Başkentte dünya liderlerini ağırlayan o kritik zirvenin ardından diplomasi trafiği hız kesmeden devam ediyor. The National gazetesinin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; İsrail-Suriye krizinden, Amerikan ve İran hattındaki gerilime kadar bölgenin kaderini belirleyecek çok kritik mesajlar verdi. İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi ile yapılan görüşmenin şifrelerini de paylaşan Fidan'ın, "Yine de her zaman olası bir kaza payı olabilir ve iletişim hataları veya provokasyonlar ve misillemeler nedeniyle çok dikkatli olmalıyız." uyarısı tutanaklara geçti.
HANGARDA BEKLEYEN F-35'LER VE S-400 İDDİASI
Gündemin en sıcak maddelerinden biri olan savunma sanayii krizlerine de neşter vuruldu. Parasını ödediğimiz ancak Amerika'da bekletilen F-35'lerin akıbetine dair oldukça net konuşan Bakan Fidan'ın şu açıklaması kamuoyunda umutları yeşertti:
"(ABD Başkanı Donald Trump) Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan, geçen yıl Eylül ayında Washington'da bir araya geldiklerinde, hatta bu görüşmeden önce bile, F-35 projesiyle ilgili tüm engelleri ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. O zamandan beri bu konu üzerinde çalışıyoruz ve bence çok yakında bir çözüme ulaşacağız. Dolayısıyla, Türkiye'nin beş, altı yıl önce parasını ödediği F-35'leri almasında herhangi bir sorun olmayacak. O F-35'lerin parasını ödedik. Uçaklar, bizim tarafımızdan teslim alınmak üzere hangarda bekliyor. Ancak Amerikan Kongresi, özellikle Türkiye'yi hedef alan ve bunu yasaklayan bir ABD Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) çıkardı. Ama bunun çözüleceğini düşünüyorum."
Kulisleri sallayan "S-400'ler Birleşik Arap Emirlikleri'ne mi gidiyor?" sorusuna da açıklık getirildiği kaydedildi. Sürecin Rusya ile istişare gerektirdiğini belirten Fidan, "Bu devam eden bir süreç ve hükümet içinde görüşmeler, müzakereler yapılıyor. Ruslarla da sağlıklı bir tartışma olmalı çünkü şu anda herhangi bir ülke, süreç veya çözüm türü isimlendiremem, zira dediğim gibi, iki cumhurbaşkanı arasında siyasi bir irade var. Dolayısıyla Rusya da görüşmelerin bir parçası olmalı çünkü S-400 buradan satın alınıyor." diyerek iddiaların seyrini değiştirdi.
İSRAİL BÖLGESEL GÜVENLİK İÇİN BÜYÜK BİR TEHDİT
Tel Aviv yönetiminin bölgeyi ateşe atan adımları da sert bir dille eleştirildi. Netanyahu hükümetinin sadece Filistin için değil tüm dünya için risk taşıdığı vurgulandı. Fidan'ın, "Netanyahu hükümetinin politikaları, sadece bizim için bir sorun değil. Politikaları ve hükümeti, İsrail için bir yük, bölge için bir yük ve uluslararası güvenlik için bir yük ve tehdit." sözleri diplomasinin zirvesine damga vurdu.
Türkiye ile İsrail arasında açık bir savaş riski olup olmadığına dair ise "Açık bir çatışmaya yol açacak neden yok." cevabı verildi. Ancak Şam üzerindeki oyunlara da dikkat çekildi. İsrail'in Suriye'yi istikrarsızlaştırma çabalarına dair "İsrail hükümetinin, bölge ülkelerine yönelik geçmişteki ve şu anki davranış kalıplarına baktığınızda, evet." diyen Fidan, "İsrail'in istikrarlı, iyi, güçlü, dönüşen ve gelişmiş bir Suriye görmek istediğinden emin değiliz." saptamasında bulundu. Yardım krizine ilişkin ise Gazze Barış Kurulu planının "henüz tam olarak başarıya ulaşmadığını düşünüyorum." sözleriyle ifade edildi.
PUTİN İLE 'ALASKA' ZİRVESİ VE İRAN'IN VEKİL GÜÇLERİ
Türkiye'nin kriz bölgelerinde oynadığı benzersiz ara bulucu rolü, "Herkesi tanıyoruz, her çatışmanın dinamiklerini biliyoruz." cümlesiyle özetlendi.
Bakan Fidan'ın geçen ay gerçekleştirdiği kritik Rusya temasları ve Vladimir Putin ile yaptığı görüşme de metinde geniş yer buldu. Rusya'nın kırılgan bir dönemden geçip geçmediğine dair sorulara yanıt veren Fidan'ın şu çarpıcı analizi aktarıldı:
"Geçen ay Rusya'daydım; meslektaşlarımla ve bazı istihbarat ve güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yaptım. Ayrıca Başkan Putin (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) tarafından da kabul edildim. Bunu her yıl yapıyorum. Biliyorsunuz, ikili meselelerimiz ve bölgesel meselelerimiz var; özellikle Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna'daki savaş gibi konularda nerede durduğumuzu görmek için bazı görüşlerimizi uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Sanırım biliyorsunuz ki Sayın Putin bunu birkaç kez kamuoyuna açıkladı ve görüşmemiz sırasında da Alaska Toplantısı'na, yani Alaska'da varılan mutabakata bağlı olduğunu söyledi. Ancak yine de tango yapmak için iki kişi gerekir. Dolayısıyla, bir mutabakata yönelik tek taraflı taahhüt, karşı tarafı, yani Ukraynalıları da aynı konuda ikna etmedikçe pek başarılı olmayabilir. Bence odaklanmamız gerekiyor. Onların da odaklanmasına ihtiyacımız var."
Ortadoğu'da barış rüzgarları estirmek için Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde kurulan yeni çalışma grubuna atıf yapılırken, İran'ın bölgedeki faaliyetlerine yönelik de net bir çizgi çekildi. Fidan, Tahran yönetimine seslenerek şu tarihi çağrıyı yaptı:
"İran, uzun süredir bu (Irak gibi) ülkelerde vekil güçler bulundurarak uyguladığı politikanın, tıpkı İsraillilerin güvenlik amacıyla bölgenin geri kalanını işgal etmesi gibi, önleyici bir güvenlik politikası olduğunu iddia etmektedir. Bölgedeki her tarafın güvenliğini, emniyetini, siyasi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak yeni bir güvenlik anlayışı geliştirdiğimiz takdirde bu yeni anlayış, İran'a şunu gösterebilir; 'Bakın, artık kendi köşelerimize çekilebiliriz.'"