Baharın Çiçeği Ol!

Abone Ol

MESAJ insanı ele verir. 54. hükümetin başbakanı Prof. Dr.

Necmettin Erbakan ın ölümünün 4. yıl dönümü dolayısıyla verilen mesajlar,

sahiplerini ele vermiştir. Ülkemizdeki siyasetin son kırk yılı ile son on

yılının karşılaştırmalı analizinde önemli ipuçları barındıran bu mesajlar,

gelinen yol ayrımının şifrelerini de vermiştir. Görülmüştür ki; önemli olan

Erbakan ın yol arkadaşlarının cumhurbaşkanı, başbakan, bakan olarak Türkiye ye

hizmet etmesi değil, yapılan hizmetlerin içeriği ve kime yaradığıdır.

Her ne kadar şimdilerde Erbakan gibi dik durmak tan dem

vurulsa da,  son on yılda yaşanan ve

önümüzdeki yıllarda yaşayacağımız gelişmelerin hocamızın ideallerinden

ayrılmanın bir bedeli olacağı şimdiden vicdanları tırmalamaktadır. Hocanın

mirası ve tecrübesi talebelerince kullanışmış olsa idi, doğruluk ve adalet

temelinde halkının değerlerine bağlı bir siyaset yoluyla devleti güçlü,

vatandaşı mutlu kılacak bir yönetim modeli başarılmış olabilirdi.  Bu noktada yeni bir şeyler aramaya gerek

kalmayacak, sadece iz sürmek yeterli olacaktır. Bu izi sürmek yerine, bugün 28

Şubat ın rövanşının alındığından dem vuranlar, soğuk savaş kalıntısı cümleler

yerine niye soyut savaş cümleleri kuramıyorlar Çünkü soyut savaş cümlesi

kurmak son yirmi yılla yüzleşmektir. Ve yüzleştiğinizde görürsünüz ki;

postmodern darbe amacına ulaşmıştır.

Soğuk savaş rolünü bırakıp ne yaptığına bakılmadan,

insanları kutuplaştıran siyasi yapı ve bu siyasi yapının kendi içindeki

kutuplaşmasından doğan içyapı değiştirilmeden bu millet kazanamayacak! Çünkü

kafa karışıklığı, bulanık bir zihin ve allak bullak olmuş iletişim dünyasıyla,

süreci kaybeden ama seçimi kazanan bir görüntüyle bu ülke kurtulamaz. Bunu

bildiği için hocamız, kendisinden sonra gelecek basiretsiz yöneticilerin

beceriksizliklerinden sonra millet lehine son bir imkân oluşturabilmek adına

çırpındı durdu. Çünkü sahte nin ustaca oynadığı, toplumu ve hatta kendisini

inandırdığı hakikî rolü, sonunda, ruhlarda büyük bir yıkım yaparak ve enkaz

bırakarak kaybolacak ve sıra, yine, hakikî nin sahneye çıkıp devleşmiş

sorunlarla başa çıkma çabasına gelip dayanacak! Çünkü azmedenlerin önünde,

dünya bile bir kenara çekilir.

O halde: önemli olan hoca kadar davaya sahiplenip

sahiplenememektir. İşte bu noktada Milli Görüş, hocadan kalan bir miras değil,

sadece bir emanettir. Liderliğin bir mevki çabası değil, bir sorumluluk

mücadelesi olduğunu anlayanlar, hocasız bir dönem yaşamak zorunda kalsa da;

insanlığı yeniden fethedecek yönetim ufku ve disiplini sayesinde insanlığın

hocası olmaya adaydırlar. Böylece, samimi bir arzu, köklü bir niyet ve Allah

vergisi bir yetenekle toplumun olumsuz yöne kaydırılmasına engel olunacaktır.

İmkânla yeteneğin zor da olsa bir araya geleceği bu sürecin sonunda, sahte nin

hakiki den donanımlı görünmesi ve göz boyaması da ortadan kalkacak, Milli

Görüş hocasız kalsa da yaşayacak ve öncü olacaktır. Yeter ki; bu baharın çiçeği

olalım ve bir kuklanın başka bir kuklaya taş atmasına aldanmayalım!