Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan‘ın başkanlığındaki bir cuntanın 2003 yılında hazırladığı öne sürülen darbe planının isminin ‘Balyoz‘ olması; 2006 yılında araçta kilitli kalan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çıkarılırken camının balyozla kırılmasını akıllara getirdi.
Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Aytaç, iki olay karşılaştırıldığında, balyoza sahip olan insanların, bunu iyiye de kötüye de kullanabileceğini gösterdiğini söyledi.
Balyoz Darbe Planı‘nda millete planlar kuran, milleti birbirine düşürmeye çalışan, kaos ortamı oluşturarak kendi çıkarlarının sürekliliğini sağlamak isteyen bir yapının söz konusu olduğunu vurgulayan Aytaç, "Biz de bu balyozla onu görmüş olduk. Sahip olduğunuz balyoz ise herkesi çivi olarak görüyorsunuz." dedi. CİHAN‘a konuşan Aytaç, Türk Silahlı Kuvvetleri‘ndeki yüzde 98‘lik bir kesimin ‘Artık yeter, Türk Silahlı Kuvvetleri böyle gösterilmemeli‘ deyip, elindeki bilgi ve belgeyi kamuoyuyla paylaşmasının geleceğin Türkiyesi adına önemli bir adım olduğunu kaydetti.
Kaos isteyenlerin, sağduyu denilen bakış açısıyla bakmalarını beklemenin ‘abesle iştigal‘ olacağını dile getiren Aytaç, askeri darbenin yapılamaması durumunda bütün bunların senaryo olarak kaldığını belirtti. Olaya, senaryo diye bakmanın yanlış olduğunu vurgulayan Aytaç, sivil insiyatifin ötesinde Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesini de altüst eden ve kendi düşünceleri çerçevesinde Türkiye‘yi şekillendirmek isteyen bir yapının ortaya çıktığına dikkat çekti.
"DTP‘nin kapatılması AKP‘nin kapatılmasının kurucu unsuru"
Demokratik açılımla ilgili ilk toplantının Polis Akademisi‘nde değil başka bir yerde yapılmasının daha iyi olacağını anlatan Aytaç, son 4 yıldır artık faili belli olan faili meçhullerin olmadığının altını çizdi. Terör örgütünün insan kaynağı, maddi kaynak bulmakta sıkıntı çektiğini dile getiren Aytaç, "Alabildiğine demokratik açılımı gerçekleştirirsek, OHAL, sıkıyönetim gibi şeyleri bölgeden uzak tutarsak, terörle mücadelede mesafe alınacağına inanıyorum. Doğu‘nun sürgün yeri gibi görünmemesi lazım." diye konuştu.
DTP‘nin kapatılmış olmasının, AKP‘nin kapatılmış olmasının adımlarının kurucu unsuru olduğunu savunan Aytaç, şöyle devam etti: "Keşke AKP de o süreç içerisinde CHP ve MHP ile birlikte DTP‘nin kapatılmaması için mücadele etmiş olsaydı. Bundan sonraki süreçte AKP‘nin kapatılması için adım atılabilir. Deniz Feneri bağlamında, partinin kapatılmış olması ve yeniden kaos senaryolarının Türkiye‘de olması için bir adım atılabilir. Ama demokrasilerde çareler tükenmiyor. Sadece türbanlıya, sadece benim gibi düşünenlere özgürlük değil; bütün herkesin, Hrant Dink‘in de Uğur Mumcu‘nun da Abdurrahman Dilipak‘ın da özgürlüğü diyecek olursak ve bütün herkesi kucaklayıcı bir yaklışım içinde olursak, o zaman Anadolu hereketi dediğimiz bu hareketin önünü açmış ve özgürlükleri de bütün her tarafa yaymış oluruz."