Gaz ve petrolün en büyük savaş nedeni olduğunu umarım bir kez daha yaşamak zorunda kalmayız. Zira Kafkaslar yeniden ısınıyor. Üstelik ısınacağına dair ilk haberi de bu köşeden 2 Temmuz‘da ‘Azerbaycan gazı verip Ermeni sorununu bitirecek‘ başlığıyla duyurmuştum. Salt bir yorum olarak deği! bazı önemli kaynaklardan elde ettiğim bilgiler dahilinde sonbaharda Kafkasların sıcak gelişmelere gebe olabileceğine işaret etmiştim."
Azerbaycan-Ermenistan gerginliğine sadece Dağlık Karabağ cihetiyle değil sebep-sonuç ilişkileri bağlamında bakıldığında gerçekler kendiliğinden ortaya çıkıyor. Hem enerji kaynakları hem de enerji güzergâhı olarak bölge önem arz ediyor. Rusya‘nın bölge ülkeleri üzerindeki etkinliğine paralel olarak ülkeleri birbiriyle kavgaya sürükleyen stratejilerini de unutmamak lazım.
Azerbaycan‘ın Rusya ile yaptığı doğal gaz anlaşması ve kapalı kapılar ardındaki görüşmeler sonrası iki ülke daha fazla birbirine yakınlaştı. Böylece Rusya kontrolünde Ermenistan-Azerbaycan gerginliğine ramak kaldı. Ya anlaşacaklar ya da dövüşecekler. Ancak sonrasında neler olacağını kestirmek zor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 5 ay önce Rusya ile yakınlaştığı günlerde, Ermenistan‘ı Karabağ topraklarını terk etmesi için çok ağır bir dille uyarmıştı. Almanya‘da yapılan ikili görüşmenin olayların çözümünde nasıl bir yol haritası ortaya koyacağı henüz bilinmiyor. Ama bu görüşme öncesi Aliyev‘in yaptığı açıklamalardaki kararlılığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın Amerika ziyareti çözümü hızlandırabilir.
Fakat bu coğrafyada en etkin gücün Rusya olduğunu unutmadan diplomasi ve enerji oyununu iyi oynamak Türkiye‘nin birinci görevi. Azerileri Karabağ sorunuyla tanıştıran Rusya olduğuna göre çözüm için mutlak surette bir beklentisi olacaktır. Bu sebeple Temmuz‘da ‘Rusya, Azeri gazını aldığına göre Kafkaslarda yeni bir çatışmaya hazır olalım‘ diye bu köşede not düşmüştüm.
Evet, Rus desteğiyle Azerileri alt eden Ermenilerin karşısında Rusya‘nın desteğini alan ve ordusunu güçlendiren Azerbaycan var. Ama henüz diğer oyuncular belli değil. Dolayısıyla Türkiye‘nin bu gelişmelere sadece Nabucco Doğal Boru Hattı ve gaz pazarlığı odaklı dar pencerelerden bakmaması lazım gelir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) yıllardır neden ayak sürüdüğünü de iyi araştırmak.