Az Olmak Önemli Değil Doğru Olmak Önemli

Abone Ol

Bin tane bozuk yumurtan olacağına bir tane taze yumurta daha faydalıdır.

Bir salon dolusu karanlığı bir kibritin alevi, küçük bir ışık aydınlatır.

Karanlığın çokluğu küçücük ışığı korkutamaz.

Işık gelince karanlık kaçar.

Mekke’de Ukaz fuarında herkesin putperest olduğu bir ortamda kenarda köşede kalmış marjinal bir adam olan, Kuss bin Sâide, kızıl bir devenin üstünde, polis müdahalesi de olmadan şu bildirisini okuyor:

“Ey halk! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur, olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar, analarının babalarının yerini tutar. Sonra hepsi mahvolup gider. Vak’aların ardı arkası kesilmez. Hemen birbirini doğurur.

Kulak veriniz, dikkat ediniz. Gökte haber var. Yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir ferş-i eyvân, gökyüzü bir yüksek tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar, yoksa orada bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar

Yemin ederim, Allah’ın indinde bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir. Ve Allah’ın bir gelecek Peygamberi vardır ki gelmesi pek yakın oldu. Gölgesi başımız üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki Ona iman edip, O dahi ona hidayet eyliye... Vay o bedbahta ki, Ona isyan ve muhalefet eyleye. Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere!

Ey mesut cemaat! Hani babalar ve atalar Hani müzeyyen kâşaneler ve taştan evler yapan Ad ve Semûd Hani dünya malına mağrur olup da kavmine “Ben sizin en büyük Rabbinizim!” diyen Firavun ile Nemrud Onlar size nispetle daha zengin, kuvvet ve kudretçe sizden üstün değil miydiler

Bu yer onları değirmeninde öğüttü; toz etti dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp kaldı. Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın onlar gibi gaflet etmeyin, onların yoluna gitmeyin.

Her şey fanidir, bâkî ancak Cenab-ı Hakk’tır ki birdir, şerik ve naziri yoktur. Tapılacak ancak O’dur. Doğmamış ve doğurmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bize ibret olacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var ama çıkacak yerleri yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Şunu sezdim ki âmmeye olan bana da olacaktır. (Kısas-ı Enbiyâ’dan Ahmet Cevdet Paşa tercemesiyle. Orijinal metin için bak: Beyheki, Delail-ün-Nübüvve 2/101-104)

Bu bildiriyi dinleyenler arasında Sevgili Peygamberimiz de var ama daha kendisine peygamberlik görevi verilmemiş.

Sevgili Peygamberimize peygamberlik görevi verildikten sonra, Müslüman olan İyad kabilesi, Efendimizin yanına geldiğinde Kuss bin Saide’yi sormuş öldüğünü söylemişler. O konuşmasını hatırlayan olup olmadığını sormuş hepimizin ezberinde demişler ve biri bu konuşmayı olduğu gibi nakletmiş. Efendimiz de “Beni gönderen Allaha yemin ederim ki, Kuss, ahirete iman etmişti” buyurmuş. (Senedine söz edilen bu hadis için bak, Beyheki, Delail-ün-Nübüvve 2/101-104)

Dinime dahledenlere, onu yok etmek isteyenlere Tevbe süresinin şu iki ayetini bildiri olarak sunarım.

“Sizden öncekiler gibisiniz; onlar, kuvvetçe sizden daha güçlü idiler. Mal ve evlat yönünden daha çok idiler. Onlar, nasip¬leri kadar faydalandı¬lar. Sizden önceki¬lerin nasipleriyle faydalan¬dıkları gibi siz de nasibinizden faydalandınız. (Batıla) da¬lanlar gibi siz de (batıla) daldınız. İşte onlar, amelleri dün¬yada ve âhirette boşa gi¬denlerdir. İşte onlar zarara uğrayanla¬rın ta kendileridir.”

“Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad, Semud, İbra¬him’in kavmi, Medyen halkı ve Mü’tefikat’ın (Lût’un darmadağın olan kavminin) ha¬beri gelmedi mi Onlara peygamberleri açık delil¬lerle gelmişlerdi. Allah onlara zulmetmedi. Ancak onlar ken-dilerine zulmetmişlerdi.” (Tevbe süresi 69-70)

Sömürüp semiren, bütün mallar bizim olsun diyen, yedi milyarın hakkını tekeline almak isteyen, karşı gelenleri gerici yobaz, terörist yaftasıyla sonsuza değin susturmaya çalışanlar bilsinler ki, bunu tarihte kimse başaramamış.

Tek başına da olsalar, marjinal de kalsalar, doğru yolda yürüyenler, menzili maksuda ulaşmışlar.