Ba?de harab-ül Basra

Abone Ol

Soma da 301 işçinin öldüğü faciadan sonra yaşanan ihmaller

zinciri Uluslar arası Çalışma Örgütü nün (ILO) 176 numaralı Madenlerde

Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesini gündeme getirdi. Peki, şimdiye kadar aklınız

neredeydi Türkiye nin birçok bölgesinde farklı farklı madenlerde böylesi büyük

facia riski gözümüzün önündeyken, hükümet neden güvenlik tedbirleri noktasında

çok daha kalıcı ve yüreklerimize su serpebilecek nitelikte çalışmaları gündeme

getirmemişti. Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, Hükümet

isterse madenlerde ILO daki gereklilikleri anında hayata geçirebilir. ILO nun

istediği hassas şartların yerine getirilmesi için illa ki altına imza atmamız

gerekmiyor diyor.

Aslında ILO 176, madenler için bir devrim özelliği

taşımıyor İşverenlere bir sorumluluk getiriyor Bazı mali yüklerin altına sokuyor...

Yer altı madenlerde daha hassas olunmasını istiyor. Kabul etmeliyiz ki, İş

Sağlığı ve Güvenliği Kanunundaki düzenlemeler şu anda birçok işyerinde

yeterince uygulanmıyor. Denetimler doğru dürüst formlarda yerine getirilmiyor.

Soma Faciasının ardından basın toplantısı düzenleyen Maden İşletmesinin

Yetkilileri, defalarca İş Güvenliği Müfettişleri tarafından denetime tabi

tutulduklarını ve hiçbir aksaklığın ve eksikliğin ortaya çıkmadığını iddia

ediyorlardı.

Kabul etmeliyiz ki, bu ihmaller zincirinin halkalarına

teker teker bakmak ve aksaklık hangi noktadaysa, sorumluların yargı önünde

hesap verebilmesini sağlamak gerekiyor. Zayıf halka bir şekilde tespit edilmeli

ve yüreklerimize kor düşüren bu acının hesabı bir şekilde sorulabilmeli.

İş işten geçtikten, ortalık yangın yerine döndükten

yüreklerimize kaldıramayacağımız boyutta kor alevi düştükten sonra

işçilerimizin Kanunen Şehit Sayılması , Prim gününe bakılmaksızın yakınlarına

aylık bağlanması gibi prosedürler, hükümetin üzerindeki vebalin sadece bir

kısmıdır. Ocaktan sağ kurtulan işçilerin feryat ettiği konuların, teker teker

araştırılması ve Soruşturma Dosyasında yerini alarak, bu yangının müsebbibleri

noktasında çok farklı bir araştırma safhasının ortaya konulması gerekiyor.

Bir sorumuz daha var: Yukarda yazdığımız ILO 176 numaralı

Madenlerdeki Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi nin şimdiye kadar yürürlüğe

girmemesinin sebepleri de araştırılmalı ve geçmişe yönelik bir tarama

yapılmalıdır.

Örneğin, 263 kişinin öldüğü Kozlu daki grizu faciası 1992

yılında meydana geldi. Bu sözleşme o tarihlerden itibaren neden yürürlüğe

konulmamıştır AKP hükümeti, göreve geldiği günden itibaren bu sözleşmenin

esaslarına göre bir çalışma sisteminin oturması yönünde neden bir çalışma

yapmamıştır

Ben de bir madenci çocuğuyum Rahmetli babam, Türkiye Taş

Kömürü Kurumu nda ocaklara direk servisinin yapıldığı Direk Harmanı nda

çalışmaktaydı. Yerin altında değildi Ama yerin altının ne badirelerle dolu

olduğunu Zonguldak ta yaşayan herkes gibi biz de çok iyi bilirdik. Ocaklarda

küçük çaplı grizular ve göçükler meydana geldiğinde, Bu işin fıtratında var

zihniyeti devreye girer, algılarımızı dönüştürmeye çalışır, almadıkları

tedbirlerin faturasını kadere kesmeye çalışırdı. Oysa madenciliğin fıtratında

böyle bir şey yoktu. Avrupa da gerekli güvenlik şartları oluşmadığı zaman,

madencinin ve işçinin ocaklara girmediği açıkça ifade ediliyordu. Onlar,

canlarına böyle önem verirken, bizim ülkemizde neden kapitalizm hırsı güvenlik

şemsiyelerimizin önüne geçiyor.