Dünyanın neresinde bir çatışma ve işgal varsa bu çatışmada eğer Haçlıların yandaşları dayak yiyor, geriliyorsa Haçlıların aklına hemen ateşkes ve meselenin masada çözüme kavuşturulması geliyor. Libya’da Haçlıların maşası Libya’nın büyük bir bölümünü işgal etmiş özellikle de petrol bölgelerini darbeci Hafter, Haçlılar ile paylaşırken kimsenin aklına ateşkes gelmiyor, bir ülkenin parçalanmış ve işgal altında tutulmasından rahatsızlık duymuyordu. Ne zaman darbeci Hafter Libya’daki meşru hükümet güçleri tarafından darbe yemeye, bazı noktalardan sökülüp atılmaya başlayınca başta Rusya, Fransa ve ABD olmak üzere birdenbire akıllarına barış geldi, barışa ulaşmak için de taraflarının masada meselenin çözüme kavuşturulması çağrıları gelmeye başladı. Benzer durum en az iki defa Suriye’de Türkiye’nin terörden ve teröristlerden temizlenmesi için Türkiye’nin başlattığı hareketin teröristlerin kökünü kazımak üzere olduğu görülünce hemen yine aynı ülkeler Rusya ve ABD başta olmak üzere Haçlı ittifakı ateşkes ve meselenin müzakere yoluyla çözülmesi çağrısında bulundular. Hâlbuki Suriye’nin büyük bir bölümü Rusya ve ABD’nin desteği ile terör örgütlerinin kontrolü altındayken meselenin çözümünün masada olduğu söz konusu ülkelerin aklına hiç gelmiyordu.
Azerbaycan’ın yüzde 20’si Ermenistan tarafından yaklaşık 30 yıldır işgal altında. Aradan geçen bunca zamana rağmen ne BM’nin Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi kararının uygulatılması akla geldi, ne de ciddi bir tepki gösterildi. Bu arada Azerbaycan 2016’da Ermenilerin sivillere yönelik saldırıları üzerine harekete geçmiş, Ermenilere haddini bildirme noktasına gelmişken yine ABD, Rusya ve Fransa birdenbire meselenin diplomatik yollardan çözülmesi gerektiğini hatırladılar. Hâlbuki özellikle ABD, Rusya ve Fransa tarafından Ermenistan-Azerbaycan sorununa çözüm bulmak için oluşturulan Minsk Grubu bugüne kadar hiçbir etkinlik göstermemiş, Ermenistan’a karşı bir yaptırım uygulamamış, bırakın yaptırım uygulamayı böyle bir durumu düşünmemişken, Azerbaycan bu defa Ermenilere haddini bildirmeye başlayınca akıllarına meselenin barış yoluyla çözülmesi geldi. Yani, Azerbaycan işgal edilmiş topraklarını geri almaya başlayınca rahatsız oldular. İşgal altındaki Azerbaycan topraklarının özgürlüğe kavuşturulması gerektiğini hiç akıllarına getirmeyenler Ermeniler sıkışınca, Suriye’de terör gruplarının kökünün kazınması noktasına gelindiğinde ateşkes ve barışı hatırladıkları gibi aynı durumu bu defa da Azerbaycan-Ermenistan saldırılarında Azerbaycan ilerlemeye başlayınca belli ki canları yanmış durumda. Hemen şartsız tarafları masaya çağırıyorlar. Hâlbuki çatışmaları ilk başlatan Ermenistan. Sivillere yönelik saldırılarında insanlar hayatını kaybederken seyretmeyi tercih eden Rusya, Fransa ve ABD’nin adamları bu defa köşeye sıkışmak üzere olunca birdenbire Ermenistan’ın imdadına yetişmek için ateşkes çağrıları yapmaya başladılar. Hâlbuki geçmişte çeşitli kereler Ermeniler Azerbaycan’a karşı saldırıda bulundular, yüzlerce sivili öldürdüler ama sözünü ettiğimiz ülkelerde Ermenistan’a karşı bir kınama bile gündeme gelmedi.
İşte bu gerçekler sebebiyledir ki, mevcut dünya düzeninin değişmesi gerektiğine vurgu yapıyoruz. Bu düzen aynen devam ettiği sürece Haçlıların dünyayı sömürüsü devam edecek, bir de dünyanın gözünün içine baka baka sömürgeciler kendilerini hiç utanmadan barıştan, özgürlüklerden yana göstermeyi sürdürecekler. Bu yalan rüzgarına karşı mazlumlar harekete geçmediği sürece yalancılar barışçı; sömürgeciler hak ve hukukun savunucu görüntüsünü sürdüreceklerdir.