Balyoz davası son tutuklamalarla yeniden Türkiye gündeminin ilk sırasına oturdu. Balyoz davası çok boyutlu bir dava. Süreci ve sonuçları birçok kişi ve kurumu etkileyecek.
Davanın özünü darbe girişimi iddiası oluşturuyor. Balyoz davası Türk Silahlı Kuvvetleri‘nde (TSK) 2002-2003 yıllarında darbe hazırlığı yapıldığı, hatta harekete geçildiği iddiasını yargı kararına bağlayacak. Kuşku yok ki bu yönüyle, itham edilen muvazzaf ve emekli subayları ilgilendirdiği gibi kurum olarak TSK‘yı da yakından ilgilendiriyor. TSK, soruşturma sürecinde; yapılan aramalar, gözaltı, tutuklama, yakalama kararları, bunların terfi sürecine etkileri, usul hukukuna uyulması, kurumsal sorumluluk ve nihayet insani boyut itibariyle gündemde oldu. Bu dava devam ettikçe de yine bu boyutlarıyla gündemde olacaktır. Kurumsal boyutuna baktığımızda, bir önceki Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve bugünkü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, TSK‘nın demokrasiye ve Anayasa‘ya bağlı olduğunu defalarca tekrarlamış; buna aykırı davrananların da TSK‘da barınamayacağını ifade etmişlerdi. Dava sürecinde olduğu gibi, kesinleşecek hüküm karşısında da TSK‘nın tutumu Genelkurmay Başkanlarının ifade ettiği gibi olacaktır... (FİKRET BİLA / MİLLİYET)