Bakan Düşüren İsrail Sevdası!

Abone Ol

Gensoru müessesesinin işlediği dönemlerde TBMM’de neler yaşandı? İşte 1980 öncesinden bir örnek;

* Hayrettin Erkmen; “Millî menfaatlere aykırı politika izlediği, İsrail ile gizli görüşmeler yaptığı” gerekçesiyle, Erbakan Hoca’nın Genel Başkanı olduğu ve Meclis’te 24 kişilik bir grubu bulunan Milli Selamet Partisi’nin (MSP) TBMM’ye verdiği gensoru önergesiyle bakanlıktan düşürülen isim.

* TBMM’de MSP grubunun, Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen hakkında, “Millî menfaatlere aykırı politika izlediği, İsrail ile gizli görüşmeler yaptığı” iddiasıyla verdiği gensoru önergesi, 21 Ağustos 1980 yılında kabul edildi.

* 3 Eylül 1980 tarihinde TBMM’de yapılan oylamada, Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen bakanlıktan düşürüldü.

* Erbakan Hoca, Ekim 1988’de, Dış Politika dergisinin 3. sayısında yayımlanan röportajında, Hayrettin Erkmen’in düşürülmesini şöyle anlatıyor; “12 Eylül’den önce İsrail Devleti Ortadoğu’daki huzursuzlukları artırmış, bugün bilinen tecavüz ve zulümlerini daha o yıllarda uygulamaya koymuş ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi Müslümanlar için kutsal belde olan Kudüs-ü Şerif’i de başkent olarak ilan etmişti. Bu ilan Nisan 1980 tarihinde oldu. Kutsal Kudüs artık Yahudi İsrail Devleti’nin başkenti ilan edilmişti. Olaya İslam ülkeleri büyük tepki gösterdiler. Hatta Batı devletlerinden de İsrail’in bu haddi aşan hareketini kınayanlar olmuştu. Öyle ki BM’de İsrail’in bu hareketi 169 üyenin üçte iki çoğunluğuyla, yani kahir bir ekseriyetle kınandı ve reddedildi. Bin yıl Kudüs’ün koruyuculuğunu ve kurtarıcılığını yapmış olan bizim milletimiz de bu tecavüz karşısında hareketsiz kalamazdı. Nitekim o aylarda yurdun dört bir yanında İsrail’i tel’in ve Kudüs’ü kurtarma mitingleri yapıldı. Halkın o kadar coşkuyla katıldığı, yüz binleri bulan bu mitinglere rağmen hükümetimiz bırakın İsrail’i kınamayı, İsrail’le ilişkileri artırmak için elinden geleni yapıyordu. İkili ilişkilerin artması için gizli ve açık görüşmeler yapılıyordu. İşte buna tahammül edemezdik. Bir gensoru hazırladık ve Meclis’e verdik. Gensoru, Meclis’tekilerin çoğunluğuyla kabul edildiği için Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir bakan, bir Dışişleri Bakanı düşürülmüş oluyordu. Sırf bir bakanın ve ürettiği politikasının; eğer bu dış politika olursa bizim için çok önemlidir, düşürülmesi çok önemli görüldüğü için zamanın gazetelerinde hareketimize dikkat çekilmişti. Gazeteler ortaklaşa şunu söylüyordu: ‘Düşürülen Hayrettin Erkmen değil, Türk dış politikasıdır. 1923 yılından bu yana gelen ‘geleneksel hariciye’ anlayışıdır.”

***

Peki, neden anlattım bu anekdotu? Yazıyı okumaya devam edelim. Sorunun cevabı yazının devamında…

SİSTEMİN TIKANAN BU KANALLARI AÇILMALI!

* Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, iktidar milletvekilleri dâhil tüm Türkiye’nin eleştirilerine muhatap olan bir sistem haline geldi.

İktidar partisine mensup vekiller, “Bakanlar milletvekili olmadığı için, seçmenle muhatap olmadıkları için bizim telefonlarımıza bile çıkmıyorlar. Bakanlarla görüşemiyoruz, bakan yardımcılarına bile ulaşamıyoruz…” diye tepkilerini dile getiriyorlar.

