Öğrenilmiş davranışları değiştirmek sanıldığı kadar kolay değildir. Bunun için öncelikle iç dünyanızda bir tadilat yapmaya ve eskileri atarak yerine daha iyisini koymaya karar vermiş olmanız gerekir. Ama çoğu zaman buna kör gururunuz engel olur ve değişime gidemezsiniz. Düşünürsünüz ve bazı davranışlarınızın çöpe atılması gerektiğine karar verirsiniz ama diğer taraftan bunu kendinize bir türlü yediremezsiniz.
Geçtiğimiz günlerde tam da bu konuyu özetleyen bir olayla karşılaştım. Yakınlarımdan bir bey, üniversitede okuyan oğlunu sürekli aşağılıyor, hakaret ediyor ve bu tavırlarını meşru gösterecek örnekler veriyordu. Arkadaşlarının yanında gencin, kilolarından tutun da aklının çalışmamasına, zihninin basmamasına kadar her türlü hakareti yapıyor ve “bir çocuğa yüz verirseniz bir daha önünü alamazsınız” diyerek kendini haklı çıkarmaya çalışıyordu. Oğul babanın bu tavırlarına alışıktı, “Liseye başladığımda bu sözler beynime atılan mermiler gibi tesir eder ve kendime olan güvenimi kaybederdim. Ama artık alıştım, değiştiremem ki babamı, o da babasından öyle görmüş, bunu terbiye sanıyor” diyor ve babanın tavırlarını büyük bir olgunlukla karşılıyordu.
Yine bir akraba ziyaretinde aile ile karşılaştık. Akrabalar bir araya gelmenin neşesi ile eskilerden konuşmaya başladılar. Her fırsatta oğlunu aşağılayan baba yine aynı tavırları ile hareket ediyor ve “bundan bir şey olmaz, evlenemez de, kilolar almış başını gidiyor sanırsınız ki elli yaşında…” diye başlıyordu söze….Aramızdaki kan bağına da güvenerek, “Allah sevginin potansiyelini sizin kalbinizde yarattı, keşke bunu çocuklarınızdan esirgemeseydiniz. Mesela oğlunuza “Benim oğlum dünyanın en özel ve en güzel insanı diyebilirsiniz. Bunun ona hiçbir zararı olmayacak, aksine ilişkileriniz daha da iyiye gidecek” deme cesareti gösterdim. Niyetimin onu rencide etmek olmadığını biliyordu o yüzden başını eğdi ve sustu.
Aradan bir hafta geçmişti, telefonla aradı ve ben oğlumu hep küçük gördüm şimdiden sonra ona daha farklı davransam, özel cümlelerle hitap etsem faydası olur mu Diye sordu ve şöyle devam etti. “Biz babamızdan böyle görmüşüz ama ben çocuklarına sevgilerini gösterebilen babalara çok imrenmişimdir, çünkü büyüklerden gördüğüm gibi davrandıkça çocuklar benden uzaklaşıyorlar. Benim için çok zor olacak ama ona sevgimi ifade edebileceğim cümlelerle hitap edeceğim, en azından çaba göstereceğim” dedi.
Öğrenilmiş kalıplar, bir babayı o kadar zorluyordu ki, biricik yavrusu ciğer paresine sevgisini göstermekte büyük bir güçlük çekiyordu. Uzunca bir süre sonra bu yakınımı ziyarete gittiğimizde, bu konudaki tavrını değiştirdiğini ve elli yaşından sonra baba olduğunu bütün hücrelerinde hissettiğini ifade etmiş ve çocuklarından özür dilediğini eklemişti. Bu kadar hızlı bir değişime belki her kişi cesaret edemeyebilir ama bir baba eğer çocuklarım benim için dünyanın en değerli varlıklarıdır diyebiliyorsa bunu göze almalıdır.