Bismillahirrahmanirrahim;
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Ak Parti iktidarının yedinci Eğitim Bakanı Ziya Selçuk; “yeni ortaöğretim tasarımı” ile eğitime şöyle bir ayar vermiş. Kendisinden önce de bakanlık yapan Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz da benzeri ayarları yapmışlardı. Verilen bu ayarlar, eğitimin muhtevasına değil, şekline yönelik olmuştur. Ziya Selçuk’un da yaptığı, bir şekil ayarından başka bir şey değildir. Yavuz Bahadıroğlu’nun dediği gibi; bakanın yaptığı açıklama bir “devrim” değil, olmayan kaliteyi de bitirecek bir “devirim” niteliğindedir. Ve inancımızın ve milletimizin bekası açısından çok tehlikeli unsurlar içermektedir. Bakan, sanki bu tasarım ile eğitimi bitirmek istiyor. Aile bakanı da, AB yasalarıyla aileyi bitiriyor. AB çevreleri, bizim eğitimimizle, kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Dünyanın her yerinde eğitim, “muhteva” yani içerik olarak ele alınırken bizde şekil olarak ele alınması gariptir. Şeklen güzel, “muhtevası berbat bir eğitim” ülkeyi yok olmaya götürüyor. Ülkemizde eğitim bakanları, işletilen AB süreci bağlamında, eğitimin muhtevası ile ilgili konularda AB’nin taleplerini yerine getiren “eğitim şefi” gibi davranıyorlar. Eğitimin muhtevasıyla ilgili bütün düzenlemelerde AB, belirleyici tek merci konumundadır. Gerçek budur. Eğitim, inançlar üzerine bina edilen bir süreçtir. AB ülkelerinde eğitim, Yahudi ve Hıristiyan inanç ve ahlak esaslarına göre düzenlenip yürütülüyor. Bu yüzden Batı’da eğitim, muhteva olarak “ırkçılığı, şirki ve inkârı” esas alıyor. Eğitimde, inanç ve ahlak olarak Batı zihniyetinin benimsendiği ülkemizde, “muhteva” buna uygun olarak belirleniyor. Okullarımızda, Batılıların arzuladığı “ırkçı, müşrik ve inkârcı” insan tipi yetiştirmenin eğitimi yapılıyor. Batı kaynaklı bu eğitime “materyalist eğitim” deniliyor. AB’yi bir medeniyet projesi olarak gören muhafazakâr demokrat AK Parti zihniyetinin, eğitimin bir parçası haline getirdiği “Socrates Programları”, eğitimimizin materyalist bir muhtevaya sahip olduğunun delillerindedir. Socrates Programları’nın alt eylemlerine isim babalığı yapan; okul eğitimi için “Comenius”, yükseköğretim için “Erasmus”, mesleki eğitim için “Leonardo da Vinci”, yetişkinler eğitimi için “Grundtvig” Siyonizm fikrinin oluşmasına katkı sağlayan kabalist din adamları veya kilisenin finanse ettiği sanatkârlar olması sizce anlamlı değil midir? Bu arada hayat boyu öğrenme ve gençlik programları da gözden kaçırılmamalıdır. ETÇEP de AB kaynaklı bir ifsat projedir. Bakan Ziya Selçuk’un, 18 Mayıs 2019 günü açıkladığı “Yeni Ortaöğretim Tasarımı”, bunun için Siyonizm’in emellerine hizmet edecek bir AB projesi gibidir. Arif olan her eğitimci, bunu böyle okumaktadır.