Baba bir hırsız yakaladım…

Abone Ol

Trump’ın tweet diplomasisi son hızla devam ediyor. Her an, her dakika skandal bir açıklamaya muhatap olmak artık kimseyi şaşırtmıyor. Trump muhtemelen hiç kimseye danışmadan, o anki ruh hali neyse onu yansıtmakta bir beis görmüyor. Sonu nereye varır, sonuçları hangi olumsuzlukları beraberinde getirir gibi soruları dikkate almıyor.

Bu zamana kadar sosyal medyanın toplumlar üzerindeki etkisi ile ilgili çok yorumlar yapıldı ama böylesi ile dünya daha önce karşılamamıştı. Şimdilerde Trump Twitter’dan devlet yönetmenin ne demek olduğunu bütün dünyaya gösteriyor.

Ne yönetimde ciddiyet, ne geçmiş kaygısı Trump’ın kitabında yazmıyor. Onun iki hedefi var; öncelikle başkanlık dönemini azledilmeden geçirmek, diğeri ise ikinci dönemde de başkan olarak kalabilmek. İşte her attığı adımda bunları sağlama almaya çalışıyor.

Malum Trump Suriye’den çekilme kararı aldı. Bu açıklama ile birden Türkiye’de zafer naraları atılmaya başlandı. Oysa bu açıklamaya teenni ile yaklaşmak daha doğru bir davranış olurdu. Kendi ülkesinde bile günde kaç kez yalan söylediği, göreve geldiği günden beri insanları ne kadar aldattığına dair istatistikler yayınlanan Trump’ın, bu açıklamasına gereğinden fazla önem atfetmenin ne denli yanlış bir çıkarım olduğu çok geçmeden böylece anlaşılmış oldu. Önce, “Çekileceğiz ama bunun hemen olacağını söylemedim” dedi. Sonra içerdeki dengeler kendisini sıkıştırınca şimdi de tehditlerle Suriye’de aslında kalıcı olduklarını göstermeye çalışıyor. “Türkiye PYD/YPG’yi vurursa ekonomik olarak onları mahvederiz” diyor. “Onlar da Türkiye’yi provoke etmesin” diye ekliyor. İyi de açıklamasında örgütlerden bahsetmedi. Kürtler demişti diye düşündüğünüzü biliyorum. Bunu kasten yaptım. Bu coğrafyada ne Türklerin, ne Kürtlerin, ne Arapların, ne de şu veya bu mezhebe sahip olanların Trump dâhil hiçbir yabancının himayesine ihtiyacı yoktur. Ortada bir sorun varsa -ki var- bu coğrafyanın insanları kendi problemlerini çözebilecek iradeyi kendileri ortaya koyabilirler.

Bunun yanında Trump bu açıklamasıyla bölgedeki etnik kimliklerin arasına pimi çekilmiş el bombalarını usturuplu bir şekilde atmaya devam ediyor. Sonra 32 km güvenli bölge oluşturmayı teklif ediyor. Yani bir anlamda Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi Suriye’nin kuzeyinde de fiili bir durum inşa etmeye çalışıyor. Çekileceğim demiş olmam haritaları yeniden çizme arzumdan vazgeçtiğim anlamına gelmez demek istiyor.

Biliyorum bu sorunun kimilerine göre bir anlamı yok ama ben yine de sormak istiyorum.

Irak’taki komşuluğundan çok mu memnun kaldık ki, Amerika’yı Suriye’ye davet ettik?

Hani bir hikâye anlatılır da, ‘Baba bir hırsız yakaladım, oğlum getir. Gelmiyor. Bırak gitsin... Gitmiyor...’ denir ya galiba işte tam da bu noktadayız.