AZGINLIKLAR, onları işleyen bir toplumun üzerine azab ve
musibet inmesine sebep olur. Azab geldi mi, genel gelir, yaş da kuru da payını
alır. Günah işlemeyen, azgınlık yapmayanlara da mı iner Evet, çünkü onlar,
Allahın gazap ettiği kötü çirkin necis şeylerini önlemek, kınamak için
çalışmamışlar, nehy-i münker yapmamışlardır.
Azgınlıklar nelerdir .. Birkaçını sayayım: Kadınların ve
kızların gayr-i meşru sekse ve şehvetlere alet edilmesi Toplumun bir kısmının
seks manyağı haline getirilmesi, gelmesi Müstehcen yayınların tabiî görülmesi,
bunların önlenmeye çalışılmaması, yapanlara ceza verilmemesi Her türlü
piyangoculuğun, lotaryacılığın, talih oyunlarının, kumarın serbest veya yarı
serbest olması Müstehcen yayınlar yüzünden azanların, kadınlara ve kızlara
tecavüz etmesi, tâciz vak alarının yaygınlaşması Bütçelerin hortumlanması
Rüşvetin yaygın hale gelmesi Saçı bitmedik yetimlerin haklarının yenmesi
Zinanın, ribanın, binanın anormal şekilde artması İslama, Kur ana, Resulullaha
(Salat ve selam olsun ona), Şeriata pervasızca ve hayasızca saldırılıp hakaret
edilmesi
İki büyük cihan devletine, Doğu Romaya ve Osmanlıya
pâyitaht olmuş İstanbul, Türkiye nin değil, dünyanın tacı bir şehirdir. Bu
şehir bize 1453 te emanet olarak verilmiştir. Günümüzde maalesef İstanbul
azgınlıklar, suçlar, ahlaksızlıklar, terör şehri haline gelmiştir. Cahiller ve
gafiller benim muhatabım değildir, ibret basiret hikmet sahiplerine hitap
ediyorum: 1453 ten bu yana bu şehirde bugünkü kadar yoğun fısk fücur günah
işlenmiş midir
Bugün, açık veya yarı kapalı işlenen bunca günah azaba
sebep olmaz mı
Bunca Müslüman var, onların yeterli kısmı niçin emr-i
mâruf ve nehy-i münker yapmıyor
Bu farzı eda edecek hürriyet var, imkan var, medya
organları, sivil kuruluşlar var ama gereği gibi ve yeteri kadar yapılmıyor.
Yakın tarihimizdeki vesayet diktatörlüğü rejimlerinde
büyük baskılar vardı, rejim terörü vardı. Emr-i mâruf ve nehy-i münker
yapılamıyordu. Ses çıkaranı eziyorlar, ağır ceza mahkemelerinde laikliği
çiğnedin suçuyla muhakeme edip ağır hapis cezaları veriyorlardı.
Artık bu baskılar, bu terör, bu sindirmeler yok ama
mutlaka emr-i mâruf ve nehy-i münker yapması gerekenlerin büyük kısmı susuyor.
Bırakın emr-i mâruf yapmak, bazı yarı mühtedi İslamcılar,
bozuk düzenin haram rantlarına saldırıp ganimet devşiriyor.
Şu hususu da belirtmek isterim: İslam, insanların özel
hayatlarının, gizli günah ve ayıplarının tecessüs edilmesine izin vermez.
Günahlar, isyanlar, fısk ve fücurlar açıkta, açıkça, küstahça, pervasızca,
meydan okurcasına işlenirse harekete geçmek gerekir.
Bir İslam toplumu emr-i mâruf ve nehy-i münker farzını
bilkülliye toptan terk ederse azaba layık olur.
Emr-i mâruf ve nehy-i münkerin üç derecesi vardır:
Kalben iyilikleri istemek, kötülüklere buğz etmek
geneldir, her Müslümana farzdır. Bu, imanın asgarîsidir, en azıdır.
Elinde imkan, salahiyet olanların emr-i mârufu ve nehy-i
münkeri fiilen yapmaları gerekir.
Ulema, fukaha, ziyalı Müslümanlar, kalem sahipleri bu işi
lisanen (söz ve yazı ile) yapmakla yükümlüdür.
Kimseyi ürkütmek, üzmek, tedirgin etmek istemem ama
bugünkü yaygın ve yoğun azgınlıklar ve günahlara karşı emr-i mâruf ve nehy-i
münker yapmayan Müslümanların üzerine azab inmesinden korkuyorum.
05.05.2016