Defalarca şampiyonluk yaşamış bir büyük takımın, bir büyük camianın sezona hazırlanırken A ve B planları eksiksiz olmalıdır. Tabii diğer tüm takımların da böyle yönetimsel ve taktiksel planları çantalarında yer almalıdır. Hadi bilemedin C planı da, zararın neresinden dönülürse kârdır denilerek bir köşede tutulmalıdır. Daha başka plan yapılamaz ve planlara harf verilemez! Yani bir takımın, bir teknik adamın A, B, C, Ç, D, E, F, G, Ğ, H, I, İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, Ş, T, U, Ü, V, Y, Z gibi alfabenin tüm harflerini kapsayacak planları olamaz. Olursa zaten orada bir yanlışlık vardır demektir. Tutarsızlık vardır demektir. A olmadı B, olmadı C, o da olmadı D, dur len bu tutar belki D, o da tutmadı E… Eeee!
Ben açık konuşmayı, dobra konuşmayı severim. Beni bilen bilir. Bilmeyenler de kendisi gibi bilir! Ben alaylı olarak kendimi yetiştirmeye çalıştım. Gazete ve gazeteciler halkın yararı için vardır ve o yolda çaba sarf ederler. Doğru, yapıcı ve yerinde eleştiriler ile kişi, kurum ve kulüplere yön verirler. Kimseden yana olmazlar, birilerinin de kimsenin yanında olmasını istemezler. Haksızlık karşısında susmak ya da görmezden gelmek “kara kaplı defterlerinde” yazmaz. Ben böyle gördüm, böyle okudum ve bu şekilde kendimi yetiştirmeye çalıştım. Birilerine A ve B planı olduk. Kervan yolda düzelir diyenlere yazılarımızla yön verdik. Yorumlarımızda ve yazılarımızda uyardık. “Ben lafı ortaya koyarım beğenen alır, beğenmeyen bırakır kaçar!” (Bu paragraf bundan böyle. Burada kalsın.)
Şimdi, şampiyonluğu son haftalarda aldığı sonuçlarla Başakşehir’e kaptıran Trabzonspor yönetimi bir acemilik daha yaparak, takımı alt yapı sorumlusu Eddie Newton’a teslim etti. Bu yanlıştan dönen yönetim takımın başına Abdullah Avcı’yı getirdi. Avcı, önce takımı taktiksel değişime soktu. Sonra da bu taktiğine uygun transferler ile takıma sınıf atlattı. Yani kolay olmadı ve planlar tıkır tıkır işledi. Tabii yönetim de hem idari hem siyasi olarak doğru hamleler yaptı. Burası Türkiye ve maalesef Türkiye’de işler bu şekilde yürüyor. Çünkü hükümetin ve bu sistemin Trabzon ayağı çok güçlü ve bu da Trabzonspor’un saha içi ve saha dışı performansına Avcı’dan sonra büyük ivme kazandırıyor. Şampiyonluğa oynayan ve şampiyon olmuş her takımın böyle dönemleri olmuştur. 3 büyüklere “mazbatayı veeer” nedeniyle VAR doğraması, Fenerbahçe’nin şike davası ve Trabzonspor’un “kupamı ver” için siyasi rüzgârlar esmiştir. Fenerbahçe ve dönemin başkanı beraat etmiş, Trabzonspor için şampiyonluk yolu her türlü engelden arındırılmıştır. Türk sporu ve futbolu bu gereksiz siyasi hareketlerden ve bu fasit daireden kurtulamamıştır.
A planına sadık kalan ve Abdullah Avcı’nın çizgisinden çıkmayan Trabzonspor, en yakın takipçisi ve her türlü övgüyü hak eden Konyaspor’u göze hoş gelen gollerle yenerek artık yıllardır özlemini duyduğu şampiyonluk kupasının kulpundan tutmuştur. Kendisini zorlayabilecek Beşiktaş ve Fenerbahçe dev maçları için de gerekli puan avantajını da yakalamıştır. Çok iyi tanıdığım Avcı temkinli konuşur fakat o bile, “Şampiyonluk ışığını gördüm” demiştir. Gerçekten bu başarıda en büyük pay hiç şüphesiz Abdullah Avcı’nındır. Emeği geçen herkesi şimdiden tebrik ediyorum.
Haftalardır, hatta Fatih Terim takımın başında iken bile Avrupa maçları başarısı ligi unutturmasın Galatasaray düşme hattına doğru iniyor diye uyarmıştım. Acar Galatasaray muhabirleri bana yok kardeşim abartıyorsun diye cevap vermişti. Şimdi bakıyorum onlar da acaba demeye başladı. İşte ben tam bu sırada bu kez tersini düşünmeye başladım. Çünkü Antalyaspor haricinde Galatasaray’ın rakipleri de bir bir puan kaybediyor. Galatasaray, Kayseri maçında bulduğu pozisyonları golle sonuçlandırmış olsaydı bu potadan, bu konudan uzaklaştı diye yazabilirdim.
Beşiktaş artık sezonun bitmesini bekliyor bir hâl yaşıyor. Sanki uzay boşluğuna düşmüş bir uydu gibi nereye gideceği, hedefi ne belli değil. Sadece Türkiye Kupası kaldı.
Fenerbahçe de keza Beşiktaş ve Galatasaray gibi bir grafik çiziyor. Fakat unuttukları bir B planı daha var o da Avrupa maçları. Fenerbahçe Slavia Prag ile Konferans Ligi 16 Turu Play-Off maçları oynayacak. Mars ya, PSV, Liecester ve Celtic gibi takımlar var. Kalburüstü takımlar yok. Kupa kupadır. Final veya yarı final en azından takıma bir hareket bir hava getirir. Hani diyorum şu istifa seslerine bir ara verilse de, biraz destek, biraz motivasyon ve biraz da oyuncular sahaya kalitelerini yansıtsa güzel olmaz mı? Bu söylediklerim UEFA’da namağlup lider olup 16 Turu’na direkt gidip rakibini bekleyen Galatasaray için de geçerlidir.
Ayrıca geçtiğimiz haftalarda Gençlerbirliği-Ankaragücü derbisi oynandı. Kovid-19 nedeniyle deplasman maçına rakip taraftarlar giremiyor. Hadi onu anladık. Fakat bu maçı Ankaragücü dışında diğer passolig kartı olan taraftarlar da giremedi. Yani böyle bir derbiden futbolseverler mahrum kaldı. Bence alınan bu karar da yeniden gözden geçirilmelidir.
Öte yandan naklen yayın ihalesi ile süreç başladı. IMG ile işbirliği yapmak akıllıca bir seçim olmuş. Fakat özellikle büyük camiaları uyarıyorum “ağza bir parmak bal” işine dikkat!
A planı olmadıysa B planı vardır. Bence A planı iyileştirilip B planı ile yola devam edilmelidir. Zaman sana uymuyor ise, sen zaman uyacaksın. Her zaman bir umut ışığı vardır.