Bağışlayıcı olmanın sağlığa faydaları

Abone Ol

Kur’an’da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerinden biri

“affedici ve bağışlayıcı olmak”tır:

Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam’a) uygun olanı

(örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (A’raf Suresi, 199)

Bir başka ayette Allah, “... affetsinler ve hoşgörsünler.

Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz Allah, bağışlayandır,

esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22) şeklinde buyurmaktadır.

Kur’an ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son

derece zordur. Çünkü yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Ancak

Allah müminlere affetmenin daha güzel bir davranış olduğunu bildirmiştir:

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür.

Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri

Allah’a aittir... (Şûra Suresi, 40)

Kur’an’da “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme

değer işlerdendir.” (Şûra Suresi, 43) ayetiyle de affetmenin üstün bir ahlak

özelliği olduğu haber verilmektedir. Dolayısıyla müminler affedici, merhametli,

hoşgörülü davrananlar ve Kur’an’da bildirildiği gibi onlar, “öfkelerini

yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir.” (Âl-i

İmran Suresi, 134)

Müminlerin affedicilik anlayışları, Kur’an ahlakını

yaşamayan kimselerinkinden çok farklıdır. Bazı kişiler, karşılarındaki kişiyi

bağışladıklarını söyleseler de, bu kişilerin kalplerindeki kin ve kızgınlıktan

kurtulmaları uzun sürer. Tavırları genellikle bu kızgınlığı yansıtacak

şekildedir. Müminlerin affediciliği ise samimidir. Müminler insanın dünyada

imtihan olan, hata yaparak öğrenen bir varlık olduğunu bildikleri için

hoşgörülü ve şefkatlidirler. Ayrıca müminler, tamamen haklı oldukları ve karşı

tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler.

Affetme konusunda, hataları, büyük ya da küçük olarak ayırmazlar.Bir kimse

hatayla büyük bir kayba sebep olabilir.

Ancak meydana gelen her olayın Allah’ın kontrolünde ve bir

kader dahilinde geliştiğini bilen müminler, bu tür bir olay karşısında

tevekküllü davranır ve kişisel bir kızgınlık içerisine girmezler.

Yakın zamanda yapılan araştırmalarda Amerikalı bilim

adamları, affetmesini bilen insanların hem ruhen hem de bedenen daha sağlıklı

olduklarını belirlediler. Stanford Üniversitesi’nde Rehberlik ve Sağlık

Psikolojisi alanında profesörlüğü olan Frederic Luskin, Forgive for Good

(İyilik için Affedin) adlı kitabının tanıtımında affetme ile ilgili olarak

“Sağlık ve Mutluluk için Kanıtlanmış Bir Reçete” ifadelerine yer vermiştir. Bu

kitapta affetmenin kızgınlık, acı, depresyon ve stresi azaltarak, umut, sabır

ve kendine güven gibi olumlu ruh hallerinin yaşanmasını sağladığı

anlatılmaktadır. Dr. Luskin’e göre, uzun süreli kızgınlık yaşanması insanların

fiziksel sağlığı üzerinde de gözlemlenebilir olumsuz etkiler oluşturmaktadır.

Dr. Luskin konu ile ilgili şunları ifade etmiştir:

Uzun süreli veya devam eden öfkenin zararı, vücut içindeki

termostatı sıfırlamasıdır. Eğer düzenli olarak düşük seviyede öfkeye kendinizi

alıştırırsanız, neyin normal olduğunu ayırt edemezsiniz. İnsanların alışkanlığa

çevirebileceği bir tür adrenalin hücumuna yol açabilir. Vücudu yakar ve

sağlıklı düşünmeyi zorlaştırır, bu da durumu daha kötü bir hale getirir.

(http://www.almanacnews.com/morgue/1999/1999_06_09.forgive.html; Jennifer

Desai, Almanac, 9 Haziran 1999.)

Kur’an’da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerinden biri

“affedici ve bağışlayıcı olmak”tır:

Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam’a) uygun olanı

(örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (A’raf Suresi, 199)

Bir başka ayette Allah, “... affetsinler ve hoşgörsünler.

Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz Allah, bağışlayandır,

esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22) şeklinde buyurmaktadır.

Kur’an ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son

derece zordur. Çünkü yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Ancak

Allah müminlere affetmenin daha güzel bir davranış olduğunu bildirmiştir:

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür.

Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri

Allah’a aittir... (Şûra Suresi, 40)

Kur’an’da “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme

değer işlerdendir.” (Şûra Suresi, 43) ayetiyle de affetmenin üstün bir ahlak

özelliği olduğu haber verilmektedir. Dolayısıyla müminler affedici, merhametli,

hoşgörülü davrananlar ve Kur’an’da bildirildiği gibi onlar, “öfkelerini

yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir.” (Âl-i

İmran Suresi, 134)

Müminlerin affedicilik anlayışları, Kur’an ahlakını

yaşamayan kimselerinkinden çok farklıdır. Bazı kişiler, karşılarındaki kişiyi

bağışladıklarını söyleseler de, bu kişilerin kalplerindeki kin ve kızgınlıktan

kurtulmaları uzun sürer. Tavırları genellikle bu kızgınlığı yansıtacak

şekildedir. Müminlerin affediciliği ise samimidir. Müminler insanın dünyada

imtihan olan, hata yaparak öğrenen bir varlık olduğunu bildikleri için

hoşgörülü ve şefkatlidirler. Ayrıca müminler, tamamen haklı oldukları ve karşı

tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler.

Affetme konusunda, hataları, büyük ya da küçük olarak ayırmazlar.Bir kimse

hatayla büyük bir kayba sebep olabilir.

Ancak meydana gelen her olayın Allah’ın kontrolünde ve bir

kader dahilinde geliştiğini bilen müminler, bu tür bir olay karşısında

tevekküllü davranır ve kişisel bir kızgınlık içerisine girmezler.

Yakın zamanda yapılan araştırmalarda Amerikalı bilim

adamları, affetmesini bilen insanların hem ruhen hem de bedenen daha sağlıklı

olduklarını belirlediler. Stanford Üniversitesi’nde Rehberlik ve Sağlık

Psikolojisi alanında profesörlüğü olan Frederic Luskin, Forgive for Good

(İyilik için Affedin) adlı kitabının tanıtımında affetme ile ilgili olarak

“Sağlık ve Mutluluk için Kanıtlanmış Bir Reçete” ifadelerine yer vermiştir. Bu

kitapta affetmenin kızgınlık, acı, depresyon ve stresi azaltarak, umut, sabır

ve kendine güven gibi olumlu ruh hallerinin yaşanmasını sağladığı

anlatılmaktadır. Dr. Luskin’e göre, uzun süreli kızgınlık yaşanması insanların

fiziksel sağlığı üzerinde de gözlemlenebilir olumsuz etkiler oluşturmaktadır.

Dr. Luskin konu ile ilgili şunları ifade etmiştir:

Uzun süreli veya devam eden öfkenin zararı, vücut içindeki

termostatı sıfırlamasıdır. Eğer düzenli olarak düşük seviyede öfkeye kendinizi

alıştırırsanız, neyin normal olduğunu ayırt edemezsiniz. İnsanların alışkanlığa

çevirebileceği bir tür adrenalin hücumuna yol açabilir. Vücudu yakar ve

sağlıklı düşünmeyi zorlaştırır, bu da durumu daha kötü bir hale getirir.

(http://www.almanacnews.com/morgue/1999/1999_06_09.forgive.html; Jennifer

Desai, Almanac, 9 Haziran 1999.)