hesaplarına yatırmalarını istediler. Onlar da yatırdılar.
Aynen Prof. Canan Karatay ve önemli, diğer isimlerin aldatıldıkları gibi… Bir şekilde insanların o anda basireti bağlanıyor demek ki…
***
Peki, devlet mekanizması bu paraların yatırıldığı hesapların kime ait olduğunu neden hemen tespit etmez ve gereğini yapmaz!
Benim aklım da işte bunu almıyor!..
NAMAZ, KAHVALTI VE MİLLİ GÖRÜŞ LİDERİ ERBAKAN HOCAMIZI ZİYARET…
Milli Görüş kuruluşlarının geleneklerinden biri olan, “Sabah namazı, kahvaltı ve ardından da Milli Görüş lideri, önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı ziyaret” gittikçe köklü ve yaygınlaşan bir uygulama haline gelmeye başladı.
Bu geleneğin son temsilcileri Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Şişli İlçe Başkanı Abdullah Uğur, Saadet Partisi Şişli Gençlik Kolları Başkanı Emrah Dervişoğlu ve arkadaşlarıydı. AGD ve Saadetli gençler, sabah namazı ve kahvaltıdan sonra Erbakan Hocamızın Zeytinburnu’nda bulunan kabrini ziyaret ederek dua okudu…
UMUT VEREN BİR GELİŞME!
Tarih; 18 Aralık 2002.
Akademisyen ve yazar Necip Hablemitoğlu evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Soruşturmada tek kanıt, olay yerinde bulunan 2 boş kovan ile Hablemitoğlu’nun kafasından çıkartılan ve adli emanette tutulan mermi çekirdekleriydi.
Olay “faili meçhuller’ rafına kaldırıldı.
Fakat geçtiğimiz gün bu konuda dikkat çeken bir adım atıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen, olayın tekrar incelenmesi talimatını verdi ve 13 yıl sonra Necip Hablemitoğlu suikastı dosyasını yeniden açtı.
Jandarma ve Emniyet kriminalden Hablemitoğlu suikastında kullanılan silahın o tarihten önce veya sonra başka eylemlerde kullanılıp kullanılmadığı bilgisini de isteyen Başsavcıvekili İşçimen, Hablemitoğlu’nun görüşmelerinin dökümü ile telefon trafiğine ait HTS kayıtlarını da talep etti.
Savcılık ayrıca olaydan sonra kayıplara karışan saldırganların içinde olduğu otomobille ilgili görgü tanıklarının verdiği ifadeleri de tekrar incelemeye aldı.
O dönem görgü tanıklarının verdiği ve eksik olarak gördükleri bir plaka üzerinden yeniden inceleme yapılacak.
Savcılık, bir adım daha attı; o dönem istihbarat ile terör birimlerinin başında bulunan emniyet müdürleriyle ilgili de bilgi istedi.
Savcının, Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu’nu ve yakınlarını da tekrar bilgilerine başvurulmak üzere ifadeye çağırabileceği belirtildi.
***
Necip Hablemitoğlu suikastı AKP döneminin faili meçhullerinden.
Uğur Mumcu suikastıyla ilgili TBMM’de kurulan araştırma komisyonunun başkanı da olan eski AKP milletvekili Ersönmez Yarbay, bu satırların yazarına, “AK Parti iktidarının bu cinayeti mutlaka çözmesi gerektiğini, 20 tane faili meçhul cinayet olduğu takdirde ise artık iktidar olunamayacağını” ifade etmişti.
***
Geçen yazımı, “Sahi, 12-13 sene önce bir suikasta kurban giden Necip Hablemitoğlu’nu kim/kimler öldürdü ” sorusuyla bağlamıştım.
Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen’in bu adımını bu yüzden “umut veren bir gelişme” olarak görüyorum.
NOT: Bugün, 7 Aralık 2015, Pazartesi. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!