Bahçeliden demokratik tehdit !..

Abone Ol

"Demokrasi" ile "Tehdit" kelimelerinin yanyana gelmesinin mümkün olmayacağını biliyorum. Ama, Bahçelinin basına yansıyan açıklamalarını okuduktan sonra yaptığı işin başka türlü izahını da bulamadım. Çünkü, Bahçeli bir yandan  hukuk içinde kalmaktan söz ediyor hem de, "Başbakan, Meclisteki sanal çoğunluğa dayanarak inatla Ben Cumhurbaşkanı olacağım derse, bu yanlış olur. Yasal yoldan indirmek için her şeyi yaparız" diyor.

AKPnin Meclisteki çoğunluğunun "Sanal çoğunluk" olarak nitelendirilmesini anlamak mümkün olabilir mi . Bahçeli galiba Millet oyları ile Mecliste çoğunluğun sağlanmış olmasını gerçek bir çoğunluk olarak saymıyor ve bu çoğunluğun alacağı kararların geçerli, hukuki ve demokratik olduğunu kabul edemiyor mu Eğer böyle ise yapılan iş tehditten başka ne anlama gelir

Bahçeliye göre milletin seçtiklerindense akil adamlar dediği kişilerin tasvibi ve onayı daha önemli ve geçerli oluyor. Eğer böyle ise millete gidip oy istemenin anlamı olabilir mi Akil adamlardan bir Meclis oluşturulur, onlar her türlü kararı verirler. İlle de Meclis olacaksa bu Meclis akil adamların aldığı kararları tasdik makamı(!) olur.

Bahçelinin söylediklerinden böyle bir sonuç çıkıyor. Eğer böyle ise ortaya çıkan tablonun demokrasi ile bir ilgisi olamaz. İşte bu sebeplerden dolayı Bahçelinin açıklamalarını "Demokratik tehdit" olarak nitelendirdim.

Tehditten söz ediyorum çünkü, Bahçeli "Meclis, Cumhurbaşkanının yargılanmasının tek yolu olan vatana ihanet suçunu yeniden tarif eder. Her halukarda Çankaya dan indirir, yargılanmasının önünü açarız." diyor. Bu sözlerin tehditten öte izahı olabilir mi Erdoğanı Köşke çıktığı takdirde oradan indirmek için vatana ihanetin yeniden tarifinin yapılacağının ve mutlaka indirileceğinin söylenmesi demokratik bir üslup ile izah edilebilir mi

Hemen belirteyim ki tüm bunları Başbakan Erdoğanı savunmak ve onun Cumhurbaşkanı olmasını çok istediğim için yazıyor değilim. Ancak, millet iradesinin hiçe sayılmasına duyduğum tepkinin bir sonucu olarak kendimi ister istemez Erdoğanı savunmaya mecbur hissediyorum. Erdoğanın yaptıklarının eleştirisi ayrı, demokrasi dışı gelişme ve söylemler karşısında sessiz kalmak ya da bu demokrasi dışı hareketlere alkış tutmak başka şeydir.

Ülkede demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile işlemesini istiyorsak, bunda samimi isek kime karşı demokrasi dışı söylem ve davranışlar sergileniyorsa onun yanında olmamız gerektiğine inanıyorum. Aksi halde yıllardan beri olduğu gibi bundan sonra da demokrasinin sözünü ederiz ama bir türlü ulaşamayız. Herkes kendi arzusuna gör tarifler yapmaya devam eder. Hem aba altından sopa göstereceksin hem de yapılan işin yasal çerçevede olacağını söyleyeceksin. Artık bu anlayışın terkedilmesi gerekiyor. Bir zamanlar Refah Partisinin kapatılması  davasında önce partinin kapatılmasını engelleyen kanun maddesi iptal edilmiş, ardından da kapatma kararı alınmıştı. Belki yapılan iş kitaba uydurulmuştu ama, hukuki olup olmadığı hâlâ tartışılıyor.

Kaldı ki, Bahçelinin açıklamalarında öyle bir husus var ki, yapılacak erken seçimde kendileri Mecliste çoğunluğu sağlayacaklarmış, bunun garantisi ellerindeymiş, bir diğer ifade ile milletin oylarını önceden almışlar bir köşeye koymuşlar da bir erken seçimde bu oylar sandığa girecek, Bahçeli de seçimlerin ardından Erdoğanı vatana ihanetten yargılayabilmek için önce vatana ihanetin yeni bir tarifini yapacaklar ardından da Erdoğanı mahkum edecekler gibi bir anlam çıkıyor. Bu açıklamaları insanın hafsalası almıyor. Hele hele demokratik bir kültür ve anlayış ile yanyana getirmek mümkün olmuyor.