Azınlıklar demokrasisi ve halk

Abone Ol

Tek parti döneminde halka rağmen yapılan seçimlerin ne anlama geldiği, neler olduğu artık iyice biliniyor. 1. ila 2. Meclis serüveni Türk Siyasal yaşamının asıl yüzünü ortaya koyuyor aslında. Çok partili hayata geçtikten sonra oyun içinde oyun kuralı devam etti. Ruhu itibariyle İttihatçı gelenekten gelen CHP nin içinden çıkmış bir DP aynı izleğin bir devamı. İttihatçı Celal Bayar denetiminde bir DP. Halkın bu muvazaaya rağmen tavrını DP den yana koyması, sosyal baskının alttan dip dalgalar halinde sarsması, Menderes in bireysel çıkışı hayatına mal oldu. Ondan sonra oyunun kuralı değişti, yeni yüzlerle eski ruhun nasıl sürdürülebileceğinin yeni oyunları sahneye konuldu. Fötr şapkalı, elinde Kur an olan, Anadolu da cumaları camide görünen, cami çıkışlarındaki merdivenlerde fötr şapkasıyla halkı selâmlayan hilkat garibeli bir siyasal dönem. Aslında bu, mizahî bir tablo olarak da görülebilinir. Halk arasındaki bu görünüşüyle İttihat geleneğinin önemli prototipi Süleyman Demirel: Yeri zamanı gelince 260 kusur hüküm âyetinin Kur an dan çıkarılması gerektiğini öne sürecek kadar bir azınlık temsilcisi ve cesuru. 28 Şubat sürecinin ruh mimarı: Süleyman Demirel. Bu anlamda önemli bir kişilik. Nerede nasıl davranılacağını çok iyi ortaya koyan, koyabilen bir kıvraklık örneği. Bunun da bir zamanı vardı ve bir yerde bitmesi gerekiyordu. Onun yerine inşa edilecek yeni tiplerin

Demokrasi oyununda, oyunun kurallarını belirleyenler tek takımlı, tek bakışlı olduğundan işin iç yüzü çok da ortaya çıkmıyordu. Menderes örneği o tablo içinde küçük bir ayrıntı gibidir.

28 Şubat tan beri Türkiye demokrasisinin gerçek yüzü ortaya çıkmış bulunuyor. Buna "Azınlıklar demokrasisi" desek yeridir. Demokrasinin de farklı yüzlerinin olabileceğini bu süreç bize gösterdi. Erbakan Hoca nın siyasal mücadelesi, Millî Görüş siyasal düşüncesinin devreye girmesiyle demokrasinin rengi değişmeye başladı. Aslında Türkiye demokrasisinin oluşundan beri sorunları olduğunu herkes biliyordu.

İttihatçı geleneğin çöküş süreci veya asıl yüzünün ortaya çıkışı, Millî Gazete deki ayet vurgusuyla çok şeyi açıklamaya yetiyor: "Hak geldi batıl zail oldu". İşin asıl yüzü burada gizlidir. Demokrasi oyununun çeşitlerinin olduğunun ortaya çıkması. Aslında Filistin seçimleri bunu çok açık ortaya koydu. Halkın demokrasisi ile egemen güçlerin demokrasisi farklıymış. Şimon Peres ın Filistin seçimlerinden önce, "Hamas seçimi kazanırsa, dünya Filistin e ambargo uygulayacak" ifadesi işin rengini ortaya koyuyor. Egemen güçlerin demokrasi anlayışı 28 Şubat tan beri Türkiye de asıl yüzünü ortaya koydu. Halkın tercihlerinin bir önemi olmadığını gösterdi, gösteriyor.

Şu anda egemen güçlerin doğrultusunda, İslâmi düşünce geleneğinden çok uzak olan bir iktidara bile tahammül edilemiyor. Halkın tercihleri de önemli değildir. CHP şu andaki temsiliyle ancak %20 lerde. Fakat bürokrasiyle birlikte ortaya konulan tabloda egemenliği ellerinde bulundurma gibi bir rol üstlenmiş bulunuyorlar. Bu, tıpkı Suriye deki azınlık iktidarı gibi bir yönetim tarzı olsun isteniyor. Böyle olunca da halkın yönetimi denilen, bir demokrasi anlayışı yadsınacak, gerekirse geçmişte kimi zaman olduğu gibi demokrasi rafa kaldırılacak, yeni bir yönetim tarzı oluşturulacak. Mevcut iktidar Menderes dönemi örneğinde olduğu gibi sosyal baskı sonucu %75 lik büyük çoğunluğun desteğiyle çıkan bir yasaya bile tahammül edilemiyor.

Burada çıkan sonuç şu: Türkiye demokrasisi için yeni bir tanım gerekiyor. Azınlıklar egemenliğinde demokrasi, bürokrasi demokrasisi, Fransız jakobenlerinin demokrasisi, halkın iplenmediği bir demokrasi, darbeler demokrasisi vs. Bunları çeşitlendirebilir ve çoğaltabiliriz.

"Egemenlik kayıtsız şartsız kimin " Halkın mı, sıraladığımız egemen güçlerin mi

Türkiye demokrasisi ile ilgili geçenlerde Abede gizli belgelerinde 1970 li yıllara ilişkin belgeler ve olanlar üzerine yazacaktım. Konu ortamın gerilimiyle buraya kaydı.

Her neyse işte Türk demokrasisi bu, bu kadar ve böyle. Bazan anayasalar da yetmiyor. Anayasalar üstü, halk üstü demokrasiler de oluyor.