Bana göre demokrasi anlayışı!..

Abone Ol

Seçimlerden AK Parti istediği sonuçla çıkarsa “demokrasi destanı” yazılmış olacaksa, aksi “demokrasi hezimeti” olmaz mı Hâlbuki bir seçimin kazanılması demokrasi destanı olmayacağı gibi kaybedilmesi de hezimet olamaz/olmamalı. Seçimler halkın tercihini ortaya koyması demektir. Sonuç ne olursa olsun bu sonuç kabul edilerek ona göre hareket etmek gerekir.

Toplumda ortak değer yargılarının içi boşaltılıp anlamsız hale getirilince, “Bana göre” anlayışı hâkim oldu. Bir diğer ifade ile ayrıştırıcı bir yaklaşım ortaya çıktı. Sonuç olarak birbirinden bağımsız ve ilişkisiz fertlerin oluşturduğu bir toplum modeli ortaya çıktı. Bu noktaya nasıl gelindiği üzerinde uzunca duracak değilim ancak, toplumun ortak değerlerinin hâkimiyetini sarsmak adına, ‘Mahalle baskısı” söylemine yaygınlık kazandırıldı. Mahalle baskısı diyerek büyüklerin küçükleri uyarması, küçüklerin büyüklerine saygı göstermesi, toplumun ortak değerlerine aykırı hareket edenlerin kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiği anlayışı zayıflatıldı. Hatta mahalle baskısının kişisel özgürlükleri yok ettiği, insanların istedikleri gibi yaşama ve davranma hakları olduğu gibi bir anlayış yaygınlık kazandı.

Hâlbuki mahalle baskısı olarak dışlanan toplumsal hareket tarzı toplumun ortak değerlerinin hayata hâkim kılınmasının, bir diğer ifadeyle toplumu bir arada tutan tespihin imamesi gibiydi. Bu ortak değerlere aykırı davrananların kınanması ya da uyarılması şeklindeki uygulama mahalle baskısı olarak nitelendirilerek zayıflatılınca ‘kim kime dum duma’ anlayışı yerleşmeye başladı. Böylece sesi daha fazla çıkan, güçlü olanların, arsızların özgürlük alanı genişledi, güçsüzlerin ise daraldı.

Toplumun ortak değerlerinin yerini demokrasi denen, giderek kutsallaştırılan bir kavram almaya başladı. Ne var ki, demokrasi konusunda da toplumda ortak bir anlayış oluşturulamadı. Herkes kendine göre demokrasiyi tarif etmeye, gücü ele geçirenlerin her türlü demokrasi dışı tavır ve uygulaması demokrasi olarak nitelendirilmeye başlandı. Siyasete siyaset dışı müdahalelere hep bu demokrasi, hak ve özgürlüklerin ‘kendine göre’ tarif edildiği ortak zemin hazırladı. Sonuçta demokrasinin en belirleyici uygulaması olan seçimler bile farklı tariflerle sunulmaya başlandı. Söz gelimi bazı siyasiler kendilerine verilen oyları demokrasinin sandığa yansıması olarak nitelendirirken kendilerine verilmeyen oyların sahiplerini cahillik ve gerçeği görememekle suçladılar. Hatta kendilerine oy vermeyenleri, “Karnını kaşıyanlar” olarak nitelendirmekten bile geri kalınmadı. Böyle olunca halkın verdiği oy ile ortaya koyduğu iradesi anlamsızlaştı. Darbelerle oluşturulmuş olan asker-sivil bürokratların hâkimiyeti öne geçti. Böyle olunca da hangi parti oyların çoğunu almış olursa olsun, bürokrat egemenlerin borusu öttü. Onların hazırlayıp kabul ettirdikleri anayasaya göre uygulama yapıldı. Kısacası, ülkemizde tüm demokrasi ve özgürlük şarkılarına rağmen azınlığın hâkimiyeti sürüp gitti. Böyle olunca toplumda kamplaşma ve çatışma hiç eksik olmadı.

Uzun yıllar bu anlayış ve uygulamadan zarar görenleri temsil ettikleri düşünülenlerin iktidarları döneminin başlarında yanlış gidişe son verileceği ümidi toplumda yaygınlaşmıştı. Ne var ki, bir süre sonra tüm bu siyaset üzerinde siyaset dışı etki oluşturanların etkisine son verme yönünde atılmış adımlar “yanılgı ve aldanma” olarak nitelendirilerek vazgeçildi. Özelikle 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olma imkânını kaybeden AK Parti yönetimince 1 Kasım seçimleri yaklaştıkça halkın kendisine oy vermesini “demokrasi destanı yazmak” ya da “1 Kasım vatan müdafaası” olarak nitelendirilir oldu. Seçimlerden AK Parti istediği sonuçla çıkarsa “demokrasi destanı” yazılmış olacaksa, aksi “demokrasi hezimeti” olmaz mı Hâlbuki bir seçimin kazanılması demokrasi destanı olmayacağı gibi kaybedilmesi de hezimet olamaz/olmamalı. Seçimler halkın tercihini ortaya koyması demektir. Sonuç ne olursa olsun bu sonuç kabul edilerek ona göre hareket etmek gerekir. Hatta 7 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu neticeye partiler uygun hareket ederek yeni bir seçimin gündeme gelmemesi gerekirdi. Eğer her seçim bazı partiler tarafından “vatan müdafaası” ya da “destan yazmak” şeklinde değerlendirilecek olursa seçmen iradesine saygının hâlâ sindirilemeyişi olarak değerlendirilemez mi