Ayvayı Yemek

Abone Ol

Beyaz ipekten, ortaları pembemsi ve şeffaf çiçeklerini açtığında yaz mevsiminin yakın olduğunu çıkarsadığımız bu güzel meyve, türkülerde “Ayva çiçek açmış, yaz mı gelecek” diye diye umut bağışlar bizlere. Demek mevsim ilkbaharın sonlarıdır; gül, çiçek, börtü böcek mevsimi… Ve açmakta sarı, mor, pembe orman gülleri… Ve ötmekte guguk kuşları, acem bülbülleri… Koku dersen kabartmakta, titretmekte ergen gönülleri…

Gülgiller familyasındandır ayva. Latinler kendi aralarında Cydoniaoblonga derler ona. Anavatanı Anadolu’dur. Dünyada ayva üretiminde Türkiye birinci sıradadır. Türkiye ayva tüketiminde de birinci sıradadır denebilir. Halbuki işlenmemiş ayva tüketimi halk dilinde çok da tasvip edilen bir şey değildir. 

Ayvayı yemek, yani usulüne ve lüzumuna uygun yapılmayan bir işten kötü netice almayı tarif eden ifade… Hiçbir şekilde ekmek ayvası tüketimini nitelemiyor. Oysa ayva yendiğinde gayet lezzetli, doyurucu ve envai çeşit yararları mündemiç bir meyve…  Ayva çocukların sağlığını koruyan, büyümesini ve gelişmini hızlandıran, tırnakları güçlendiren, nezleye ve gribe iyi gelen, damar sertliğini önleyen muazzam bir meyvedir. Ayvayı yemek bu lezzetlerden, faydalardan hiç birine dokunmuyor. Olumsuz bir durumu, bir neticeyi bildiriyor. Rivayete göre gurbette çalışıp yaşayan bir ailenin evine bir gün hırsız girer. Ancak aile evde olmadığı için çalacak bir şeyler de bulamaz. Bu arada evde dolanırken buzdolabını açar ve buzdolabında ayva bulur. Hırsız üzgün bir şekilde ayvaları yemeye başlar. İlk ayvayı yiyip ikinciye geçtiğinde eve polisler gelir ve hırsızı evde suçüstü yakalarlar. Hırsız doğal olarak mahkemeye çıkartılır ve kendisini savunmaya başlar. Hakime evden bir şey çalmadığını sadece buzdolabında bulunan ayvaları yediğini, bu sebeple hırsızlık suçundan hüküm yememesi gerektiğini söyler. Hakim bu savunma karşısında hırsıza : “Eğer ki evde yakalandığında ayvayı yememiş olsaydın sana hırsızlığa teşebbüs suçuna uygun bir şekilde küçük bir ceza verecektim, ancak sen evdeki ayvaları yediğin için sana hırsızlık suçundan ceza vereceğim” der ve iyi bir ceza verir. Hikaye işte.

Millet olarak ayvasever bir görüntü arz ediyoruz. Öyle yaratılmış olduğumuz söylenemez elbette; tercihlerimizin, kararlarımızın, basiretsizliğimizin ve fetişlerimizin neticesi olarak ayvayı yemek deyimini üstümüze alıyoruz. Ayvanın yararına, zararına dair bir kaygıdan uzakta, doyasıya ama midemizle alakalı bir tasarrufa başvurmadan ayvayı yiyoruz içinden geçtiğimiz, içinde kalmak istemediğimiz şu zamanlarda. Çiçek açışından bile umut devşirdiğimiz ayvanın meyvesi, o meyvenin işlenmiş halleri; reçeli, marmelatı, hoşafı şüphesiz çiçeğinden daha lezzetsiz değil. Lakin bir deyim olarak ayvayı yemek ne kadar işimize gelebilir? Üstelik kendi isteğimizle olmayan bir yeyişten hangi tadı alırız?

Üreticilerden değil, muhtelif ayva tüccarlarından ve elbette tüketicilerden ayvaya yönelik methiyeler işitiyoruz. Bir yerde ayva yenmeye görsün, hemen ayvanın yararlarından, yenme sebeplerinden, yenmese bünyenin ayva ihtiyacını karşılayamamaktan kaynaklanan iflasına kadar her özellik dile getirilip ayva yemeye meşruiyet kazandırılıyor. Baskın bir dil bu, her haltın mazereti, mazeret olmaktan bile çıkarılıp haklılığa, yokluğu düşünülemeyecek denli mecburiyete evriliyor. Nihayet bu ekmek ayvası, yememek için direnenlerin, karşı koyanların dahi ağzına tıkıştırılıyor. Çiğnemekte güçlük çekiyoruz evet, sırtımıza vurulup, ardımıza geçilip hoplatmak suretiyle hazım sorunu da gideriliyor! Tüm şikayetler geri alınıyor böylece, memnun oluyoruz ve memnuniyeti dile getirmekle kalmıyor haykırıyoruz adeta! Ayva bizi seviyor mudur bilinmez ama biz ayvayı yemeye bayılıyoruz vesselam.

Sonra ne mi oluyor? Direnenlerin haklılığı belirginleşiyor. Göründüğü anda da bizzat ayva yemenin erdeminden dem vuranlarca sahiplenilip direnenlere karşı kullanılıyor. Haklılıklar da ayva tüketimini artırmak için kullanılıyor. Kullanıldıkça çoğalıyor, çoğaldıkça kullanılıyor. Vazgeçilmez oluyor insanlık için ayva. Mutlu olmak ayvayı yemekten başka nedir ki diye düşünüyorlar belki de. Yedikçe semiriyorlar, yedikçe kabızlaşıyorlar. Bir gün bu kabızlık son bulursa diye korkuyor insan.

Atamız Adem’in masum bir aldanışla yiyip, dünyaya gönderilişine sebep olan meyvenin elma mı yoksa ayva mı olduğuna takılsa mıydık? Cennetten çıkarılıp dünyaya gönderilmek matah bir şey olmasa gerek çünkü. Yoksa insanlık tarihi atalar kültünün insicamı olarak bir ayva yeme hikayesi midir? Uslarda deli sorular…