Yazının kaleme alındığı saatlerde, basında yer alan son
dakika haberlerine göre IŞİD, Irak ın El-Kaim ilçesi sonrası Hadisa nın da
kontrolünü ele geçirmiş bulunmaktaydı. Örgütün Bağdat a doğru ilerlediğinin
kaydedildiği haberlerde, IŞİD ile Bağdat arasında son bir engel olarak Hit
ilçesinin adı geçmekteydi.
Haberler elbette bununla sınırlı değildi. Bir taraftan
radikal Sünni grup IŞİD in kanlı ve hızlı ilerleyişini servis eden medya;
diğer taraftan da uzun bir kuyruk oluşturan ve daha çok kadınların ön plana
çıktığı gönüllü Şii intihar bombacısı adaylarının fotoğraflarını
yayımlamaktaydı.
Resmi tamamlayan haberlerdeki yazı ise; Ayetullah Ali El
Sistani nin çağrısı üzerine alarma geçen binlerce Şii kefenlerini giydi, IŞİD e
karşı savaşmak için gönüllü oldu şeklinde ön plana çıkarılmaktaydı. Bunun
anlamı çok açık: Yeni Kerbelalar ve ertelenmiş iç savaş ! Önü alınamadığı
takdirde ise, başrolleri Türkiye ve İran ın paylaştığı büyük bir Ortadoğu
Savaşı .
***
Burada, hiç kuşkusuz, Bağdat oldukça kritik bir yere
sahip. Bağdat üzerindeki mücadelenin seyri, aynı zamanda Yeni Irak ve Yeni
Ortadoğu yapılanmasıyla da ilgili önemli ipuçları verecek gibi. Stratejik
önemi kadar, sembolik anlamı da Bağdat üzerinde bir hesaplaşmayı kaçınılmaz
kılıyor. IŞİD in ortaya koyduğu hedef; Irak ta siyasi gücün merkezi olmanın
ötesinde, İslam dünyasına da bir şekilde tesir edebilmek. Bunun için de
hilafetin önde gelen başkentlerinden Bağdat ı ele geçirmek istiyor.
Şii Maliki yönetiminin ve ona destek veren grupların, isimlerin
(hatta bir devlet olarak İran ın) şu ana kadar ortaya koyduğu tavır bunun hiç
de kolay olmayacağı yönünde. Nitekim, Şii lider Muktada es Sadr a bağlılığını
bildiren binlerce Şii milisin Bağdat ve diğer kentlerin sokaklarında yaptığı
gövde gösterisi, Irak ta yükselen tansiyonun somut bir göstergesi olarak
karşımıza çıkıyor.
Gönüllü milislerden oluşan silahlı gücün oluşumunda kilit
rol oynayan Sadr ile ilgili şu ifade de fazlasıyla dikkat çekici: 2003 te
başlayan Irak işgali sırasında ABD ye karşı Mehdi ordusu ile yıllarca savaşan
Sadr ....
***
Bağdat noktasında, İran ın attığı son adımlar ve yaptığı
açıklamalar; başta Suudi Arabistan olmak üzere, Körfez i ciddi anlamda harekete
geçmiş durumda. Fakat burada dikkat çeken husus, İran ın bu yaklaşımlarına
ABD nin verdiği tepki. ABD ve İran bu krizi aynı zamanda kendi krizlerini sona
erdirme ve yeni bir işbirliği sürecini başlatma noktasında önemli bir fırsat
olarak görüyorlar.
Diğer taraftan, tam da bu sırada Suudi Arabistan a resmi
bir ziyaret gerçekleştiren bir son dakika konuğunun Veliaht Prens Salman bin
Abdulaziz Al-Saud ile Cidde de görüşmesi ve ilgili ziyaretin gündeminin iki
ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi konusu ile bölgesel ve uluslararası
gelişmelerin ele alındığı şeklinde açıklanmış olması, fazlasıyla dikkate
değer.
Bu konuğa gelince... Konuk, Suudi Arabistan ın geçen
yıldan bu yana ABD den boşalan bölgedeki güç boşluğunu doldurmasını istediği
ülkenin dışişleri bakanı. Eminim tahminde zorlanmamışsınızdır. Ama ben yine de
söyleyeyim, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov.
***
Bu hareketlilik, Bağdat üzerinden bölge devletlerinin
yeni ittifak ve denge arayışları olarak adlandırılabileceği gibi, diğer
taraftan üçüncü taraf müdahalesine bir çağrı olarak da değerlendirilebilir.
Bu da bizi, önümüzdeki süreçte tarafların Bağdat üzerinden yürüttükleri örtülü
savaş ta alenen taraf olma yerine, yeni işbirlikleri üzerinden yeni bir
Ortadoğu inşa sürecine götürüyor.
Burada Bağdat ile ilgili üç farklı olasılık söz konusu:
1. Merkezi yönetimin (yani Şiilerin)
kontrolünde kalmaya devam eder; 2. IŞİD ya da Saddam ın ekibi tekrar Bağdat a
hâkim olur ve Sünni kesimin başkenti olarak bir kez daha ön plana çıkar. 3. Ya
da, Sünni ve Şii kesim arasında ikiye bölünür. (Tabi buna Irak Kürtlerinin vereceği
tepki de önemli.)
Fakat Bağdat ın IŞİD tarafından olası bir işgali, gerek
iç dinamikler gerekse de dış dinamikler boyutuyla çok farklı sonuçları
beraberinde getirebilir. Bu da, Bağdat ta IŞİD in farklı bir yöntemi
uygulayabileceğini akıllara getiriyor.
***
Bu olasılık, son günlerde yüksek sesle dillendirilmeye
başlanan isyan . Daha somut ifadeyle, Bağdat ta halk ya da Sünni isyanı ve
kalenin içten düşürülmesi.
Böylece, Irak ta çok daha büyük bir iç savaş
başlatılmadan, ülkenin üçe bölünmüşlüğü de büyük ölçüde tamamlanmış olacak.
Bunun için de şartlarbüyük ölçüde hazır görünüyor. En azından IŞİD in hızlı bir şekilde ilerleyişi
ve buna sağlanan dolaylı destek , Şiilerin içindeki farklı tepkiler, böylesi
bir isyan için motive edici görülüyor. Dolayısıyla, Bağdat ta bir isyan hiç de
sürpriz olmayacak gibi...