“Ben bir Siyonist’im!” diyen ABD Başkanı bay Biden, Amerika’daki ve tüm dünyadaki Müslümanların Ramazan’ını güya kutlamış ve mesajında, “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun karşılığını görür” ayetine yer vermiş.
Peki, bu ayetin devamında ne buyuruyor, Cenâb-ı Hak?
Kur’an-ı Kerim’de Zilzal Sûresi’nin son iki ayetinde Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.”
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; o toprakların asıl sahibi olan yerlileri, Kızılderilileri soykırıma uğratan, kökünü kurutan kimdi, sahi! Yoksa gerçek haydut devlet Amerika’nın ta kendisi miydi?
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; 15 Temmuz hain ve alçak darbesine destek veren taraflardan biri de ABD değil miydi? 15 Temmuz darbesini internet oyununa benzeten kimdi, sahi! “Ben bir Siyonist’im!” diyen Biden’ın ta kendisi miydi, acaba!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kendisine düşman hedef olarak İslam’ı ve Müslümanları seçen bu Amerika değil mi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Askeri darbelerde başrol oynayan, karanlık yanı her daim ağır basan gladyo yapılanması Amerika’nın ta kendisi değil mi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Sırp canilerin, Boşnak Müslümanları son dakikaya kadar katletmesine göz yuman hatta destek veren ABD değil miydi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; 27 Mayıs askeri darbesini yaptıran ve Menderes’i ve arkadaşlarını astıran da ABD değil miydi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; 12 Eylül 1980 askeri darbesi de bir ABD başyapıtı değil miydi, sahi! Aloo, bizim çocuklar!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; 28 Şubat darbesinin mimarı ABD değil miydi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Libya’yı darmadağınık eden, Afganistan, Irak, Suriye’de taş üstünde taş koymayıp milyonlarca Müslüman’ı perişan eden, İslam dünyasını kan ve gözyaşına boğan -boğmaya da devam eden- bu ABD değil miydi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Muavenet zırhlımızı kim batırdı, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Kuzey Irak’ta Mehmetçik‘in başına çuval geçiren Raymond Odierno, bir Amerikalı general değil miydi?
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; 1974’te şanlı Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan kimdi, sahi!
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; sözde Ermeni soykırımını tanıyan bu ABD değil midir?
* Bu kötülük değilse nedir Allah aşkına; Müslümanların en hassas olduğu noktalardan biri olan Kudüs’ü, terör devletinin başkenti ilan etmeye yeltenen ve bunu imza altına alan bu ABD değil midir?
***
Söyler misiniz, terör devletleri olan Amerika’dan ve İsrail’den bugüne dek kime “zerre” kadar “hayır” gelmiş!
TATVAN’DA METİN YÜKSEL’İN KATLİNİ TEL’İN MİTİNGİ!
Geçen yazımda, önde gelen “Akıncılar”dan Feyzullah Gümüştekin abimizin şehit Metin Yüksel ile alakalı görüşlerine yer verdim.
Bu yazıya, zaman zaman bu köşede konuk ettiğim Mahmut Apaydın katkıda bulundu. Mahmut Apaydın diyor ki;
* “Metin Yüksel'in kavmiyetçiler tarafından katledilmesinin ardından biz Millî Selamet Partisi (MSP) olarak Tatvan’da miting yaptık. İki otobüsle katkı verdik bu mitinge. Metin Yüksel’in katlini tel’in mitingi düzenledik.”
* “Şehit Metin Yüksel, kim vurduya gitmedi! Kavmiyetçiler tarafından vuruldu. Ama bunu açığa çıkarmak o dönem sistemin işine gelmedi!”
* “İran-Irak Savaşı’nda, Molla Sadreddin Yüksel Hoca’ya 1 kilo lokum götürdüm, ziyaret ettim, sorularımı cevaplandırdı. Nasihatlerinden istifade ettim. Allah rahmet etsin.”
***
Peki, ama neden Tatvan?
Rahmetli Metin Yüksel, İslami çalışmalar kapsamında, memleketi Bitlis’e bağlı Tatvan’a da gitmişti…
Tatvan’dan döndüğünde yakın arkadaşlarına şunları anlattı; “Müslüman Kürt halkına yönelik emperyalistlerin bir tezgâhı var! Bu tezgâhın bozulması noktasında bizim harekete geçmemiz gerekir. Müslüman Kürt halkına sahip çıkmamız gerekir. Biz bunlara sahip çıkmazsak kesinlikle emperyalistlerin tezgâhına ve tuzağına düşecekler, bu gençlerin hepsi Marksist, Leninist olacaklar…”
YALANCININ MUMU!
Mustafa Süs… Eğitimci, yazar.
Maarifinsesi.com sitesinde bazı atasözlerinin perde arkasına ilişkin ilginç analizler yaparken şu ifadelere yer veriyor:
* “Herkesin yanında dürüst gibi davranan münafıklar, herkesten ayrılınca da bir müddet dürüst davranmaya devam ediyor, herkesin kendisinden emin olduğuna kanaat getirdikten sonra da koynundaki haça sarılıyor.”
* “Münafıklığı sadece İslam’a muhaliflik olarak görmemek lazım.”
* “Yapıp ettiği ile söylemleri birbirine uyuşmayan eylem münafığıdır.”
* “İstemem yan cebime koy diyen çıkar münafığıdır.”
* “Benim makamda mevkide gözüm yok diyen makam münafığıdır.”
* “Layık olmadığı göreve getirilen ve bu görevi kabul eden liyakat münafığıdır.”
* “Evde ailesiyle geçimsiz olup dışarıdaki insanlara kuzu kesilmek ilişki münafığıdır.”
***
Mustafa Süs, ‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ atasözünün de günümüzde yanlış kullanıldığını ileri sürüyor:
* “Öyle olmadığını İsmet Özel’in “Zor Zamanda Konuşmak” adlı kitabını okuyan veya Özel’i sıkı takip edenler bilir.”
* “Eskiden yalancıları değil münafıkları işaret etmek için kullanılırdı bu söz diyor Özel; “Münafık, tüm namazları kılar, yatsı namazı sürecinde evinde kimse görmeyeceği için namaz vakti girmeden mumu söndürüp uyumaz, namaz vakti girer, Müslüman komşularının işkillenmeyeceği şekilde bir süre geçer, ondan sonra mumu söndürür öyle uyur. Ki namazını eda ettiğini düşünsünler, münafık olduğunu da kimse anlamasın diye…” Özet olarak böyle diyor kitabında İsmet Özel.
Biz atasözünü kırpıp kırpıp maymuna çevirmişiz…”
***
Oldukça ilginç değil mi?