IŞİD İN Ramadi yi yeniden ele geçirmesi, Bağdat
yönetiminin Musul u alacağız hayallerini de suya düşürdü. Bu gelişmenin
ardından IŞİD Lideri Bağdadi yaptığı açıklamada örgütüne yeni hedef olarak
Bağdat ve Kerbela yı gösterdi. Ramadi nin IŞİD in eline geçmesi Bağdat ın da
düşeceği anlamına gelmez ama Irak yönetimi, ABD ve koalisyon ortaklarının tüm
hava desteğine, istihbarat ve silah yardımına rağmen IŞİD in ilerleyişinin
durdurulamamasının doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Ramadi, Sünni çoğunluğa
sahip Anbar eyaletinin merkezi durumunda olması sebebiyle IŞİD açısından büyük
önem taşıyor. Buna karşılık Irak yönetimi ile destekçisi ABD ve koalisyon
ortakları açısından büyük bir kayıptır. Bir diğer ifade ile Ramadi nin yeniden
IŞİD in eline geçmesi örgüt karşısında Irak yönetimi ve ABD nin yenilgisi
anlamına gelir.
Bu noktada Irak yönetimi ve ABD nin IŞİD ile neden başa
çıkamadığı sorusunun cevabı önem kazanıyor.
Çünkü bir anda ortaya çıkan, kısa sürede Musul u ele
geçiren ve Bağdat a doğru ilerleyişini sürdüren IŞİD e karşı ciddi bir ittifak
oluşturulmasına rağmen örgüt işgal ettiği yerlerden sökülüp atılamadığı gibi
ilerleyişini sürdürüyor. Çatışmaların başlamasından bu yana örgütün elinden bir
tek Kobani alınabilmiş durumda. O da, bu yerleşim merkezinin tamamen işgal
edilmiş, yerli halkın Kobani yi terk etmiş olması sebebiyle ABD ve
yandaşlarının hava saldırıları ile IŞİD hedefleri tahrip edilmiş, Kobani yi
savunacak bir güç kalmamıştı. Böyle olunca da Peşmerge birlikleri boşaltılmış
şehre girdiler. IŞİD de aslında cephe genişletmemek için burada fazlaca
direnmedi. Irak ve Suriye deki gelişmeleri başından bu yana
değerlendirdiğimizde önce Irak ı işgal eden ABD ve ortaklarının ortada tek
parça bir Irak bırakmamış olmalarını, Irak ı üçe bölme planına uygun hareket
ettiklerini unutmamak gerekiyor. Irak ın daha ilk işgal günlerinde Büyük
Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde üç parçaya bölüneceği biliniyordu. İlk
hamlede Kuzey Irak ta bir yönetim oluşturuldu ve bu yönetime kısa zamanda tam
bağımsızlığına kavuşacağı sözü verildi. Geriye Irak ta Sünni ve Şii olmak üzere
iki bölgenin daha oluşturulması kaldı. İşgalin ardından iş başına getirilen
Irak yönetimi de kötü idaresi ile çanak tuttu ve Sünnilerin Şiilere güveni
kalmadı. Böyle olmasaydı Musul kısa bir sürede IŞİD in eline geçebilir miydi
Çünkü Irak ta iş başına getirilen Şii yönetim mezhepçilik yapmış Sünniler
başlarının çaresine bakma ihtiyacı duymuşlardır. Sonuç olarak bir merkezi
yönetim olsa da içi boş yönetim kalmıştı. Bu bakımdan Irak yönetiminin IŞİD ile
başa çıkması mümkün değildi. Bunu gören ABD ve ortakları devreye girdiler, Irak
yönetimine destek olmaya çalıştılar. Ama karadan asker göndermeyerek kara işini
Peşmergelere ve Irak yönetimine havale ederek hava saldırıları ile desteklerini
sürdürdüler. Bu ise IŞİD in önünü kesmeye yetmedi. Görünen o ki, Irak ın
parçalanmasını IŞİD eliyle gerçekleştirecekler. Böyle bir ortamda terör örgütü
ile Irak yönetiminin niçin başa çıkamadığını sormak doğru olmaz. Kaldı ki
ABD de Irak yönetiminin ülkenin bütününe hâkim olmasını istemiyordu.
Peşmergelere verilmiş bağımsız devlet sözü vardı ve nihai hedef Irak ın üçe
bölünmezsiydi. Aynı şeyleri Suriye için de söylemek mümkün. Çünkü Suriye nin de
üçe bölünmesi öngörülüyor. Siyonistler istiyor ABD ve yandaşları da uyguluyor.
Türkiye nin payına da 2 milyon sığınmacı düşüyor. Bu
arada Irak taki Türkmenlerin Türkiye tarafından yalnız bırakıldıkları duygusuna
kapılması işin cabası. Bunun adı da başarılı dış politika oluyor. Bir an evvel
sürdürülen dış politikanın Türkiye nin aleyhine, ABD nin planlarına hizmet
ettiğini görmek gerekiyor.