Peki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tıkanan, iyi işlemeyen kanalları hangileri? Bakalım;

* Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sahip olduğu yetkilerin ciddi ölçüde azaltılması…

* ‘Gensoru’ müessesesinin kaldırılması. Parlamenter sistemde icraatları sebebiyle bakanlar Meclis’te gensoru ile düşürülebiliyordu. Şimdi bu denetim yolu tamamen kalktı. İşte Hayrettin Erkmen’i bakanlıktan düşüren bu gensoru denetim mekanizmasıydı.

* “Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri” aracılığıyla, Yürütme’nin paylaşılması.

* Cumhurbaşkanı’nın yetkileri aşırı ölçüde güçlendi, TBMM’nin rolü sınırlandırıldı.

* Cumhurbaşkanı, bakanları tek başına ve TBMM’nin onayı olmaksızın göreve atıyor.

* Tüm bürokratlar Cumhurbaşkanı’nın tek imzası ile atanıyor.

* Cumhurbaşkanı, başbakanın yerine geçen; ancak onu ciddi ölçüde aşan icraî yetkilerle donatıldı.

* Sistemdeki tüm Yürütme yetkileri Cumhurbaşkanı’nda toplandı.

***

Tüm bunlar günümüzde uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet modelinin aksayan yönleri…

İŞTE GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM’İN YOL HARİTASI!

* Peki, Altılı Masa’nın yol haritası ne olacak?

Kulislere yansıyan bilgilere göre; Altılı Masa’nın 28 Kasım 2022 tarihinde açıklayacağı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in öne çıkan özellikleri şunlar;

* 5+5 sisteminden, 7 yıllık cumhurbaşkanlığı modeline geçilecek.

* Görev süresi dolan cumhurbaşkanı siyasete dönüş yapamayacak.

* Başbakanlık makamı geri dönecek.

* Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü’ne taşınacak.

* Cumhurbaşkanı tarafsız olacak ve partisi ile ilişiği kesilecek.

* Cumhurbaşkanı kanunları TBMM’ye iade edebilecek. TBMM isterse buna uyup yasada değişikliğe gidecek.

* TBMM seçimleri 5 yılda bir yapılacak.

* Seçim barajı yüzde 3’e düşürülecek.

* Seçimlerde yüzde 1 oy alan siyasi partilere de Hazine yardımı yapılacak.

* Yurt dışı seçim çevresi oluşturulacak.

* Siyasi parti ve adaylara yapılan belirli miktarın üzerindeki bağış ve harcamaların kamuoyuna açıklanması zorunlu olacak.

* Başbakanlık makamı yeniden oluşturulacak.

* Başbakan ve bakanlar TBMM üyeleri arasından seçilecek.

* Hükümetin kurulmasında basit çoğunluk, düşürülmesinde ise salt çoğunluk aranacak.

* Gensoru geri gelecek. TBMM’de yeterli oy bulunduğu takdirde bakanlar düşürülebilecek.

* Cumhurbaşkanı ve bakanların Yüce Divan’a sevkinde TBMM’de aranan oy oranı azaltılacak.

* Hâkimlere coğrafi teminat güvencesi sağlanacak. Hukuk fakültelerinin sayısı azaltılacak.

* Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları derhal uygulanacak.

* Adalet Bakanı ve Müsteşarı, Hâkimler Savcılar Kurulu’ndan (HSK) çıkarılacak.

* AYM’nin üye sayısı artırılacak ve üyelerinin en az dörtte üçü hukukçu olacak.

* Gazetecilere karşı ceza soruşturmasına gerekçe yapılan mevzuat yeniden düzenlenecek.

* TRT, RTÜK, Basın İlan Kurumu (BİK), Anadolu Ajansı tarafsız olacak.

* Kamudaki sınavlarda mülakata son verilecek, yazılı sınav sonuçları esas alınacak.

***

Bu bilgiler elbette kulislere yansıyanlar...

Bakalım 28 Kasım 2022 tarihinde nasıl bir açıklama yapılacak? Bekleyip göreceğiz…